YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/851
KARAR NO : 2023/4577
KARAR TARİHİ : 31.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1379 E., 2020/1251 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
Sanığın üzerine atılı suçun 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi gereğince avukatlık görevinin ifası sırasında işlenen suçlardan bulunduğu bu nedenle temyize tabi olduğu anlaşılarak yapılan incelemede,
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2020 tarihli ve 2020/135 Esas, 2020/241 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 24.12.2020 tarihli ve 2020/1379 Esas, 2020/1251 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.12.2021 tarihli ve 2021/27116 sayılı, temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz istemi;
Suçun unsurlarının oluştuğuna, sanığın cezalandırılması gerektiğine ve saire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mahkeme gerekçesinde;
”…Her ne kadar sanık … hakkında “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçundan cezalandırılması iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; sanık alınan savunmasında katılanın sükut ve huzurunu bozmak amacıyla aramasının olmadığını, aramaların tamamınının daha öncesinden yapmış oldukları anlaşmadan dolayı olduğunu beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, sanık, katılan ve tanık …’nın kullandıkları GSM hatlarına dair HTS kayıtları üzerinden alınan bilirkişi raporunda; sanığın kullandığını beyan ettiği … numaralı GSM hattı ile katılanın işyeri olan … Mülk Ofisi adına kayıtlı olan … numaralı GSM hattı arasında 05/02/2018-09/04/2018 tarihleri arasında toplamda 5 kez aradı arandı kaydının olduğu, yine sanığın beyan ettiği GSM numarası ile katılanın arandığını beyan ettiği … ve … Emlak Ofisine ait …- …- … numaralı hatlar arasında arama kaydının bulunmadığı, sanığın beyan ettiği numara ile tanık … adına kayıtlı olan … numaralı hat arasında sanığın tanığın kullandığı GSM hattını 25 kez aradığı ve 4 kez mesaj attığı, tanığın da sanığın kullandığı GSM numarasını 23 kez aradığı ve 3 kez mesaj attığının tespit edildiği, dolayısıyla belirtilen tarihlerde taraflar arasında karşılıklı iletişimin olduğu, sanık tarafından katılana yönelik tek taraflı aramanın olmadığı ve karşılıklı aranma arama kayıtlarının sayısının birbirlerine yakın olduğunun sabit olduğu, dosya kapsamında sanığın huzur ve sükunu bozmak gayesiyle söz konusu aramaları yaptığına dair delil bulunmadığı, ceza yargılamasının temel amacının hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olduğu, maddi gerçeğin her türlü şüpheden arındırılmış, somut, kesin, kati ve inandırıcı delillerle ispat edileceği, sanığın savunmasına karşılık toplanan deliller neticesinde söz konusu suçun sanık tarafından işlendiği konusunda her türlü şüpheden uzak ve kesin nitelikte delil elde edilemediğinden, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 Sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.
2.Katılan …; “Ben daha önce bu konu ile ilgili soruşturma aşamasında ayrıntılı olarak ifade vermiştim, o ifademin içeriği doğrudur, içeriğini aynen tekrar ederim, Ben sanıktan davacı ve şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır, Sanık beni de çok aradı, …’yı da çok aradı, sürekli arayarak bizi rahatsız ediyor, daha sonra sanık ile görüştüğümüzde 5.000 Euro para istedi, bu neden diye söylediğimde kur farkı diye söyledi, olay bundan ibarettir, sanık arayaraktan huzurumuzu bozup rahatsız etmektedir, daha sonra da haciz göndermiştir, hanıma ait olan yerden bilgisayarları ve eşyaları toplatmıştır, sanık dükkanı da arayarak …’nın da huzurunu bozmuştur, sanığa elden verdiğim paraları icraya da yansıtmamıştır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3.Sanık … savunmasında; “Ben daha önce bu konu ile ilgili soruşturma aşamasında ayrıntılı olarak ifade vermiştim, o ifademin içeriği doğrudur, içeriğini aynen tekrar ederim. Önceki ifademe ekleyeceğim bir husus yoktur. Ben tarafıma isnat edilen suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum, … benim müvekkilim olur, …’in alacağından dolayı … adına icra faaliyeti başlattık, …’in müşteki …’ten 18.000 Euro alacağı vardı bundan dolayı takibi başlattık, daha sonra … ve … geldiler ve sözlü bir şekilde ödemenin hangi tarihlerinde olduğunu kararlaştırdık, … daha sonra iletişimi … ile kurmamı söyledi, bende bu doğrultuda sürekli … ile iletişim kurdum, karşılıklı olarak birbirimizi aradık, ödemeleri zaten … yaptı, kesinlikle kişilerin sükut ve huzurunu bozmak amacıyla aramam olmadı, aramalarımın tamamı daha öncesinden yapmış olduğumuz anlaşmadan dolayı aramalardır, beraatımı istiyorum, Alınan bilirkişi raporu okundu, soruldu: Raporda aleyhe olan hususları kabul etmiyorum, karşılıklı olarak görüşmüştük, alınan raporda bu mahiyettedir” şeklinde beyanda bulunmuştur.
4.Tanık …; “Tanıklık yapacağım husus anlatıldı ve anladım. Ben daha önce bu konuda soruşturma aşamasında ayrıntılı olarak beyanda bulunmuştum, o beyanımın üzerinden uzun zaman geçtiği için tekrar okunmasını talep ediyorum, Ben şu an kendi yerimde çalışıyorum, kimsenin yanında çalışmıyorum, sanık ile müşteki arasında alacak verecek meselesi vardı, bu durum çok uzadı, sanık beni borcunuzu ödeyin diyerekten arıyordu, borcu olan kişi …’dır, aynı zamanda sanık, müştekiyi de arıyordu, sanığın aramalarından dolayı ben bazen rahatsız oluyordum, bana aramalar gelince ben bunu müştekiye arayaraktan bildiriyordum, bende sanığa bilgi dönüşü yapıyordum, sanık beni arayıp müşteki borcunu ödesin dediği zaman bende müşteki ile görüşüp aldığım bilgileri sanığa aktarıyordum, mesajlaşmamızın olup olmadığını hatırlamıyorum, Sanığın az önce alınan beyanı okundu, soruldu: Şahısların kendi aralarındaki anlaşma sırasında ben yanlarında yoktum, müşteki adına alınan ödemelerin çoğunu ben yapıyordum, olay tarihlerinde ben müştekinin yanında çalışıyordum, Tanığın hazırlık beyanı okundu, soruldu: Doğrudur, beyanlarım okununca hatırladım, aynen tekrar ederim, müştekinin bu olay ile ilgili hukuki işlemlerini ben yaptım, HTS analizine ilişkin bilirkişi raporu okundu soruldu: … numaralı hattı ben kullanırım, yapılan tespite bir itirazım yoktur, Sanık müdafii talebi üzerine tanıktan soruldu: Sanığın ofisine müşteki ile beraber gittik, orada borcun ne zaman ödeneceği ile ilgili konuşmalar yaptık, ancak müştekinin “ödemeleri … yapacak” tarzında bir konuşması olmadı, Katılanın talebi üzerine tanıktan soruldu: Doğrudur, müştekinin eşinin iş yerine gelerek haciz işlemleri olmuştur” şeklinde beyanda bulunmuştur.
5. 07.02.2019 tarihli Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 68215580-101-05-38 -2018/6375- AVK/7160 sayılı oluru ile şüpheli hakkında soruşturma izni verilmiştir.
6.Boğazlayan Ağır Ceza Mahkemesinin 08.02.2020 tarih ve 2019/90 Esas 2020/16 Karar sayılı kararıyla son soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunup bulunmayarak istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen tüm temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 24.12.2020 tarihli ve 2020/1379 Esas 2020/1251 Karar sayılı kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.
…