YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5407
KARAR NO : 2023/5197
KARAR TARİHİ : 21.09.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/325 E., 2022/124 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, men’i, davalı şirketin unvanından “kaynak kaplama” sözcüklerinin terkini ile maddi ve manevi tazminat davasında bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 59.955,00 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalılardan …’ın …ile birlikte davacı şirketi kurduklarını, alınan karar ile 5 yıl için her üç ortağın da şirket müdürlüğüne seçilerek, şirket kaşesi altında münferit imzaları ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındıklarını, davacı …’nın askerliğini bitirip döndüğünde davalı …’ın şirketten ayrılmak istediğini beyan etmesi üzerine şirketin, ödemeler, hazır değerler, tahsilatlar, yapılan ve bekleyen işler başlıkları altında 26.11.2007 tarihli envanteri çıkardığını ve davacı …’ın belgede gösterilen bilgilerle davalıya ve diğer ortağa hisse devrine ek protokolde gösterilen değerleri vererek, hisseleri devir almaya razı olduğunu, 27.11.2007 tarihinde hisselerin müvekkiline devir edildiğini, hisse devrinden sonra maddi durum hakkında davalı …’ın yanlış bilgi verdiğinin ortaya çıktığını, müvekkilinin maddi zarara uğratılması sonucu davalının haksız kazanç elde ettiğini, müvekkili …’nın davalı tarafından 81.031,00 TL’lik zarara maruz bırakıldığını, davalı …’ın henüz şirket ortağı ve müdürü iken, davacı şirket adresinde aynı iştigal konulu davalı şirketi kurduğunu, davalı şirketin unvanı ile davacı şirketin unvanı arasında benzerlik bulunduğunu, davalı …’ın davacı şirketin ortağı ve müdürü iken, davacı şirketin antetli kağıtları üzerinde tahrifat yaparak davalı şirket namına, müvekkili şirket müşterilerine iş teklifleri sunduğunu, davalı şirkete bu şekilde işler aldığını, davacı şirket işçilerinin davalı şirket atölyesinde çalıştırıldığını, davalı …’ın kendi birtakım harcamalarını, davacı şirketin hesabından ve kredi kartından ödeyerek, davacı şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek fazlaya dair hakları mahfuz kalmak kaydıyla haksız rekabetin men’ine, davalı şirketin ticaret unvanından Kaynak Kaplama sözcüklerinin sicilden terkini ile hükmün ilanına, davacı …’nın uğradığı 81.031,00 TL zararın avans faizi ile birlikte davalı …’dan tahsiline, 13.573,00 TL alacağın avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesine, haksız rekabet ve rekabet yasağının ihlalinden dolayı şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalı şirketten avans faizi ile birlikte tahsili ile davacı şirkete verilmesine, davalı şirketin elde ettiği kazancın davacı şirkete aidiyetine karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle toplam talep miktarını 306.038,63 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların davalılar tarafından herhangi bir zarara uğratılmadıklarını, davacı şirketin ortağı ve müdürü olan davacı …’nın şirketin diğer iki ortağının tüm hisselerini aktifi ve pasifiyle devraldıktan sonra, ek protokole göre devir karşılığı olarak ifa etmesi gereken edimleri yerine getirmediğini, şirketin tüm defter ve belgelerini, hesaplarını inceleyip, incelemelerin sonucuna göre hareket etmesi gerektiğini, davalı …’ın mali tablo düzenlemediğini, davalı şirketin …’ın ortaklıktan ayrılacağı belli olduktan sonra ve hissesinin …’ya devredilmesi konusunda mutabakata varılmasından sonra kurulduğunu, dolayısıyla ortada rekabet yasağının ihlali gibi bir durumun söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 25.05.2016 tarih, 2008/992 E. ve 2016/483 K. sayılı kararı ile davalı …’ın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 57 nci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında rekabet yasağına aykırı davrandığının tespitine ve men’ine, aynı Kanun’un 54 üncü maddesi gereği davalı şirket unvanında yer alan “Kaynak Kaplama” sözcüklerinin davacı ünvanı ile iltibas yaratacak şekilde tescil ettirilmiş olduğunun tespiti ile “Kaynak Kaplama” sözcüklerinin davalı şirket ünvanından terkinine, davacı …’nın tazminat talebinin kısmen kabulüne, 83.147,99 TL’nin 81.031,00 TL’sine dava tarihinden itibaren, 2.116,99 TL’sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı …’dan tahsiline, davacı şirketin kıdem tazminatı bedeline ilişkin talebinin kabulüne, 15.233,38 TL’nin, 13.573,00 TL’sine dava tarihinden, 1.660,38 TL’sine 24.04.2013 ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete ödenmesine, davacı …’nın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 7.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, hükmün ilanına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 24.05.2018 tarih, 2016/10307 E. ve 2018/3950 K. sayılı kararıyla “…davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalılar vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davada davalı … tarafından çıkartılan davacı şirketin, ödemeler, hazır değerler, tahsilatlar, yapılan ve bekleyen işler başlıklı 26.11.2007 tarihli envanterde gösterilen bilgilere istinaden davacı …’nın davalıya ve diğer ortağa hisse devrine ek protokolde gösterilen değerleri vererek, davacı şirketteki davalı …’ın sahip olduğu hisseleri devir almaya razı olduğu, hisse devirlerinden sonra davalı … tarafından hazırlanan envanterde gösterilen şirket alacaklarının bir kısmının olduğundan fazla, bir kısmının hatalı gösterildiğinin, şirket borçlarından bir kısmınına bu envanterde yer verilmediğinin, böylece davalı … tarafından hazırlanan envanter şirketin gerçek durumunu yansıtmadığından davacı …’nın bu belgeye istinaden hisse devralması nedeniyle zarara uğradığı ileri sürülmüş, mahkemece davacı …’nın 83.147,99 TL maddi tazminat talebinin yerinde olduğu kabul edilmiştir. Ancak, şirkete ait değerleri gösteren ve envanter olarak adlandırılan belge, kaşesiz ve imzasız bilgisayar çıktısı olup davalı … tarafından da kabul edilmemiş bulunduğundan bu belgeye dayalı zarar hesabı yapılarak, davacı taleplerinin kabulü doğru görülmemiştir.
3- Davalı …’ın davacı şirkette müdürlük yaptığı dönemde davacı şirket çalışanlarından bir kısmının iş akitlerini feshederek işten çıkarttığı, 15.233,38 TL kıdem tazminatı ödemesi yaptığı, eş zamanlı olarak bu işçilerin davacı şirket ile aynı adreste davalı …’ın kurucu ortaklarından olduğu davalı şirkette işe alındığı, böylece davacı şirketin ödenen kıdem tazminatları nedeniyle zarara uğratıldığı kabul edilerek, mahkemece belirlenen kıdem tazminatları bedelinin tahsiline karar verilmiştir. Ancak, bir kısım personelin işten çıkartılma işleminin davalı … tarafından yapılmadığı, çıkış belgelerinde …’ın imzasının bulunmadığı, işlemlerin davacı …’nın şirketi tek başına yönettiği şirket hisse devrinden sonraki dönemde gerçekleştirildiği, dolayısıyla işçilerin işten çıkış işlemleri davacı … tarafından veya onun talimatıyla gerçekleştiğinden davacı şirketin ödenen kıdem tazminatları nedeniyle zarara uğratıldığının söylenemeyeceği savunulmuş olup; bu savunma yeterince araştırılmadan ve davacı şirketçe kıdem tazminatı ödenen işçilerin işten çıkartılmalarının kim tarafından yapıldığı tespit edilmeden eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamıştır.
4- Mahkemece, davacının ticaret ünvanının “Kaynak Ve Kaplama Teknoloji San. Ve Tic. Ltd. Şti.”, davalının ticaret unvanının ise “Kaynak Kaplama Sanayi ve Tic. Ltd. Şt.” olduğu, davalı şirket ticaret unvanının davacı şirketten daha sonraki tarihte tescil edildiği gerekçesiyle, TTK’nın 54. maddesi gereğince davalı şirket ünvanında yer alan “Kaynak Kaplama” sözcüklerinin davacı ünvanıyla iltibas yaratacak şekilde tescil ettirilmiş olduğunun tespiti ile “Kaynak Kaplama” sözcüklerinin davalı ünvanından terkinine karar verilmiştir. Ancak, davalı şirket ünvanında geçen “Kaynak Kaplama” sözcüğü yapılan işin sektörel adı olduğundan kaynak kaplama işi yapan davalı şirketin ticari faaliyet alanını ticaret unvanında belirtmesi zorunlu olup, taraflara ait ticaret unvanları arasındaki benzerliğin giderilmesi ancak ayırtedici bir ek kullanılmasıyla mümkün olabilecektir. Bu durumda, davalı şirketin ticaret unvanında ayırtedici bir ek kullanmasına karar verilmesi suretiyle muarazanın giderilmesi gerekirken davalı şirketin iştigal alanı olan ve ticaret unvanında gösterilmesi zorunlu olan “Kaynak Kaplama” ibarelerinin davalının ticaret unvanından terkinine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
5- Davacı …’nın askerlik döneminde davalıların haksız ve hukuksuz eylemleri nedeniyle bunalım yaşadığı, senelerce verdiği emeğin heba edildiği, tüm iş çevresinin elinden haksız surette alındığı, itibarının zedelendiği, askerlik sonrasında geçim kaynağı olan işyerinin ve işinin elinden alınması nedeniyle yıprandığı belirtilerek davacı … lehine manevi tazminat talebinde bulunulmuş, mahkemece bu talebin kısmen kabulü ile 7.500,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Bilindiği üzere, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini dava edebilir. Somut olayda, dava konusu edilen eylem ve işlemlerde davacı …’nın kişilik haklarına tecavüzün bulunduğu sonucuna varılamayacağından, 818 Sayılı BK’nın 49. maddesindeki koşulların oluşmadığı nazara alınarak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bu istemin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş…” gerekçeleriyle hüküm bozulmuştur.
C. Karar Düzeltme Kararı
Dairemizin 04.06.2020 tarih, 2018/4894 E. ve 2020/2632 K. sayılı karar düzeltme kararıyla hüküm “…haksız rekabetin tespiti ve rekabet yasağının ihlaline dayalı olarak tespit ve men kararı verilmesine rağmen yukarıda özetlenen olgulara dayanılarak davacı şirket adına, davalı şirketten talep edilen tazminat konusunda olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmaksızın “aşan istemin reddine” şeklinde hüküm kurulması doğru görülmediğinden mahkemece verilen kararın bu gerekçeyle davacı şirket yararına bozulması gerekirken Dairemizin 24.05.2018 tarih, 2016/10307 E.-2018/3950 K. sayılı ilamının 1 nolu bendinde davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın davalılar yararına yazılı gerekçelerle bozulmasına karar verildiğinden davacı şirket vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının bu gerekçeyle de davacı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Ayrıca davacı şirket vekili, davalı şirketin ticaret unvanından “Kaynak Kaplama” sözcüklerinin sicilden terkini talep etmiş ve mahkemece TTK’nun 54. maddesi gereği davalı şirket unvanında yer alan “Kaynak Kaplama” sözcüklerinin davacı unvanı ile iltibas yaratacak şekilde tescil ettirilmiş olduğunun tespiti ile “Kaynak Kaplama” sözcüklerinin davalı şirket unvanından terkinine dair verilen karar davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemiz bozma ilamının 4 nolu bendinde “…davalı şirket unvanında geçen “Kaynak Kaplama” sözcüğü yapılan işin sektörel adı olduğundan kaynak kaplama işi yapan davalı şirketin ticari faaliyet alanını ticaret unvanında belirtmesi zorunlu olup, taraflara ait ticaret unvanları arasındaki benzerliğin giderilmesi ancak ayırtedici bir ek kullanılmasıyla mümkün olabilecektir. Bu durumda, davalı şirketin ticaret unvanında ayırtedici bir ek kullanmasına karar verilmesi suretiyle muarazanın giderilmesi gerekirken davalı şirketin iştigal alanı olan ve ticaret unvanında gösterilmesi zorunlu olan “Kaynak Kaplama” ibarelerinin davalının ticaret unvanından terkinine karar verilmesi doğru görülmediği…” gerekçesiyle davalılar yararına bozulmuş ise de dosya kapsamından davalı şirketin unvan tescilinin kötü niyetli olduğu anlaşıldığından mahkemece kurulan unvan terkini hükmü yerinde olup bozma sebebi yapılamayacak olmasına ve davalı şirketin ayırt edici bir unsur eklemesi halinde iştigal konusu olan “kaynak kaplama” ibaresini unvanında kullanmasının mümkün olmasına göre davacı şirket vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin de kabulü ile Dairemiz bozma ilamının 4. nolu bendinin bozma ilamından çıkarılmasına karar vermek gerekmiştir…” gerekçeleriyle bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haksız rekabetin men’i ve davalı şirketin ticaret ünvanından “Kaynak Kaplama” sözcüklerinin terkini hususlarında verilen 25.05.2016 tarihli kararın kesinleştiği, davacı şirkette çalışan personellerin düzenlenen işten ayrılma bildirgeleri ile işveren kaynaklı tazminat ödenerek çıkartıldıktan sonra davalı şirkette işe başladıkları iddiası üzerine ayrılma bildirgeleri ve işten ayrılan kişiler için düzenlenen işten çıkış bildirim listeleri incelendiğinde davacı şirket kaşesinin altında davalının iddia ettiği gibi davacının imzasının bulunmadığı, söz konusu işten çıkarmalar sonrası işten çıkarılanların davalı şirkette işe başladıkları, davacı şirketin bu işlemlerden kaynaklı 15.233,39 TL’lik tazminatı haksız rekabet ve rekabet yasağına aykırılık sebebiyle talep edebileceği, 39.775,00 TL röle bedelinin ödenmesi ile uğranılan zarar yönünden ise, her ne kadar şirket varlık – borç hesabının yapıldığı “envanter” belgesinde davalının imzası yok ise de %25 garanti borcunu onayladığını beyan etmek sureti ile hesaplamada borç olarak dikkate alınmadığını zımnen ikrar etmiş olduğu ve davacının 39.975,00 TL olarak fatura edilen %25 garanti bedelinin davalı …’den isteyebileceği, diğer istemlerin somutlaştırılamadığı, somut olayda manevi tazminat şartlarının sağlanmadığı gerekçesiyle davalı …’ın rekabet yasağına aykırı davrandığının tespitine ve men’ine ve davalı şirket unvanında yer alan ” Kaynak Kaplama” sözcüklerinin davacı ünvanı ile iltibas yaratacak şekilde tescil ettirilmiş olduğunun tespiti ile “Kaynak Kaplama” sözcüklerinin davalı unvanından terkinine ilişkin yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı …’nın tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 39.975,00 TL’nin 26.11.2008 dava tarihinden itibaren değişen ve değişecek avans faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faiziyle birlikte davalı …’dan tahsiline, davacı şirketin Kıdem Tazminatı bedeline ilişkin talebin kabulü ile; 15.233,38 TL’nin, 13.573,00 TL’sine 26.11.2008 dava tarihinden, 1.660,38 TL’sine 24.04.2013 ıslah tarihinden itibaren değişen ve değişecek avans faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faiziyle birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete ödenmesine, davacı …’nın koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin ve aşan istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamındaki bozma ilamlarının davacı gerçek kişinin şahsına istediği tüm tazminat istemlerinin reddini öngördüğünü, davacı şirket lehine somutlaştırılmış tek kalemin ise kıdem tazminatı kalemi olduğunu, davacı gerçek kişi lehine hükmedilen bedelin hakkındaki itirazların karşılanmadığı bilirkişi raporundaki değerlendirmelere dayandığını, “envanter” isimli belge geçerli kabul edilmezken bu belgede olmayan bir tutarın zımnen kabulünün mümkün olmadığını, bu hususun göz ardı edilmesinin usuli müktesep hak ihlali olduğunu, bilirkişinin işten çıkış bildirgesinin altındaki imzayı inceleyerek görev sınırını aştığını, bilirkişi yorumunun mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaksızın hükme esas alındığını, davacının hissedar ve temsil yetkilisi olmasının değerlendirmeye alınmadığını, davacının işçileri bizzat kendisinin işten çıkardığını, davacı tarafın basiretli tacir gibi hareket etmediğini, reddedilen maddi tazminat bakımından da lehlerine vekalet ücreti takdiri gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, meni, davalı şirketin unvanından “kaynak kaplama” sözcüklerinin terkini ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun’un 54 üncü madde ve devam hükümleri
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir
2.İşbu dava dosyası her iki davalıdan ayrı ayrı ve birlikte tahsilat kalemleri içeren maddi tazminat ve unvan terkini istemlerine ilişkin açılmış olup, bu haliyle davaların yığılması hukuki kurumunu ihtiva etmektedir. Bu durumda davaların bağımsızlıklarını koruyacağı gözetilerek davalılardan ayrı ayrı talep edilen tazminat tutarlarının reddine ilişkin hükümler gereği davalılar vekili lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (10) numaralı bendinde yer alan “red edilen 274.293,25 TL miktar bakımından Avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/3 maddesi gereği davalılar vekili yararına 5.996,25 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3 maddesi gereği davalılar vekili yararına, davalı …’dan talep edilip reddedilen 66.635,99 TL için 5.996,25 TL’nin davacılardan alınarak davalı …’a, her iki davalıdan talep edilip reddedilen 207.657,26 TL için 5.100,00 TL’nin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.