YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15581
KARAR NO : 2023/23589
KARAR TARİHİ : 02.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/428 E., 2016/22 K.
SUÇ : Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 233 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; tanıkların yanlı beyanda bulunduklarına, suçun oluşmadığına, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şüphelinin, eşi ve üç çocuğu ile ortak ikametgahı terk ettiği, eşinin 3 çocuğu ile kiralık bir evde yaşadığı, eşi ve üç çocuğuna karşı aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu sebeple mağdur oldukları, şüphelinin 5237 sayılı Kanun’un 233 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan davada, sanığın atılı suçu işlediği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Sebebi Yönünden
Dosya kapsamı, sanık ikrarı, katılan ve tanıkların anlatımlarına göre, atılı suçun işlendiği ve sanığın mahkûmiyeti yönünde Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Sair Yönlerden Yapılan İncelemede;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesindeki ölçütler ve aynı Kanun’un 3 üncü maddesindeki “fiilin ağırlığı ile orantılı ceza verilmesi ilkesi” çerçevesinde somut olay açıkça irdelenerek, temel cezanın saptanması gerektiği gözetilmeden, dosya içeriğiyle uyumlu olmayan ” suçun işleniş şekli sanığın kast ve saiki, mağdurun içinde bulunduğu ruhsal durumu, katılanın 3 çocuğunun olması, kirada oturuyor olması,…” gibi maddedeki bazı ibarelerin tekrarlanması, zincirleme suçun artırma nedeni olan mağdur sayısının teşdit gerekçesi sayılması suretiyle, temel cezanın hakkaniyet ölçülerine uyulmayarak en üst sınırdan tayini,
2. Sanığın, eylemini, eşine ve çocuklarına karşı tek bir fiil ile gerçekleştirmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3.Sanığın lehe hükümlerin uygulanması talebinin, 5237 sayılı Kanun’nun 50 nci maddesindeki hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesini de kapsadığı gözetilerek, 5271 sayılı Kanun’nun 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu hususta kanuni dayanakları da gösterilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
4. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönleriyle,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8 nci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanık hakkında cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.11.2023 tarihinde karar verildi.