Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2012/28096 E. 2013/3673 K. 07.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28096
KARAR NO : 2013/3673
KARAR TARİHİ : 07.02.2013

Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık …’ın 5237 sayılı TCK’nın 86/2-3e, 35. maddeleri gereğince 4 ay 15 gün hapis ve 125/1-4 maddesi gereğince 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 58. maddesi gereğince cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair, Çeşme Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02.11.2011 tarih ve 2010/245 esas, 2011/401 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/07/2012 gün ve 189552 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre; tekerrüre esas alınan ilamlardan,
Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/88-297 sayılı kararına konu erteli 165 Türk lirası ağır para cezasının kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçtikten sonra sanığın söz konusu suçları işlemiş olması,
Çeşme Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/591 esas, 2006/131 sayılı kararına konu 900 Türk lirası adli para cezasının, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 305/1-son. maddesi uyarınca kesin olması,
Karşısında sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

I-Olay:
Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık … hakkında açılan kamu davalarında, Çeşme Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02.11.2011 tarih ve 2010/245 esas, 2011/401 sayılı kararı ile yaralamaya teşebbüs suçundan 4 ay 15 gün hapis, hakaret suçundan ise 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Çeşme Sulh Ceza Mahkemesinin 09/05/2006 tarihli ve 2005/591 esas, 2006/131 sayılı kararı ile Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin 13/05/2005 tarihli ve 2005/88 esas, 2005/297 sayılı kararları tekerrüre esas olduğundan, sanık hakkında TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verildiği, tebliğ edilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Mahkemece mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulamasına esas alınan ilamların, tekerrür şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı TCK’nın “suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı 58. maddesi;
“(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz…
(6) Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir…” şeklindedir.
Buna göre, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak yasa koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi koşulunu aramadığı halde, infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi halinde tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağını hüküm altına almıştır. Buna göre, beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkûmiyet halinde ise cezanın infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmekle tekerrür hükümleri uygulanmayacak, bu süreler cezanın infaz tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.
Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 gün ve 57-74 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için ilk hükmün kesinleşmesinden sonra ikinci suçun 1 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olup, ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin herhangi bir önemi bulunmamaktadır.
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 5219 sayılı Yasa ile değişik 1412 sayılı CMUK’nın 305/2 maddesinde “İki milyar liraya kadar (iki milyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler, temyiz olunamaz.” Aynı yasa maddesinin son fıkrasında ise “Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. Ancak haklarında 343. madde hükümleri dairesinde Yargıtay’a başvurulabilir.” hükümleri yer almaktadır.
İnceleme konusu somut olayda; mahkemece tekerrüre esas alınan ilamlardan ilkinin, Çeşme Sulh Ceza Mahkemesinin 09/05/2006 tarihli ve 2005/591 esas, 2006/131 sayılı kararı ile yaralama suçundan doğrudan hükmolunan 900 TL adli para cezasına ilişkin olduğu, bu para cezasının, 02/10/2006 tarihinde infaz edildiği anlaşılmaktadır Söz konusu mahkumiyetin, hüküm tarihi itibariyle 2.000 TL’yi lirayı aşmayan para cezasına ilişkin olması nedeniyle tekerrür uygulamasına dayanak oluşturmayacağı açıktır.
Mahkemece tekerrüre esas alınan diğer ilamın ise, Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin 13/05/2005 tarihli ve 2005/88 esas, 2005/297 sayılı kararı ile görevli memura mukavemet suçundan, 765 sayılı TCK’nın 258/1, 59/2, 647/4. maddeleri gereği, hapis cezasından çevrilen 1650 TL para cezasına ilişkin olduğu, cezanın 647 sayılı Kanunun 6. maddesi ile ertelendiği, kararın 14/06/2005 tarihinde kesinleştiği, ancak hükmün infazına ilişkin dosya içerisinde herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Erteli olan bu ilamla ilgili hüküm tarihi üzerinden 765 sayılı TCK’nın 95. maddesinin aradığı 5 yıllık deneme süresi geçmeden, 23/07/2009 tarihinde incelemeye konu suç işlenmiştir. Bu nedenle sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu ilamla ilgili uyarlama yargılaması yapıldığına ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmamakta ise de, bu hususta Cumhuriyet savcılığınca tekerrüre esas alınan ilam ile ilgili gerektiğinde uyarlama yapılmasının mahkemesinden istenebileceği ve Ceza Genel Kurulunun 15.05.2012 gün ve 10/8-193, 14.06.2011 gün ve 60-126, aynı gün ve 100-127, 13.12.2011 gün ve 214-270 ile 20.12.2011 gün ve 215-279 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere “sanık hakkında tekerrüre esas alınan önceki hükümlülüğün uyarlama yapılıp yapılmadığının araştırılması yönünden bozulmasının gerekmediği” sonucuna ulaşılmıştır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin 13/05/2005 tarihli ve 2005/88 esas, 2005/297 sayılı kararının tekerrüre esas olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 07.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.