Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/15628 E. 2023/9977 K. 22.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/15628
KARAR NO : 2023/9977
KARAR TARİHİ : 22.11.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/540 E., 2023/317 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Alanya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2015 tarihli ve 2015/184 Esas, 2015/277 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ( 5237 Sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

B. Alanya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2015 tarihli ve 2015/184 Esas, 2015/277 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.09.2022 tarihli ve 2020/10292 Esas, 2022/9518 Karar sayılı kararı ile

” 1- Olay tarihinde baygın vaziyetteki sanığın yanında bulunan ve polis memurlarınca teslim alınan 1 adet enjektör üzerinde uyuşturucu madde kalıntısı bulunup bulunmadığına ilişkin ekspertiz raporu ile sanığın sevk edildiği hastaneden tanı ve tedaviye ilişkin tahlil ve raporların getirtilerek, duruşmada okunup tartışılmasının sağlanması, ekspertiz raporu yoksa rapor alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,

2- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilen 01/09/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa usulüne uygun tebliğ edildiğine dair belgenin dosya içerisinde denetime açık bir şekilde bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;

3- Suç tarihi olan 09/06/2014 tarihi itibarıyla yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun’la değişik TCK’nın 191/1. maddesinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak ” iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ” olarak düzenlendiği, TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca suç tarihi itibarıyla sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanması suretiyle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun’la değişik TCK’nın 191/1. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibarıyla sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun’la değişik TCK’nın 191/1. maddesi gereğince temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,

4- UYAP sisteminde yapılan incelemede, sanık hakkında tekerrüre esas alınan Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/820 esas ve 2012/958 karar sayılı ilamı ile hükmolunan hapis cezasının suç tarihinden sonra kesinleştiği ve tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, TCK’nın 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,

5- Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiş olan 5271 sayılı CMK’nın “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükmü bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararır verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranda indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının niteceleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

C. Bozma sonrası yapılan yargılama ile Alanya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2023 tarihli ve 2022/540 Esas, 2023/317 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısı “Olay tarihinde sanık …’in Saray Mahallesi Atatürk Caddesi üzeri Kale Market isimli işyerinin tuvaletinde baygın halde bulunduğu, sanığın alınan beyanında; Kale Market tuvaleti içerisinde kendisine eroin enjekte ettiğini, olay ile ilgili olarak hiçbirşey hatırlayamadığını, enjektörün kendisine ait olduğunu beyan ettiği, mahkemece yapuılan yargılama sonucu sanığın beraatine karar verildiği, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu anlaşıldığından, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ” ve kararın bozulması gerektiğini beyan ederek temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
” Her ne kadar sanık … hakkında olay tarihinde bir işyerinin önünde baygın halde bulunması üzerine uyuşturucu madde kullandığı şüphesiyle hastanenin acil servisine sevk edildiği ve sanık hakkında uyuşturucu kullanma suçundan (09/06/2014 ve ihlale konu 27/01/2015 tarihli her iki eyleme ilişkin) cezalandırılması istemiyle TCK 191. maddesi uyarınca kamu davası açılmış ise de; Yargıtay bozma ilamı uyarınca mahkememizce sanıktan ele geçen enjektörün uyuşturucu madde içerip içermediğinin tespiti amacıyla Antalya Bölge Kriminal polis labarotuvar Müdürlüğüne gönderildiği tanzim edilen 26/12/2022 tarihli rapora göre enjektörde uyuşturucu ve uyarıcı madde rastlanılmadığının tespit edildiği, ayrıca mahkememizce sanığın sevk edildiği hastanede tanı ve tedaviye ilişkin tahlil ve raporlarının getirildiği, ilgili raporların tıbbi bilgi içermesi üzerine hastaneye yeniden ayrıntılı müzekkere yazıldığı, hastanenin 20/03/2023 tarihli cevap yazısında sanığın 09/06/2014 tarihinde kişi market tuvaletinde yanında kanlı enjektör femoralven civarında iğne giriş izi ile birlikte bilinçsiz olarak bulunarak hastaneye getirildiğinin bildirildiği, 27/01/2015 tarihinde ise yine 112 ambulans ile sanığın hastaneye getirildiğinin bildirildiği, her iki başvuruda adli vaka olarak kabul edildiği ancak kişinin “yasa dışı ve kötüye kullanılan madde ve analiz izi yapılmamış olup başvurularına adli vaka olarak kabul edildiğinin mahkememize bildirildiği, tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın gerek dava açılmasının ertelenmesine konu 09/06/2014 tarihinde gerekse de erteleme eylemine ihlaline konu 27/01/2015 tarihinde tıbbi ve bilimsel olarak uyuşturucu madde kullandığına dair sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği” gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından; mahkemenin kovuşturma sonuçları doğrultusunda oluşan inanç ve takdirine göre, Cumhuriyet savcısının
temyiz sebepleri yerinde görülmemiş ve hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Alanya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2023 tarihli ve 2022/540 Esas, 2023/317 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.11.2023 tarihinde karar verildi.