Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/7325 E. 2010/15355 K. 28.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7325
KARAR NO : 2010/15355
KARAR TARİHİ : 28.09.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 120.000 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde taraflar ve vekilleri gelmediler. Evrak üzerinde inceleme yapılarak işin karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar vekili dilekçesinde; müvekkillerinin babası … …’nin 05.03.2007 tarihinde vefat ettiğini, sağlığında Gıda Pazarı adlı işyerini işlettiğini, muris ölmeden önce uzun süre hastanede yatarak tedavi gördüğünden, işyeriyle davalının ilgilendiğini; davalının, aldığı vekalete dayalı olarak, murisin hesabında bulunan paraları çekerek kullandığını, müvekkillerinin hisselerine düşeni vermediğini iddia ederek; toplam 120.000 TL’nin murisin ölüm tarihi olan 05.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, vekalete dayalı olarak miras bırakanın istek ve talimatı üzerine sağlığında işlemler yaptığını, ölümden … bir işlemin bulunmadığını; ölümden sonra babaya saygıdan dolayı hesabın kapatılmadığını, ölümden önce verilen çek bedellerinin, Maliye, Tedaş, Milli Emlak ile Araç vergilerinin bu hesaptan davalı tarafından ödendiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; “… alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Muris … …’nin 05.03.2007 tarihinde vefat ettiği, muris’e ait banka hesaplarında ölüm tarihinden sonra bilirkişinin tespit ettiği 199.835,50 TL bulunduğu, davalı … … vekilliğinin ölümle son bulduğu; ancak, dava tarihine kadar muris adına paraları kullanmaya devam ettiği; dolayısıyla, davalının vekalet görevinin son bulduğu ölüm tarihinden sonra kullandığı paraların miras şirketine ait olup, davacıların miras hisseleri oranında hakları bulunduğu kanaatine varılarak davacıların davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir, gerekçesiyle” davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davada, davalının; murisin sağlığında aldığı vekaleti kullanarak, murisin hesabından para çektiği ve davacı mirasçılardan mal kaçırdığı iddia edilerek; sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilmektedir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise; murisin ölüm tarihinden sonra banka hesaplarına yatırılan paraların toplamda 199.835,50 TL olduğu belirtilerek, tüm mirasçıların payları oranında bu parada hakları olduğu ifade edilip, davacıların paylarına düşen miktar 74.938,30 TL olarak hesaplanmıştır. Bu haliyle rapor, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözücü nitelikte değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; murisin hesabından davalının usulsüz para çekip çekmediği, çekmiş ise sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği hususundadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalının; murisin öldüğü gün 168.000 TL çektiği anlaşılmaktadır. Davalı; çektiği bu parayı vekalete dayalı olarak murisin sağlığında çektiğini ve paranın murisin borçlarında harcandığını savunmaktadır.
Mahkemece, davalının savunması üzerinde durulup, bir araştırma yapılmamıştır. Davalıya, murisin ölümünden bir kaç saat önce çektiği parayı ne şekilde harcadığını ispat etme imkânı tanınmalı, murisle ilgili yaptığı harcamalar hesaplanmalı, bundan sonra çektiği bu para nedeniyle davacılar aleyhinde bir zenginleşmesinin bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.
Bundan ayrı; murisin, ölümünden sonra kapatılmayan hesaplarına yatırılan paraların; terekeye dahil olup olmadığı, ticari işletmenin gelirlerinden doğup doğmadığı hususları da araştırılmalı; tüm bunlardan sonra, davalının sorumlu olacağı miktar belirlenip hüküm altına alınmalıdır. Eksik inceleme ve araştırma ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.9.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.