Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/11076 E. 2010/12735 K. 13.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11076
KARAR NO : 2010/12735
KARAR TARİHİ : 13.07.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde muarazanın önlenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, birden çok parsel üzerinde kurulu bulunan taşınmaz üzerinde kurulu bulunan sitede, davacı site yönetimini kim ya da kimlerin yasal olarak temsil ettiğinin belirlenerek muarazanın giderilmesi , davalılardan site yönetiminin yok sayılmasına karar verilmesi, kat maliklerinin davacı site yönetimine bağlı olduklarının tespitine karar verilmesi ve davalı site tarafından toplanan aidatların davacı site yönetimine devrine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Getirtilen tapu kaydına göre, taşınmazın birden çok parselde kurulu bulunduğu anlaşılmıştır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 8. maddesinde Sulh Mahkemesinin genel olarak bakabileceği davalar gösterilmiştir. Dava, niteliği itibariyle bu madde kapsamında olmadığı gibi, uyuşmazlık Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasından (yapı çok parselde kurulu olduğu için) doğmadığı için anılan kanunun 33 ve Ek-1. maddesi uyarınca Sulh Mahkemesinin bakacağı davalardan da değildir. O halde dava konusu uyuşmazlığın miktarına göre , görevli mahkeme tayin edilecektir.
Mamelek hukukundan doğan davalar dışında kalan davalarda asliye mahkemesinin görevi asıl,sulh mahkemesinin görevi ise istisna olduğundan,özel bir kanun hükmü ile,açıkca sulh mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen ve konusu para ile ölçülemeyen bir şey olan bütün dava ve işler asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Somut olayda, dava konusu uyuşmazlık, değeri para ile ölçülemeyen bir uyuşmazlık olduğundan,mahkemece davanın asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiği gerekçesi ile görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası hakkında hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.