YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11380
KARAR NO : 2010/12526
KARAR TARİHİ : 12.07.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde kira parasının 1.1.2009 gününden başlayarak aylık 2.000 TL olarak tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kira parasının 1.600 TL olarak tesbiti cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; aylık 960 TL olan kira parasının 01.01.2009 tarihinden itibaren 2.000 TL olarak tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yeni dönemde kira paralarının ekonomik nedenlerle artmadığını, aksine azaldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; yargılama ekonomisi gözetilerek, yapılan keşifler sonucu düzenlenen üç ayrı bilirkişi raporunda belirlenen bedellerin ortalaması olan 1.600 TL nin aylık kira parası olarak tespitine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yanlar arasındaki kira sözleşmesi 19.10.2001 başlangıç tarihli olup, yeni dönem kira parasının 18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Y.İ.B.K. uyarınca hak ve nesafet ilkesine göre takdiri gerekmektedir. Bunun için öncelikle dava konusu kiralananın yeniden kiralanması halinde getireceği kira parası bilirkişiler tarafından belirlenmelidir.
Dava konusu yerin, serbest koşullarda getirebileceği kira parası usulünce saptandıktan sonra, bu kira parası dikkate alınmak suretiyle hak ve nesafet kurallarına göre hâkimce bir kira parası takdir edilmelidir.
Davada ise; üç defa bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de; mahkemece raporlara itibar edilmemiştir. Böyle bir durumda mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılıp oluşturulacak 3 kişilik (inşaat – mimar, hukukçu ve mülk) bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hak ve nesafet ilkesine aykırı bir yöntem izlenerek hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.