Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/4150 E. 2010/7593 K. 29.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4150
KARAR NO : 2010/7593
KARAR TARİHİ : 29.04.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 5.002,34 TL alacak için itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; avukat olan davacının davalı ile aralarındaki sözlü anlaşma gereği davalı adına Ankara 16.Asliye Hukuk Mahkemesinde 2005/121 esas sayılı davayı açarak takip ile sonuçlandırdığını, ancak davalının haksız olarak azlettiğini belirterek, Avukatlık Kanunun 164. Madde hükmü gereğince vekalet ücretinin tahsili için davalı hakkında yürütülen takibe karşı haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalının dosya numarasını istemesi üzerine, kendisine yeterli bilgi verilmemesi ve davacının eşi tarafından davalının bürodan kovulması nedeniyle, taraflar arasındaki güven ilişkisi zedelenmekle haklı olarak azlettiğini ve davacının ücret talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, azlin haklı olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden; taraflar arasındaki vekalet ilişkisine istinaden davacının davalı adına Ankara 16.Asliye Hukuk Mahkemesinde 6.4.2005 tarihinde 2005/121 esas sayılı davayı açarak takip ettiği ve 10.7.2007 tarihinde davanın kabul ile sonuçlandığı ve o dava ile davalının 22.062,48 TL alacağının faizi ile birlikte tahsilinin hüküm altına alındığı ve vekalet ücreti olarak davacı lehine 2.406,24 TL takdir edildiği, davacıya her iki vekalet ücretinin de ödenmediği hususunda uyuşmazlık yoktur.
İhtilaf azlin haklı olup olmadığı ve davacının vekalet ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır. Davalının iddiası yanında … isimli arkadaşı da olduğu halde, dosya numarasını öğrenmek için davacıya ait büroya gittiği, büroda bilgi verilmemesi üzerine taraflar arasında tartışma çıktığı, polis çağırma tehdidi ile davalıyı ve arkadaşını bürodan çıkartmalarının azli haklı kılması nedeniyle davacıya vekalet ücreti verilmeyeceğidir. Davacı ise, sonuçlanan davada hükmedilen harcı yatırması için davalıyı çağırdığı ve harcı yatırmak istemeyen davalının kendisine hakaret etmesi üzerine bürodan çıkarıldığı, olay karakola intikal etmiş ise de taraflar şikayetçi olmadığı için tutanak düzenlenmediğini ileri
Mahkeme, davalının bu şekilde bürodan çıkarılması nedeniyle azlin haklı olduğunu ve vekalet ücreti istenemeyeceğini kabul etmiştir.
Ancak, davacının vekil olarak üzerine aldığı davayı 2 yıl başarı ile takip ettiği ve kabul ile sonuçlandığı, karşı taraftan vekalet ücreti tahsiline de karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu aşama da davalının dosya numarasını sormak için büroya gittiği ve bilgi verilmediği iddiası hayatın olağan akışına ters olduğu gibi, HGK.nun 23.9.1987 gün ve 3-188-657 sayılı kararında benimsendiği üzere, azle yol açan davranışın davalı aleyhine herhangi bir sonuç doğurmadığı ve iş sahibine zarar da vermediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının azil tarihine kadar sarf ettiği emek ve mesaisi ile işin bulduğu aşama nazara alınarak uygun bir avukatlık ücretine hükmedilmesi hakkaniyet gereği olarak kabul edilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.