Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/13237 E. 2023/3035 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13237
KARAR NO : 2023/3035
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

¸

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/23 E., 2019/83 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve
isteyerek yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanun’a eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2017 tarihli ve 2016/517 Esas, 2017/283 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrasının ikinci cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 14.10.2019 tarihli ve 2019/23 Esas, 2019/83 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.09.2021 tarih ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına,
2. Örgütün Milli Güvenlik Kurulu ve Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin kararından önce legal görünümlü olduğuna, insanların dini duygularını kullandığına, bu nedenle de kasıt unsurunun irdelenmesi gerektiğine,
3. Sanığın 17-25 Aralıktan sonra bir bağlantısının bulunmadığına
4. Bank Asyaya talimatla para yatırmadığına, sadece kredi kartı kullandığına,
5. Sanığın samimi olara sadece 2012 yılından önce sohbetlere gittiğini ifade ettiğine, tanıkların da benzer şekilde beyanda bulunduklarına,
6. Suç işleme iradesi olmayan kişilerin sorumlu tutulamayacağına,
7. Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine göre suç ve cezanın ancak yasayla konulabileceğine,
8. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
9. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın ByLock isimli gizli haberleşme programını kullandığına ilişkin herhangi bir veri bulunmadığı, bankasyaya örgütsel çağrı yapılan dönemde para yatırmadığı, sanığın örgüt lehine sosyal paylaşımlarının olmadığı; tanık S.’nin soruşturma aşamasında söyleyip mahkeme aşamasında döndüğü sanığın örgüt içinde yar alan kişilerden olduğu şeklindeki beyanı ve ikametinde yapılan aramada örgüt elebaşısına ait kitaplar bulunması nedeniyle örgüt ile irtibat ve iltisakının olduğu görülmekte ise de; örgütün legal alandan çıkıp illegal alana kaydığının herkes tarafından görülmeye başlandığı 2013 yılı sonrasında sanığın örgüte üye olduğunu gösterecek somut delil ve eylemlerinin bulunmadığı, bankasyaya para yatırmaması, ByLock olmamasının bu hususu desteklediği, örgüte sempati duymak, örgütün amaçlarını, ideolojisini, değerlerini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemlerin silahlı terör örgütü üyeliği için yeterli olmadığı, örgüt üyeliğinin örgüte katılıp bağlanarak hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi, örgüt ile organik bağ kurup örgütün faaliyetlerine katılmayı gerektirdiği, mevcut haliyle silahlı terör örgütü üyeliğinin sübuta ermediği, hiyerarşik ilişkinin belirlenemediği, sanığın hiyerarşik bağ içerisinde çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk teşkil eden eylemlerinin bulunmadığı ancak tanık H. Y.’nin sanığın 2014 yılından önce örgütün düzenlediği kermeslere katıldığını, gazetesini okuduğunu, fetö yapılanmasını savunduğunu, sohbetlere katıldığını, tanık E. K.’nin sanığın 17/25 Aralık operasyonu öncesinde bu yapının sempatizanı olduğunu, tanık B. I.’nın sanığın cemaat sohbetlerine katıldığını, gazete aboneliğinin olduğunu ve himmet verdiğini, kermeslerde çalıştığını duyduğunu beyan etmesi nedeniyle sanığın eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 220/7 ve 314/3 üncü maddeleri delaletiyle TCK’nın 314/2, 220/7-2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci maddeleri kapsamında kaldığı, maddi ve manevi unsurları oluşan bu suç nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, “Hükmün I-7 nci fıkrasının tümüyle hüküm yerinden çıkartılarak yerine “24.11.2015 … ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin hak yoksunluğuna ilişkin 08.10.2015 … ve 2014/140-2015/85 sayılı Kararı gözetilerek TCK’nın 53/1-2-3 üncü maddesinin uygulanmasına” söz ve rakamlarının yazılıp eklenmesi suretiyle” düzeltilmesi dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizce de benimsenen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanığın, mahkeme kabulünde yer alan tanık anlatımları ve dosya kapsamına yansıyan deliller ile sanığın konum ve kişisel özellikleri de nazara alındığında; eylemlerinin sempati ve iltisak boyutunu aşan ve örgüte yardım etme kastıyla hareket ettiğini gösteren faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek,
örgüte yardım suçundan mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak delil bulunmayan sanık hakkında atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine yönelik karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 14.10.2019 tarihli ve 2019/23 Esas, 2019/83 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2023 tarihinde karar verildi.