Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/750 E. 2023/4300 K. 10.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/750
KARAR NO : 2023/4300
KARAR TARİHİ : 10.07.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1525 Esas, 2021/1238 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/999 E., 2019/420 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının özelleştirme kapsamına alınmasının ardından TEDAŞ’a ait dağıtım sisteminin 20 farklı dağıtım bölgesine ayrılarak her bir dağıtım bölgesi için ayrı bir anonim şirket kurulduğu, özelleştirme işlemlerinin bir basamağı olarak davalı TEDAŞ mülkiyetindeki dağıtım sisteminin işletme hakkını her bir dağıtım bölgesi için ayrı kurulan şirketlere “İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi” ile devrettiği, bu kapsamda davacı şirket ile davalı arasında 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalandığı, davacı şirketin bölgesinde daha önce davalı tarafından yürütülen elektrik dağıtım faaliyetleri İHDS’nin imzalanmasından bu yana davacı şirket tarafından yerine getirildiği, davalı şirket ile imzalanan 24.07.2016 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin (İHDS) 7 nci maddesi ve alt bentlerinde “Üçüncü Kişilerin İddiaları” başlığı altında düzenleme yapıldığı, dağıtım faaliyetlerinin davalı TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen olay nedeniyle Yavuzeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/108 E sayılı dosyasıyla açılmış olan dava sonucu verilen kararın kesinleştiğini, mahkemece hükmedilen bedelin müvekkili şirket tarafından Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2010/13964 sayılı dosyasına ödendiğini, İHDS gereğince davalının bu miktardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 104.477,06 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketle 24.07.2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafından söz konusu davanın hiçbir aşamada müvekkiline bildirilmediğini, icra dosyasına ilişkin de bildirimde bulunulmadığını, sorumlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile rücuya konu davanın işletme hakkı devir sözleşmesinin akdedilmesinden önceki bir tarihte meydana geldiği, taraflar arasında yapılan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi gereğince davalının sorumlu olduğu, ayrıca rücuya esas dosyadaki uyuşmazlık mülkiyete dayanmadığından davacının sözleşmenin 7.2 maddesi gereğince ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı, bu nedenle ödediği tüm bedeli talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 104.477,06 TL’nin ödeme tarihi olan 05.03.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen alacak miktarı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince 11.108,16 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 7.134,78 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, talepleri doğrultusunda ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davacı şirket tarafından yapılan mahsubun dikkate alınmadığını, dava dışı işçinin üçüncü kişi olmadığını, bu nedenle alacağın İHDS kapsamında kalmadığını, İHDS, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, rücuya esas davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının dayanak davadaki ödemeleri yasal faiz üzerinden yaptığını, müvekkili aleyhine hükmedilen harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinde hata bulunduğunu bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça vekalet ücreti mahsup edilerek hak sahibi dava dışı kişiye ödeme yapıldığı, yapılan ödemeden ötürü davacı şirketin mal varlığında önemli bir azalmanın söz konusu olmadığı, davacının rücuya esas Yavuzeli Asliye Hukuk Mahkemesinin ilamı ile lehine hüküm altına alınan ve karşı taraftan mahsup ettiği 4.820,00 TL vekalet ücretinin hüküm altına alınan rücuen alacak miktarından mahsubu ile davacı tarafından icra takip dosyasına ödenen 99.657,06 TL üzerinden davanın kısmen kabulü ile bu miktara ödeme tarihi 28.02.2012’den itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesine gelince istinaf karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre kabul edilen 99.957,06 TL üzerinden davacı yararına 13.417,42 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte ise de davacının katılma yoluyla istinaf dilekçesinde 11.108,16 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirttiği, vekalet ücretinin 11.108,16 TL’yi geçemeyeceği, 11.108,16‬ TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 7.134,78 TL’ye hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne 99.657,06 TL’nin ödeme tarihi olan 05.03.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ödenen bedelin sözleşme gereğince rücuen tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY

Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiye’deki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ’a ait olmakla birlikte, TEDAŞ’tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.

TEDAŞ tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.

Davacı şirket, tüm hisseleri davalı TEDAŞ’a ait olmak üzere 30.09.2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş’ne devredilerek 30.09.2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.

Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 30.09.2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce 05.03.2012 tarihinde yapılmıştır.

Özelleştirme aşamasında 30.09.2013 tarihinde Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş’nin özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.

Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı TEDAŞ’tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.

Keza, 30.09.2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi’nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” …… şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı …..” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.

Diğer taraftan 30.09.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ’ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.

Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.

Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 30.09.2013 tarihi öncesi, yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi’ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı TEDAŞ’tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 30.09.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.

Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.

Sonuç olarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi kapsamında bulunmaması nedeniyle 30.09.2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, 30.09.2013 günlü sözleşmeden önce gerçekleşen dava konusu ödemeden dolayı, 30.09.2013 sözleşmenin 9.3 ve 9.4 maddeleri gereğince davalının sorumluluğu bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusu red edilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararının onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.