Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/11622 E. 2010/14944 K. 23.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11622
KARAR NO : 2010/14944
KARAR TARİHİ : 23.09.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 10.000,00 lira (ıslahen 35.744,18 TL) ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; Demircikara mh 5563 ada 1 parselde müvekkillerinin murisi … …’ın 169/2400 hissesinin bulunduğunu, davalı … Belediyesinin bu yeri 10-15 yıl önce kamulaştırma yapmaksızın el atıp semt spor sahasına dönüştürdüğünü ve müvekkillerinin bu sebeple taşınmazı kullanamayıp, kira geliri de elde edemediğini, bu nedenle dava tarihinden itibaren geriye dönük son 5 yıl için 10.000 TL nin davalıdan ecrimisil olarak tahsilini istemiştir.
Davalı vekili; dava dilekçesinde iddia edildiği şekilde el atılmadığını, ecrimisil talep edebilmek için kötü niyet şartının gerçekleşmiş olması gerektiğini, müvekkili idarenin bir kamu idaresi olduğunu ve beldenin zorunlu nitelikteki ihtiyaçları ile çevrede yaşayan belde sakinlerinin taleplerini karşılamak için hareket edildiğini, bu nedenle ecrimisil talep edilemeyeceğini, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının da taşınmazda davacı ile birlikte hissedar olduğu, davacının bu davadan evvel davalı belediyeye karşı hissesine el atılmasına rızasının bulunmadığına ilişkin ve kendisine ecrimisil ödenmesine dair herhangi bir ihtarname göndermediği, bu durumda davalı belediyeden ecrimisil istemesinin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK.md. 693’e göre: “Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir”. Buna göre, paydaşların mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekân (yer), ne de zaman itibariyle paydaşlar arasında bir anlaşma ile sınırlandırılmamıştır.
Paya uyan bir belirtme ve sınırlandırma olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini göz önünde tutarak araştırılmak gerekir. Bu nedenle paydaşlardan (iştirak veya müşterek mülkiyete tabi taşınmaz maliklerinden) biri taşınmazı kullanan diğer paydaşa yararlanma isteğini bildirmediği (kural olarak onu intifadan men etmediği) veya kullanımı engellenmediği taktirde kullanımın rızaya dayandığı kabul edilir. Bu durumda ise,
Kötü niyetli zilyetten istenebilecek olan ecrimisil bu paydaştan istenemez. Ecrimisilin dayanağı bulunan Medeni Kanunun 908. maddesindeki kötü niyet şartı bu suretle vücut bulmaktadır.
Ancak, bu kuralın bir takım istisnaları vardır ki bu hallerde intifadan men aranmaz.
Dosya içeriği ve kabule göre: davacıların taşınmazda belirtilen paya sahip olduğu, taşınmazın tamamının davalı tarafından kamulaştırmasız işgal edildiği ve davacının bu işgal nedeniyle taşınmazdan yararlanmasının mümkün olmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı kurum dava konusu taşınmaza davacının iradesi ve rızası dışında kamulaştırma yapmaksızın kamu gücünü kullanarak el koymuş olup, bu durumda davacıların taşınmazdan yararlanmaktan rızaen sarfınazar ettiğinden bahsedilemeyeceğinden, kullanımdan men için ihtarname aranması doğru görülmemiştir.
Bu nedenle, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,23.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.