Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3228 E. 2023/4311 K. 02.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3228
KARAR NO : 2023/4311
KARAR TARİHİ : 02.10.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1179 E., 2022/439 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/41 E., 2020/37 K.

Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, … Mahallesi, 974 ada 234 parselde kayıtlı taşınmazın 10/100 oranındaki hissesini 02.11.2015 tarihinde dava dışı …’tan satın alarak taşınmazda paydaş olduğunu, davalının ise dava konusu taşınmazın 49/100 oranındaki hissesini 03.11.2015 tarihinde yine dava dışı …’tan satın aldığını, davalının taşınmaz hisselerinin devrinden sonra müvekkiline herhangi bir ihtarda bulunmadığını, müvekkilinin satış işleminden tapu sicil müdürlüğü nezdinde yaptığı incelemeyle haberdar olduğunu ve ön alım hakkını kullanmak istediğini, gayrimenkulün piyasa rayiç değerleri ile tapuda gösterilen devir bedeli arasında ön alım hakkının önüne geçilmesi amacıyla davalı tarafından fahiş derecede farklılık yaratıldığını, gayrimenkulün mahkeme tarafından belirlenecek gerçek değerinin hükme esas alınması gerektiğini belirterek, dava konusu taşınmazda davalıya ait hisselerin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili 21.11.2016 tarihli dilekçesinde, müvekkilinin resmî senette yer alan bedel üzerinden ön alım hakkını kullanmak istediğini belirtmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin dava konusu gayrimenkuldeki hisseyi resmî senette gösterilen değerin üzerinde bir bedelle satın aldığını, satışın gerçekte 1.000.000,00 TL bedelle yapıldığını ve davacının ısrarı üzerine değerinin 784.000,00 TL olarak tapuda gösterildiğini, bu nedenle dava dilekçesinde gösterilen 300.00,00 TL bedeli kabul etmediklerini, müvekkile pay satışı yapan … isimli kişinin davacının yakın akrabası olduğunu, bu işlemle müvekkilini dolandırmaya kastettiklerini, davacıya yapılan satış işleminin gerçek bir satış işlemi olmadığını, mevcut davanın açılmasına sebebiyet verenin … olduğunu ve dava sonunda oluşacak zararın tazmini için davanın …’a ihbar edilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…davalı tanık beyanları dikkate alındığında, davacının ve dava dışı …’un bir olup danışıklı ve muvazaalı işlem ile davalıyı dolandırdıkları iddiasına ilişkin somut bir beyanları olmadığı, bu iddiasını ispat edemediği kanaatine varılmıştır … davacı vekili dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde yasal ön alım hakkının engellemesi için bedelde muvazaa iddiasında bulunmuş ise de 21.11.2016 tarihli dilekçesi ile davaya konu taşınmaz üzerinde tapudaki tutar üzerinden şufa hakkının tanınarak tapunun iptalini ve müvekkil lehine tescili talep etmiş olduğundan, davacının muvazaa iddiasının araştırılmasında davacı yönünden hukuki yarar kalmamıştır … davacı tarafından dava değeri 300.000,00TL üzerinden açılıp peşin karar ilam harcının alındığı, mahkememizin 28.03.2017 tarihli bir nolu ara karar gereğince davacı vekilince …799.886,25TL ön alım bedelinin mahkememiz dosya numarası adına yatırıldığı …” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin satış işleminden bir iki gün önce yaptığı araştırmada taşınmazda başka paydaş bulunmadığını gördüğünü, payını müvekkile satan …’un müvekkiline satış yapılan tarihten bir gün önce saat 16:43’te davacıya pay satışı yaptığını, davacının …’un akrabası olduğunu ve bu satışın müvekkilden gizlendiğini, davacıya yapılan 10/100 oranındaki sembolik hisseli satışın müvekkile 1 gün sonra satılan 49/100 hissenin geri alımına ortam hazırlamak için oluşturulduğunu, davalı tanıklarının davacının muvazaalı işlemine ilişkin somut beyanda bulunduklarını; ancak mahkemece bu yöndeki beyanların esas alınmadan hüküm kurulduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun süreklilik kazanmış kararlarında ve 27.03.1957 gün, 12/2 … içtihadı birleştirme kararlarında; akrabalar arasında yapılan satışlarda muvazaa iddiasının araştırılması ve yapılacak araştırmanın neticesine göre satıcının gerçek iradesini tespit ederek ona göre karar verilmesi gerektiğine işaret edildiğini, taraflar arasında yapılan satış işleminin gerçek bir satış olmadığını, davacı tarafın … ile bir olup müvekkili dolandırmaya çalıştığını, bu nedenlerle mesnetsiz davanın reddi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulünde hukuka uygunluk bulunmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “… davalı TMK’nun 1020. maddesi gereğince tapu sicilindeki davacı adına mevcut olan kaydı bilmediğini ileri süremez. Önalım davasına konu hisse satışından 1 gün önce yani 02.11.2015 tarihinde dava dışı … tarafından 10/100 hissenin davacıya devredildiğinin davalıdan gizlendiğine ilişkin iddia tüm dosya kapsamı karşısında ispatlanamamıştır. Yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup doğru görülmüştür…” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarla; Mahkemece depo edilen bedelin nemalandırılmadığını, Mahkemece karar kesinleştiğinde depo bedelinin müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, depo bedelinin nemalandırılmış hesapta bekletilmesine dair karar oluşturulmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, uyuşmazlık dava konusu olaya uygulanması gereken usul ve yasa hükümlerine herhangi bir aykırılık veya hatalı değerlendirme bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 … … Medeni Kanunu’nun 2, 732 ve 734 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 … Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. İncelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu ve temyiz itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesi kararında değerlendirilmiş olduğu anlaşılarak davalı vekilinin temyiz itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.10.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.