YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/27743
KARAR NO : 2013/10551
KARAR TARİHİ : 18.04.2013
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanuna göre tazminat talebi
Hüküm : 1) Davacı … bakımından: 2972,34 TLmaddi, 16000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
2) Davacı … bakımından: 3293,10 TL maddi, 18000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
Davacıların tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Davacıların tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun, 18. maddesi ile 07.05.1964 gün ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun yürürlükten kaldırılmış ve 5271 sayılı CMK’nın Yedinci Bölümünde, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ana başlığı altında, 141 ila 144. maddelerinde, tazminat isteme koşulları ve sonuçları yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlenmiş ise de, 5320 sayılı Kanunun 6. maddesinde; Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ila 144. madde hükümlerinin 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren ” yapılan işlemler ” hakkında uygulanacağı, bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 07.05.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağının belirtilmiş olması karşısında, “yapılan işlemden” amaç davacının tutuklanması olup tutuklandığı tarih itibariyle de tazminat istemi hakkında 466 sayılı Kanun hükümleri uyarınca bir karar verilmesi gerektiği, CMK’nın 144/1-b maddesindeki düzenlemede; kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden, tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenlerin tazminat isteyemeceği yönündeki düzenlemenin yer aldığı ancak 466 sayılı Kanunda bu yönde bir düzenleme bulunmadığı,
davacıların tutuklamalarına neden olan adam öldürme suçlarından beraat ettikleri dikkate alınarak, mahkemenin uygulaması isabetli bulunmuş olup tebliğnamedeki bozma düşüncesine bu nedenle iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Manevi zarar; tutuklanan şahsın sosyal çevresinde itibarının sarsılması ve hürriyetinden yoksun kılınması nedeniyle duyulan elem, ızdırap ve ruhi sıkıntılarının bir nebze de olsa giderilmesi amacına yöneliktir. Manevi zararın tümüyle giderilmesi olanaksız ise de; tayin edilecek manevi tazminatın kişinin acı ve ızdıraplarının dindirilmesine, sıkıntılarının azaltılmasına etken olacağı değerlendirildiğinde; manevi tazminata hükmedilen kişinin cezaevinde kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği, tutuklanan şahsın üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler dikkate alınıp zenginleşme sonucu doğurmayacak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır bir miktar olmasına özen gösterilmelidir.
İncelenen dosya kapsamına göre;
Davacı … lehine hükmedilen 16000 TL ile davacı … lehine tayin olunan 18000 TL manevi tazminatın günümüz koşullarına göre makul bir miktar olduğu kabul edilebilir ise de; davacıların tutuklandığı 2000 yılı itibariyle bugüne kadar işleyecek faizi dikkate alındığında davacıya ödenecek tazminatın mahkemece hükmedilen miktarın yaklaşık 5 katına tekabül ettiği de dikkate alındığında 2000 yılı esas alınarak hükmedilen 16000 ve 18000 TL’nin belirtilen ölçütlere uymayıp zenginleşme doğuracak kadar fazla olduğunun gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA,18.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.