YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3678
KARAR NO : 2011/7916
KARAR TARİHİ : 05.05.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde … plakalı aracın davalı adına tescili, olmadığı takdirde aracın ruhsat ve plakası ile teslimi (ıslahen araç mülkiyetinin davalıya geçtiğinin tesbiti) masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı; 34 H 5042 plaka sayılı otomobilin trafikte adına kayıtlı olduğunu, 2002 yılının 9 ayında … adındaki kişiye haricen satarak teslim ettiğini, …’ in aracın devrini almadan aynı şekilde aracı … isimli bir başkasına satıp teslim etiğini, onun da aynı şekilde davalı … ‘e satarak teslim ettiğini, dava konusu aracın 2002 yılından beri tasarrufu altında olmadığını, 13.8.2004 tarihinde haciz edilerek davalıya yedi emin sıfatı ile teslim edildiğini, 2002 tarihinden geçerli olmak üzere aracın ödenmemiş vergilerini davalıya aidiyeti sureti ile davalı adına tesciline, olmadığı takdirde aracın trafik ruhsatnamesi plakaları ile aynen tarafına teslimine, aracın tam olarak bulunmaması halinde aracın şasi ve Motor numaralarını gösterir parçalarının keza tarafına teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacıyı tanımadığını, aracı alacağı karşılığında … adli kişiden aldığını, arabanın çalışmadığını, motoru söktükleri o sırada avukatla birinin geldiğini arabanın kendilerinin olduğunu söylediklerini, ama aracı almadıklarını, bir süre sonra polisin el koyduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tescil talebinin idari işlem olması sebebi ile, teslim talebinin ise aracın davalının elinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
2918 sayılı Kanun’un 20. maddesinde araç satışlarının yöntemi gösterilmiştir. Buna göre, harici satış ve teslim ile aracın mülkiyeti davalıya geçmemiştir. Ancak, davalı 2004 yılında davacının talebi ile icraen haczedilerek kendisine yediemin olarak teslim edilen aracı, maliki olan davacıya teslim etmesi ya da Trafik sicilinde aracı adına kaydetmesi gerekirken, bu yükümlülüğü yerine getirmediği gibi, dosyada mevcut tutanaklar ve davalının zabıtadaki ikrarından aracı parçalayarak tanımadığı bir hurdacıya sattığı, aracın ruhsatına ve plakalara hırsızlık soruşturması sırasında davalının iş yerinde el konulduğu, davalı hakkında ruhsattaki sahtecilik nedeniyle dava açılmış ise de delil yetersizliğinden beraat kararı verildiği ve ruhsatın mahkemece emanete alındığı, bu nedenle fiilen davalı tarafından yok edilen aracın kaydının trafikte davacı adına devam etmekte olmasından dolayı bir takım yükümlülüklerin devam ettirildiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, idareyi bağlayıcı tespit kararı verilemez ise de, aracın parçalanarak resmi işlem yapılmaksızın hurdaya çıkarılması nedeniyle kaydını trafikte sildirmesi gerektiğinden, kayıt terkini işlemlerini yaptırabilmesi için gereken tespit kararı ve ruhsat ile plakaların ve varsa diğer tanıtıcı parçaların araştırılarak davacıya teslimine karar verilmesi gerekirken, tüm taleplerin reddi ile uyuşmazlığın çözümsüz bırakılması usul ve yasaya uygun görülmediğinden bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.