YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/26386
KARAR NO : 2013/8147
KARAR TARİHİ : 01.04.2013
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Suç tarihinde, ihbar üzerine kolluk kuvvetleri tarafından sanığın evinde yapılan aramada, bir adet eski kılıç ele geçirildiği, sanık savunmasında söz konusu kılıcın dedesinden kaldığını, hatıra olarak evinde sakladığını beyan ettiği, tarafsız bilirkişi kurulu raporu ile dava konusu eserin 2863 sayılı Kanunun 23/a maddesi uyarınca, etnografik nitelikte kültür varlığı olduğu, bulundurulması ile yurt içinde alım satımının serbest olduğunun belirlendiği, miras yoluyla intikal eden, bulundurulması, alımı ve satım serbest olan bu gibi kültür varlıklarının müze müdürlüğüne bildirilmesi gerektiğine dair, 2863 sayılı Kanunda amir bir hüküm bulunmadığı, aynı eserin adı geçen kanunun 4. maddesi kapsamında bildirilmesi zorunlu “bulunan” veya “yeni haberdar olunan” eser kapsamında olmadığı, Anayasanın 38. maddesinde yer alan “Kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılmaz” kuralı ile 5237 sayılı TCK’nın 2. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi nazara alındığında mahkemenin beraat kararının yerinde olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda yüklenen fiilin unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının sanığın suçunun sübut bulunduğuna dair yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 01/04/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
KARŞI OY:
2863 sayılı Kanunun 5. maddesinde “Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteğindedir.” denilmektedir.
Kanunda kastedilen “devlet malı niteliğini”, mülkiyet hakkı yerine denetim, gözetim, koruma ve değerlendirme olarak algılamak ta mümkün değildir.
Kanundaki açık düzenlemeler karşısında, gözetme, koruma ve değerlendirme yetkisinin, kültür ve tabiat varlığını kurallara uygun olarak elinde bulunduranlara ait olduğunu kabul etmek zorundayız.
Nitekim, “… Definesi” kararını incelediğimizde, Boston İlk Derece Federal Mahkemesi, davalıların devletin görüp, gözetme, denetleme hakkı bulunduğu tezini reddederek, Kültür ve Tabiat Varlıklarının mutlak anlamda Devlet malı niteliğinde olduğunu kabul etmek suretiyle, söz konusu eserleri ülkemize iade etmiştir. Bu karardan alınan hukuksal güçle, bugün dünyanın her yerindeki kültür varlıklarının iadesi için açılan davalarda başarılı olunduğu da bir gerçektir. Çoğunluk görüşünün kabulü halinde dünya çapında açılmış davalarda hakkımızı ispatta zorlanacağımızda ayrı bir gerçekliktir.
Dosyamızda, sanığın evinde, yatak odasında sakladığı dava konusu kılıcın, tarafsız bilirkişi raporu ile 2863 sayılı Kanunun 23/a maddesi uyarınca, etnografik nitelikte kültür varlığı olduğunun belirlendiği, 2863 sayılı Kanunun 23/a maddesinde korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları arasında sayılan etnoğrafik nitelikteki kültür varlıklarının serbestçe bulundurulamayacağı, aynı Kanunun 25/1 maddesi uyarınca tasnif ve tescile tabi tutulan korunması gerekli etnoğrafik nitelikteki kültür varlıklarından müzelere alınması gerekli görülmeyenler ile bu nitelikte olup da sahiplerince müzelere satılmak istenmeyen taşınır kültür varlıklarının “tescile tabi taşınır kültür ve tabiat varlığı belgesi” düzenlenerek sahiplerine iade edileceği, başka bir deyişle suça konu eserin etnoğrafik nitelikte kültür varlığı olmasının, bu varlığın serbestçe bulundurulabileceği anlamına gelmediği, somut durumda dava konusu eserin 2863 sayılı Kanunun 23/a maddesi uyarınca, etnografik nitelikte bulunması ve sanığın “tescile tabi taşınır kültür ve tabiat varlığı belgesi” sahibi olduğuna dair bir savunmasının da mevcut olmaması karşısında, sanığın dedesinden kaldığını beyan ettiği kılıcı 2863 sayılı Kanunun 24. maddesine aykırı olarak bulundurduğu, bu itibarla, sanığın sübuta eren eyleminin aynı Kanunun 70. maddesine temas eden izinsiz kültür varlığı bulundurma suçunu oluşturduğunu ve 70. maddesinin atıfta bulunduğu 24. maddesinin “Devlet malı niteliğini taşıyan korunması gerekli taşınır Kültür ve Tabiat Varlıklarının Devlet elinde ve müzelerde bulundurulması ve bunların korunup değerlendirilmesi Devlete aittir.” düzenlemesi karşısında, kıymetli olduğunu bilerek (ki 70. Madde bilme unsuru aramamaktadır.) yatak odasında sakladığı kılıcı 25. madde gereğince tasnif ve tescil işlemine tabi tutmadan elinde bulunduran sanığın eyleminin 2863 sayılı Kanunun 70. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.