YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8586
KARAR NO : 2013/11184
KARAR TARİHİ : 24.04.2013
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
Hüküm : 3.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarakdavacıya verilmesine.
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davacı hakkında, tazminat davasına dayanak teşkil eden Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/140 Esas- 2010/197 Karar sayılı ceza dosyasında yapılan yargılama sonunda eyleminin TCK’nın 25/1. maddesi kapsamında olduğu belirtilerek ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiğinin, ve 5271 sayılı CMK’nın 144. maddesinde tazminat verilemeyecek kişiler arasında hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenlerin sayıldığının anlaşılması karşısında, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 24.04.2013 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ :
CMK’nın 144. maddesinde tazminat isteyemeyecek kişiler arasında “kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler” de sayılmıştır.
-2-
Bir kimsenin kusurluluğundan söz edebilmek için o kişinin kusur yeteneğinin bulunması, yani failin kusurlu davranabilme kabiliyetine sahip olması gerekir.
Kusur yeteneği (isnat kabiliyeti) doğruyu yanlıştan, haklıyı haksızdan ayırabilme ve buna göre davranabilme kabiliyetidir. Yani haksızlığı anlayabilme ve bu anlayışa göre davranabilme yeteneğinin bulunması gerekir. Bütün insanların kusur yeteneğine (isnat kabiliyetine) sahip olduğu kanuni karine olarak kabul edilmiştir. Bunun yanında ise bu kusur yeteneğini doğrudan kaldırdığına inanılan olgularda kabul edilmiştir.
Bunlar;
1- Belirli bir yaşın altında olanlar (Yaş küçüklüğü).
2- Akıl hastalığı olanlar.
3- Sağır dilsizler.
4- Geçici nedenler altında olanlar.
5- Alkol-uyuşturucu madde etkisi altında olanlar.
Kusur yeteneğini hiçbir işleme gerek kalmadan kaldıran bu beş halden birisinin bulunması halinde, CMK’nın 223/3-a son maddesi ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini kabul etmiştir. Yine aynı fıkranın b, c ve d bentlerinde diğer ceza verilmesini gerektiren haller sayılmıştır. CMK’nın 144. maddesi ise sadece isnat yeteneği ile ilgili olan CMK’nın 223/3-a maddesindeki “yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması” hallerde tazminat verilemeyeceğini kabul etmiştir. İşte CMK’nın 144/1-d. maddesinde belirtilen kusur yeteneğinin bulunmaması halleri olarak sayılan bu haller bakımından kanuna uygun olarak tutuklanan ve yakalanan kişiler hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde tazminat istenemeyeceği öngörülmüştür. Kusur yeteneği olmayan kişinin eylemi suç vasfını korumakta, sadece ceza hukuku açısından kişiye ceza verilmemektedir.
Dava konusu olay bakımından baktığımızda da sanık tutuklandıktan sonra bu isnat yeteneklerinin yokluğu nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmemiştir. Davacının yaşı büyük, akıl hastası değil, geçici nedenler altında olma, alkol veya uyuşturucu madde kullanma etkisi altında olma durumu yok. Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle verilen nihai karar için tazminat verilmemesinin sebebi kusurluluğu kaldıran olguların olup olmadığı ancak yargılama aşamasında belli olacak olduğundan baştan koruma tedbirinin uygulanmasının haklı olduğu gerekçesi vardır.
Davacının yargılandığı ceza davasında ise TCK’nın 25/1. maddesi gereğince “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.” denilerek hukuka uygunluk sebebi olan ceza sorumluluğunu kaldıran bir neden bulunmaktadır. Bu haliyle baştan beri hukuka uygunluk sebebi içinde bulunan tutuklanması ve yakalanması söz konusudur. Bu da haksız bir tutuklamadır. Yani kanunda belirtilen tutuklama koşulları baştan beri oluşmamış olduğundan yapılan bu haksız tutuklama nedeniyle tazminat verilmesi gerekir.
Tüm açıklanan bu nedenlerden dolayı davacıya tazminat verilmesini öngören mahalli mahkeme kararı yerinde olduğundan onanması gerektiğin düşündüğümüzden çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
…