YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/853
KARAR NO : 2023/4578
KARAR TARİHİ : 31.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3487 E., 2021/187 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
Sanıkların üzerlerine atılı suçun 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi gereğince avukatlık görevinin ifası sırasında işlenen suçlardan bulunduğu bu nedenle temyize tabi olduğu anlaşılarak yapılan incelemede,
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2019 tarihli ve 2017/789 Esas, 2019/636 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.01.2021 tarihli ve 2019/3487 Esas, 2021/187 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.12.2021 tarihli ve 2021/31215 sayılı, temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi;
Suçun unsurlarının oluştuğuna, sanıkların cezalandırılması gerektiğine ve saire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkeme gerekçesinde;
1.”…Katılanın 02/09/2016 ile 26/09/2016 tarihleri arasında alacaklı firmanın avukatları olan sanıklar tarafından toplam 16 kez arandığı sabit ise de, incelenen dosya ve sanık avukatların savunmalarından da anlaşılacağı üzere, 16/08/2016 tarihinde haciz sırasında katılanın ilk taksiti 17/08/2016 tarihi olmak üzere 02/09/2016 , 16/09/2016 ve 30/09/2016 tarihlerinde toplam 63.988 TL yi ödeyeceğine dair ödeme taahhüdünde bulunduğunun sabit olduğu, katılanın ödeme taahhüdüne uymadığı, bu dönemde şikayet tarihi olan 26/09/2016 tarihi esas alındığında bu tarihin hemen öncesinde taahhütte bulunduğu 3 ayrı taksiti ödememiş olduğu ve şikayet tarihinden 4 gün sonra da 30/09/2016 tarihinde taahhüdünün son taksit ödemesinin bulunduğu, önceki taksitlerini ödemeyen ve son taksiti de ödememe ihtimali bulunan ve iyi niyetle ödeme taahhüdünü ihlalden dolayı İcra mahkemelerine şikayette bulunmayan alacaklı sanık avukatların, borçlu katılanı borcunu ödemesi konusunda yaptıkları aramalarda hukuka aykırılık bulunmadığı gibi katılanı mesleklerin icrası kapsamında arayan sanıkların eylemlerinde suç kasıtlarının da bulunmadığı kanaatine varılmakla, CMK’nun 223/2-c maddesi gereğince beraatlerine karar vermek gerekmiş, Mahkememizde oluşan tam ve tarafsız vicdani kanaate göre aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur” denilmiştir.
2.Sanık … savunmasında; “Ben üzerime atılı suçlamayı anladım. İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak halen çalışmaktayım. Olay tarihinde … Anonim Şirketi vekili olarak müşteki aleyhine ihtiyati haciz kararı alarak icra takibi başlatmıştık. Müştekiyi bu sebeple tanırım. Fiili haciz sırasında müşteki borcu taksitler halinde ödeyeceğini beyan etmesi üzerine taahhütnamesi alınıp dönülmüştür. İlk taksitte ödemesini gerçekleştirmediği için taahhütünü yerine getirip getirmeyeceği konusunda suç kastı olamdan iyi niyetle görüştüğümüz doğrudur. Ancak kesinlikle kendisini rahatsız etmek, hakaret etmek, küçük düşürmek gibi bir kastımız olmamıştır. Suç işlemek kastı ile hareket etmiş değilim. Müşteki taksitini geciktirince gecikme sebebini öğrenmek amacı ile aradığımızda bize birkaç gün içinde ödeyeceğini söyleyip süre istemiştir. Biz de vermiş olduğmuuz sürenin bitiminde bankada hesaba para yatmadığını görünce kendisini bu sebeple arayarak sebebini öğrenmeye çalışmışızdır. Zira ödeme yapmayacaksa hakkında taahhüt ihlalinden suç duyurusunda bulunmamız gerekmekteydi. İyi niyetli olarak müvekkilin hem parasının tahsili sağlamak hem de müştekinin sıkıntıya düşmemesini sağlamak amacı ile tamamen iyi niyetli ve dostane şekilde davrandık. Müştekinin beyan etmiş olduğu söz verdiği tarihte borç ödemesini gerçekleştirmemesi üzerine kendisini vermiş olduğu tarihlere istinaden aralıklı olarak aradığımız doğrudur. Ancak bu aramaya müştekinin bizzat kendisi sebep olmuştur zira borcunu söylediği tarihte ödemiş olsaydı biz de kendisini aramazdık, neticede müşteki müvekkilime olan borcunu taahhütteki şekilde gecikmeli olarak yerine getirmiştir, biz gecikmeye rağmen müştekinin mağdur olmaması için taahhütü ihlalden ceza almasını önlemek amacı ile iyi niyetli olarak kendisini arayarak alacağımızın tahsilini sağlamaya çalıştık, suç kastımız yoktur, beraatimize karar verilmesini talep ederim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3.Sanık … savunmasında; “Ben üzerime atılı suçlamayı anladım. Olay meslektaşım diğer sanık …’ın anlattığı şekilde olmuştur. Ben de olay tarihinde … Anonim Şirketinin vekilliğini yapıyordum. Müşteki müvekkile borçlu olduğu için hakkında ihtiyati haciz kararı alarak fiili haciz de bizzat ben bulundum. Müşteki fiili haciz sırasında taahhüte binaen 10.000 TL parayı hesaba yatırmıştır. Geriye kalan borcunu da 17.996 TL olacak şekilde 3 taksitte ödemeyi taahhüt etmiştir. İlk taksit tarihinden 17 gün sonra ödemesi gereken meblağ yerine eksik olarak 7.500 şeklinde ödeme yapmıştır. Biz de eksik ödeme ve gecikme nedeniyle kendisini taahhütü ihlal etmesi nedeniyle arayıp müvekkilin alacağını tahsil edebilmek ve müştekinin taahhütü ihlalden ceza almaması nedeniyle iyi niyetli olarak müşteki taahhütü ihlalden şikayetçi olmamamızı, borcunun geriye kalan taksit miktarını ödeyeceğini, iki taksiti birlikte kapatmaya çalışacağını beyan ile süre istemiştir. Vermiş olduğu süre zarfında ödemesini yapmaması üzerine gerek ben gerekse gerekse diğer sanık tarafından borcun ödenmemesine binaen aradığımız doğrudur. Ancak aramadaki kastımız kesinlikle müştekiyi rahatsız etmek, taciz etmek amaçlı değildir. Zaten müştekinin bize ait olan cep telefonlarını arama dökünları da incelendiğinde aramaların tek taraflı olmadığı, müştekinin de bizden süre talep ettiğine dair konuşmalara ilişkin kayıtların olduğu görünecektir. Yine müşteki ile whatsapp görüşmelerinde müşteki zaman zaman yapmış olduğumuz hukuki işlemlere binaen aracındaki haczin kaldırılması, hesabındaki blokelerin kaldırılması ödemelerin işçilere ait maaşları ödeyeceği için gecikeceğine dair kayıtları da mahal mahkemesine aracılığınız ile sunuyoruz. Kesinlikle suç işleme kastı ile hareket etmiş değiliz, müştekinin borç ödemeye ilişkin yazılı taahhütüne binaen ve kendisinin bizden taahhütünü yerine getirememesine istinaden ek süre istemesi üzerine telefon görüşmelerim de olmuştur. Müştekinin çalıştığı iş yerinin tekstil atölyesi oması, iş yerinin gürültülü olması sebebiyle duymadığı için bir kaç sefer aramamız olmuştur. Bu durum whatsapp görüşmelerine zaten geçmiştir. Beraatime karar verilmesini talep ederim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
4.Katılan … beyanında; ”Ben tekstil işi yapıyorum ödenmemiş bir müşteri çekim vardı ön ödemeli olarak faktoring şirketine vermiştim, FETO olayları yeni olduğu için müşteriyi riskli gördüler, günü gelmeden çekin bedelini istediler, çek 50.000 TL lik bir çekti 10.000 TL ödedik kalan için taahhütte bulunduk, sanıklar günde birkaç kez beni aramaya başladılar, çok sık aradıkları için bizde günü gelmeden de ödemeler yapıyorduk, yaklaşık 64.000 TL para ödedik, paranın tamamı ödendikten sonra aramayı bıraktılar ancak yaklaşık ödeme süresi olan 2 ay sürede günde birkaç kez beni arayarak rahatsız ettiler, şikayetçiyim davaya da katılmak istiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
5.Tanık … beyanında; ” Ben olay tarihinde …’nın yanında çalışırdım. …’ın sürekli olarak iş yapmış olduğu insanlar işyerine gelip huzursuzluk çıkarıyorlardı, ben bu olaylara şahit oldum. Telefon görüşmelerinde aralarındaki iş ilişkisi içerisinde, işin aksaması nedeni ile bir tartışma yaşandığına şahit oldum.Bizim işyerimiz tekstil üzerine çalışıyordu, ben olay tarihinde kesim ustasıydım. Dosyaya yansıyan taahhütten haberim yoktur. İşin içeriğini bilmiyorum. Sadece konuşulan konulara kulak misafiri olmuştum. Bir tane avukat 2-3 defa işyerimize gelmişti. Gelmesi yaklaşık birer ay arayla oldu. Katılanın masası kesimhanenin içerisinde olduğu için ben telefon konuşmalarını duyuyordum. Fakat kaç kişi ile görüştüğünü hatırlamıyorum. Karşı taraf katılanı sık sık arayıp, katılanla hararetli tartışmalar yaşıyordu, alacak ile ilgili konuşuyorlardı, fakat konuşmanın içeriğini bilmiyorum Başka da bir bilgim veya görgüm yoktur.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
6. 27/04/2017 tarihli Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 68215580-101-05-55-2017/822- AVK/15413 sayılı oluru ile şüpheliler hakkında soruşturma izni verilmiştir.
7.Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin 09/10/2017 tarih ve 2017/137-222 E..K sayılı kararıyla son soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunup bulunmayarak istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.01.2021 tarihli ve 2019/3487 Esas, 2021/187 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.