YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1731
KARAR NO : 2023/4660
KARAR TARİHİ : 01.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/768 E., 2016/421 K.
SUÇLAR : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Giresun 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 28/04/2016 tarihli ve 2015/768 Esas, 2016/421 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca “sanığın sırf katılanların huzur ve sükununu bozmak saiki ile hareket ettiğine dair dair her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli, inandırıcı ve somut delil elde edilememesi” gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/03/2021 tarihli ve 2016/283454 sayılı hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebebi; Eksik inceleme sonucu sanık hakkında mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık ile katılan …’in annesi katılan …’nin bir süre birlikte yaşadığı, katılan …’in beyanına göre … öğrenimine devam ederken sanık ile …’nin tanıştığı, daha sonra …’in Giresun’a geldiği, annesi ile sanığın ayrılmasını istediği fakat …’nin bunu kabul etmemesi üzerine sorun çıkmaması için çocuğu olan …’in kontrolünde sanık ile …’nin irtibatına müsade edildiği, irtibatın birlikte yaşama şeklinde değil de telefonla sanık ile katılanlardan …’nin görüşmesine müsade edilmesi şeklinde sağlandığı, katılan …’in beyanına göre akli dengesi yerinde olmayan …’nin sorun çıkarması nedeniyle sanık ile katılan …’nin telefonla görüşmesine müsaade edildiği, ayrıca katılan …’in beyanına göre sanık ile katılan …’nin aralarındaki ilişkiyi sonlandırmak isteğinden sonra da ara ara sanık ile katılan …’nin görüşmesine müsade edildiği, açıklanan olgular çerçevesinde aslında sanık ile katılanlardan … arasında önceden bir arada olma sonrasında ise telefonla görüşme şeklinde yakınlık olduğu, bu şekilde meydana geldiği anlaşılan olaylar dışında sanığın sırf katılanların huzur ve sükununu bozmak saiki ile hareket ettiğine dair dair her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli, inandırıcı ve somut delil elde edilememesi dolayısıyla delillerin yetersiz olması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca sanık hakkında beraat kararı verildiği belirtilmiştir.
2.Sanığın aşamalardaki beyanları, “Ben …’nın annesi olan … ile 2014 yılından önce belirli bir dönem beraber yaşadık, … Sala’nın akli dengesi yerinde değildir, kendi isteği ile benden ayrılarak oğlunun yanına gitmiştir, ben 0 536 340 28 61 numaralı telefon hattını kullanmaktayım, … ‘nın hangi numarayı kullandığını bilmiyorum, ben kendisine sadece kullanması için telefon vermiştim, hat alıp vermedim, ben kendisini kullandığım 0 536 340 28 61 numaralı telefon hattından oğlu olan …’nın ifadesinde belirttiği ve iletişim kayıtlarında gözüken 0 531 420 21 16 numaralı telefon hattından aradığımı hatırlamıyorum, aramış da olabilirim” şeklinde olup suçlamaları kabul etmemiştir.
3.Katılanın aşamalardaki beyanları,”Müşteki … benim annemdir. Kendisinin rahatsızlığı bulunmaktadır. Bu nedenle kısıtlanmıştır. Vasisi de benim. Daha önce babam ile de boşanmıştı. Sanık annemin dul olduğunu öğrenince ben annemin yanında değilken başkası aracılığıyla annem ile tanışarak annem ile birlikte yaşamaya başladı. Ben bunu Ankara öğrenimime devam ederken öğrendim. Sanığa annemin hasta olduğunu, akli dengesinin olmadığını anlattım. Ona rağmen kabul etmeyerek annemi ile birlikte yaşama istediğini bana söyledi. Sonra ben Giresun’a geldim. Annem ile sanığın ayırmak istedim. Annem bu durumu kavrayamadığı için karşı çıktı. Çünkü annemin akli dengesi yerinde değil. Bundan dolayı sorun çıkmaması için bizim kontrolümüzde annem ile sanığın irtibatına müsaade ettik. Bu irtibat birlikte yaşamaları şeklinde değildi sadece telefonla görüşmelerine müsaade ettik. Bu bir kurguydu çünkü öbür türlü annem sorun çıkartıp agresifleşiyordu. Bundan dolayı sanığın annemle telefonda irtibat kurmasına müsaade ettik. Bu arada annem bizimle beraber yaşamaya alışınca sanık ile annemin irtibatını sonlandırmak istedik. Bunun üzerine sanık bir akşam evimize geldi. Kardeşim ile tartıştılar. Bunun üzerine tutanak tutuldu. Biz annem ile sanığın irtibatını kesmek istedikten sonra ara ara sanık ile annem arasında telefon görüşmeleri devam etti. Anlattığım şekilde annem ile sanığın birlikte yaşamalarını sonlandırdıktan sonra iki gün süreyle sanık devamlı suretle annemi telefonla aradı. Beni aramadı. Sanığın beni rahatsız etmesi söz konusu değildir. Vasisi olduğum annemi rahatsız etmesinden dolayı şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum” şeklinde olup hakkında mahkemece katılma kararı verilmiştir.
4. Sanığa ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Yerel mahkeme kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, mahkemenin kabulü hukuka uygun bulunmakla tebliğnamenin sanığın mahkumiyetine yeteri derece delil olduğundan bahisle bozma isteyen düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Katılan vekilinin eksik inceleme sonucu sanık hakkında mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç olup, bu suçun oluşması için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Israr ögesinin ve sırf huzur ve sükunu bozma saikinin bulunmaması nedeniyle unsurları oluşmayan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkemece sanığın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Giresun 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 28/04/2016 tarihli ve 2015/768 Esas, 2016/421 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2023 tarihinde karar verildi.