Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/4306 E. 2013/8550 K. 03.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4306
KARAR NO : 2013/8550
KARAR TARİHİ : 03.04.2013

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle Yaralama
Hüküm :TCK’nın 89/1, 89/2-b, 62, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkûmiyet

Taksirle yaralama suçundan, sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar (2000 TL dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizi mümkün, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL dahil) para cezaları 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin niteliktedir. Ancak, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.04.2011 tarih, 2010/7-262 esas, 2011/35 karar sayılı içtihatında belirtildiği üzere, mahkemelerce doğru uygulama yapıldığında temyiz incelemesine konu olabilecek bir eylemde, suç niteliği doğru belirlenmesine karşın, yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan bir cezanın verilmesi halinde, bu gibi hükümler, başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabileceğinden; Olay günü gece saat 01:05 sularında idaresindeki otomobille açık havada, aydınlatması mevcut meskun mahalde, iki yönlü, yüzeyi kuru, asfalt kaplama, tepe üstü, düz yolda idaresindeki otomobille seyir halinde bulunan ve olaydan bir saat sonra yapılan ölçümde 17 promil alkollü olduğu belirlenen sanığın, KTK’nın 54. maddesinde geçme yasağı olan yerler arasında sayılan köprü üzerinde, önünde seyreden aracı hatalı sollaması sonucu, karşı yönden idaresindeki otomobille seyir halinde bulunan katılanın otomobiliyle çarpışması şeklinde gelişen ve katılanın nitelikli şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan olayda bilinçli taksirin unsurlarının oluştuğu, doğru uygulama yapılması halinde sanığa verilecek cezanın 3.000 TL’nin üzerinde, kesinlik sınırı dışında kalacağı değerlendirilerek tebliğnamede, hükmün kesin olduğu gerekçesiyle red isteyen görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin kusura ve ceza uygulamasına; katılan vekilinin sair nedenlere ilişkin ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1.) Olay günü gece saat 01:05 sıralarında sanığın çift yönlü yolda, geçme yasağının olduğu noktada önündeki aracı hatalı olarak solladığı sırada, karşı istikametten gelen araçla çarpışması sonucu meydana gelen olayda, sanık hakkında TCK’nın 22/3. maddesinin uygulanmayarak eksik ceza tayini,
2.) Tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği kazada, katılanın nitelikli şekilde yaralanmasına yol açan sanık hakkında temel ceza tayin edilirken asgari hadden uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 03.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.