YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/21205
KARAR NO : 2010/7447
KARAR TARİHİ : 27.04.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men’i ile sondajların kal’i istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davacı Vek.Av…. geldi. Aleyhine temyiz olunan Davalı Vek.Av…. geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili köyün sulama suyu ihtiyacını DSİ’nin yaptığı göletten karşıladığını, göletin suyunun ise … menbaından geldiğini, 1959 tarihli mahkeme kararında … menbaından tarafların 3’er gün münavebeli kullanımının belirlendiğini ve bu şekilde suyun kullanılageldiğini; ancak, son yıllarda kuraklık nedeniyle davalı köyün su ihtiyacını karşılamak için kaynakta 5 tane sondaj kuyusu açtığını ve bu suretle gölete gelen suyu kuruttuğunu iddia ederek; suya vaki müdahalenin men’i ile 5 tane sondaj kuyusunun kal’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, Amasya Asliye Hukuk Mahkemesinin taraflara ilişkin 1959 tarihli kararıyla öngörülen 3 gün münavebe ile sudan istifade etmelerine ilişkin önceki yararlanma şeklinin sürdürülmesine; Davalı … Köyüne ait 3 adet DSİ tarafından açılan sondaj kuyularının her birinin debisinin 60 lt/sn olarak düzenlenmesine; … Köyü için her birisinin debisi 50 lt/sn olan 2 adet sondaj kuyusu açıldığında, günde 12 saat olmak üzere 6 ay süre ile çalıştırılacak şekilde su rejimi düzenlenmesine, bu düzenlemeye göre … Köyüne ait sondaj kuyularının kaldırılmasına yer olmadığına, bu konudaki talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, HUMK’nun 389.maddesi gereğince; mahkemece verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüte mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır.
Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen hak ve vazifelerin tek tek belirtilmesi gerekir. Aksi halde, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Mahkemece; hükmün birinci maddesinin birinci bendinde, 28.12.1959 tarihli kararda öngörülen 3 gün münavebe ile sudan istifade etmelerine ilişkin önceki yararlanma şeklinin sürdürülmesine karar verildikten sonra, sonraki bentlerinde taraflar arasında yeniden su rejimi oluşturulması doğru görülmemiştir. Öte yandan, davacı köyün yararlanması için (idarenin insiyatifiyle gerçekleştirilecek) açılması muhtemel iki adet sondaj kuyusundan bahsedilmesi ve bu kuyulara ilişkin olarak su rejimi düzenlenmesi de doğru değildir. Mahkemece uyuşmazlığın çözümüne yönelik oluşturulan su rejimlerinin taraflar arasındaki ihtilafı çözücü (sonlandırıcı) nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; tarafların önceki yararlanma şekli dikkate alınarak, davalı köyün açtığı sondaj kuyuları da kapatılmadan, birlikte, dava konusu sudan (göletten) nasıl yararlanmaları gerektiği hususunda bilirkişilerden rapor alınarak (örneğin, davalı köyün kullandığı 3 adet sondaj kuyusundan haftada 2 gün gölete su akıtılmak suretiyle; göletin su seviyesini muhafaza etmesinin sağlanması gibi) bir su rejimi ve düzeneği oluşturmak; taraflar arasındaki ihtilafı tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözüme kavuşturmak olmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 750 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.