YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3240
KARAR NO : 2023/4401
KARAR TARİHİ : 04.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/404 E., 2021/958 K.
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu 127 parsel … taşınmazın üzerinde bulunan ev, ahır, bahçe ve bahçe duvarının müvekkili tarafından yapıldığını, dava konusu taşınmazın kamulaştırma alanı içerinde kaldığını ileri sürerek taşınmazın müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile 127 parsel … taşınmaz üzerinde bulunan, fen bilirkişisi … …’ın 04.10.2017 tarihli rapor ve ekindeki krokide gösterdiği üzere A harfiyle gösterilen 55 metrekarelik ahır, B harfiyle gösterilen 73 metrekarelik ev, C harfiyle gösterilen 30 metrekarelik ahır, 136 metre uzunluğundaki taş duvar ve D harfiyle gösterilen 1132 metrekarelik bahçeden ibaret muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b/1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA ve BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; “…davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, fen bilirkişisi … …’ın 04/10/2017 tarihli rapor ve ekindeki krokide C harfiyle gösterilen 30 metrekarelik ahırın 133 parsel … taşınmaz içinde kaldığı, dava konusu 127 parsel … taşınmazın içerisinde kalmadığı anlaşıldığından C harfiyle belirtilen 30 metrekarelik ahır yönünden muhtesatın tespitine karar verilmemesi gerekirken yazılı şekilde muhdesatın tespitine karar verilmesinin doğru olmadığı; ayrıca fen bilirkişisi … …’ın 04.10.2017 tarihli rapor ve ekindeki krokide D harfiyle gösterilen 1132 metrekarelik bahçe içindeki ağaçlarla ilgili muhdesatın tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde D harfiyle gösterilen 1132 metrekarelik bahçeden ibaret muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesinin doğru olmadığı, bahçe içerisindeki ağaçların sayısı ve cinsi belirtilerek muhdesatın tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; 127 parsel … taşınmazda bulunan ve 04.10.2017 tarihli raporda belirtilen muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlardaki tüm muhdesat için kabul kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca lehlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiş olmasının da hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verildiğini, davanın reddedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m).Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki … ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 … Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
3. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 … Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve bozma ilamında belirtildiği şekilde işlem yapılmasına göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.10.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.