Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/16096 E. 2023/22693 K. 17.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16096
KARAR NO : 2023/22693
KARAR TARİHİ : 17.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/673 E., 2016/372 K.
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece; sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaleti ile aynı maddenin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteminin özetle; atılı suçlamayı kabul etmediği, tanıklar ve şikâyetçilerin polis memuru olduğu ayrıca tanıklar M.S. ve S.P.’nin başka bir araçta olduğu, araç içerisinde yaşanan olayları görmemelerine rağmen tanıklık yaptıkları, verilen cezanın mağduriyetine sebep verdiği bu nedenlerle ve resen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir. Sanığın temyiz dilekçesinden sonra 18.08.2021 tarihli dilekçesi ile basit yargılama usulüne ilişkin yasa değişikliğinden yararlanmayı ve verilen cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmesini talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın olay günü saat 20:45 sıralarında; park içerisinde bulunduğu sırada polislerin geldiğini görmesi üzerine elindeki uyuşturucu olabileceği değerlendirilen bir maddeyi ateşe verdiği ve yere düşen parçaları ayağı ile ezdiğinden bahisle hakkında işlem yapılmak üzere ekip otosuna alındığı, polis otosu içerisinde şikâyetçilere hitaben “Ben daha önce uyuşturucu kullandım, bunu siz de biliyorsunuz, kanımda çıkacak. Siz benim denetimimi yakacaksınız, ben de sizi tanıyorum. Bundan sonra sizin üzerinize iftira atacağım, sizi bitireceğim, siz göreceksiniz.” demek suretiyle tehditte bulunarak görevlerini yaptırmamak için direndiğinden bahisle cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece; iddia, sanığın savunması, şikâyetçi anlatımları, tanıklar M.S. ve S.P.’nin beyanları, 15.10.2015 tarihli tutanak ve tüm dosya kapsamı ile sanığın karakola götürülmek üzere ekip otosuna alındığı ve şikâyetçilere hitaben iddianamedeki sözlerle tehdit ettiği, aynı sözleri karakolda tutanak düzenlenmesi esnasında da tekrar ettiği ve bu hali ile atılı suçu işlediği kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bu hususta bozma yapılamayacağı, sanığın üzerine atılı suçun basit yargılama usulüne tabi olmadığı ve mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, cezanın ertelenmesine ya da seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına dair inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış ve vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yerel Mahkemece; sanığın tehdit içeren sözleri araç içerisinde ve karakolda söylemek sureti ile atılı suçu işlediği kabul edilmiş ise de; iddianame anlatımının tehdit içeren sözlerin ekip otosu içerisinde söylediğine yönelik olması, sözlerin karakolda söylendiğine dair bir iddianın bulunmaması, şikâyetçilerin soruşturma aşamasındaki anlatımlarında ve 15.10.2015 tarihli tutanakta eylemin araç içerisinde gerçekleştiğinin belirtilmesi, tutanak tanıklarının ise mahkemede araç içerisindeki olaya ilişkin görgülerinin bulunmadığı, karakolda söylenen sözleri duyduklarına dair beyanda bulunmaları, sanığın aşamalarda alınan savunmalarında suçlamayı kabul etmemesi, şikâyetçilerin ve tanıkların aşamalarda birbirleri ile çelişen anlatımlarda bulunmaları karşısında; sanığın mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmadan yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi nedeni ile karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.10.2023 tarihinde karar verildi.