Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/8561 E. 2010/12922 K. 14.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8561
KARAR NO : 2010/12922
KARAR TARİHİ : 14.07.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada tarafların 2004 yılında evlendikleri, davalı kocanın 2006 yılında boşanma davası açtığı, 2007 yılında açtığı davadan feragat ettiği, davacının kendi ailesi ile oturduğu, işi ve geliri bulunmadığı ileri sürülerek, aylık 400 TL tedbir nafakasına hükmedilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, boşanma davasının kesinleşen kararla reddi halinde kadının tedbir nafakası isteme hakkının sürekli devam ettiğini kabul etmenin evlilik müessesesi ile bağdaşmayacağı, davacının ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 197/2.maddesine göre “Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıyı, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlenmesi alır.” 197/3.maddesinde ise “eşlerin biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi üzerine de yukarıda bulunabilir” düzenlemesi yer almıştır.
Davada, ayrı yaşamada haklılık iddiasına dayalı tedbir nafakası istenilmektedir.
Aleyhine boşanma davası açılan eşin, dava süresince ayrı yaşamda haklı olduğu açıktır. Ancak, davanın reddinden sonra ayrı yaşamın sona erdirilmesi ve birliğin tekrar kurulması gereklidir. Burada birliği tekrar kurma görevi boşanma davası reddedilen tarafa aittir. Somut olayda davalının açtığı boşanma davasının feragat nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
Boşanma davasının reddinden sonra yanların bir araya gelmedikleri birliğin tekrar kurulması için herhangi bir girişimde de bulunmadıkları dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Oysa ki boşanma davası açan ve ayrı yaşamı başlatan davalı kocadır. Ayrı yaşamı sona erdiren ve birliği yeniden tesis etme görevi de ona aittir. Bu yönde herhangi bir barış girişiminde bulunmayan davalının birlikte yaşamdan kaçındığı kabul edilmelidir. Bu durumda, diğer eşin tedbir nafakası isteyebileceği TMK’nun 197/3. maddesinde açıklanmıştır.
Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda davacı eşin birlikte yaşamdan kaçınan davalı eşten tedbir nafakası isteyebileceği gözetilerek, TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de nazara alınmak suretiyle davacı lehine uygun bir miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekirken, davanın tümten reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.