Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/6810 E. 2010/8967 K. 18.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6810
KARAR NO : 2010/8967
KARAR TARİHİ : 18.05.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 4.050 TL’ye itirazın iptali faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, 2 adet klima bedelini ödemeyen davalıdan alacağını tahsil etmek amacıyla icra takibi yaptığını, davalının haksız itiraz ettiğini öne sürerek, icraya itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalıya Tebligat Kanununun 35.maddesi uyarınca tebligat yapılmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile icra dosyasında davalının asıl alacak ve işleyecek faize itirazının iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ve dava dışı davalının oğlu … hakkında 3.432,20 TL asıl alacak, 72,78 TL, işlemiş faiz olmak üzere 3.504,98 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatmış; ödeme emri davalının oğluna tebliğ edilmiş; davalı adresini bildirerek borca itiraz etmiştir.
Davalı, 20.7.2007 tarihli itiraz dilekçesinde adres olarak “… Mah. … Cad. …Sokak … Apt. No:… …” adresini bildirmiştir. Buna rağmen dava dilekçesinde davalının adresi sevk irsaliyesi ve faturada yazılı olan (… Cad. … Apt. … …) adresi gösterilmiş, o adrese çıkartılan dava dilekçesi hiçbir açıklama olmadan bila tebliğ iade edilmiş, davacı vekili 13.8.2008 tarihli dilekçe ile yine tebliğ edilemeyen adresi bildirmiş, o adresten ayrılmış yeni adresi de bulunmadığından Tebligat Kanunu 35.maddesine göre dava dilekçesi tebliğ edilmiş; sevk irsaliyesindeki imza konusunda beyanda bulunması için çıkartılan davetiye de aynı şekilde aynı adrese çıkarılmış, muhtarlık kaydı bulunmadığından 3.6.2009 günü bilatebliğ iade edilmiş, bilahare aynı adrese 35.maddesi uyarınca 9.7.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, gerekçeli karar da 28.2.2009 tarihinde aynı adrese, 35.maddeye göre tebliğ edilmiştir. Davalı, kararı 27.2.2010 haciz tarihinde öğrendiği bildirerek temyiz etmiştir.
Tebligat Kanununun 20, 21 ve özellikte tüzüğün 28.maddesi uyarınca muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek olanlardan herbiri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel, komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Gösterilen şekil, geçerlilik koşuludur. (YHGK.nun 29.12.1993 tarihli 1993/18-778-876 sayılı kararı). Olayımızda muhatabın ne sebeple adreste bulunmadığı tevsik edilmemiştir. Bu hali ile tebligat geçersizdir.
Diğer yandan davalıya tebligat yapılamayan adrese hiçbir zabıta araştırması yapmaksızın bütün tebligatların aynı adrese Tebligat Kanunu 35.maddesi uyarınca yapılması da doğru görülmemiştir.
Mahkemece, usulsüz ve geçersiz tebligatlar ile davalıya savunma hakkı verilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozayı gerektirir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.