Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/2480 E. 2010/3141 K. 01.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2480
KARAR NO : 2010/3141
KARAR TARİHİ : 01.03.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak 10.000 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; davacının mülkiyeti Maliye Hazinesine ait olan taşınmazı Muhtaç Çiftçilere Kiraya Verilen Araziler” kapsamında 1980 yılında kiralayıp, uzun yıllar tasarrufunda bulundurduğu, bu arada davalının belirlediği ecrimisil bedelini de ödediği, yıllar içerisinde taşınmaza çeşitli ağaçlar dikip, kuyu, havuz, ambar gibi yapılar inşaa ettiği, ancak dava konusu taşınmazın davalı tarafından … Başkanlığına tahsis edildiği, … Başkanlığının ise burayı üçüncü şahıslara sattığı, davacının tamamen iyiniyetle dikip yetiştirdiği ağaçlar ile yaptığı … bedellerinin ise ödenmediği … sürülerek, TMK’nun 722 ve 723 maddeleri uyarınca fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak 10.000 TL alacağın tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; davacının ilk kiraladığında boş olan yere kendi … ve mesaisi ile diktiği ağaç ve … bedellerinin 228.198,43 TL olduğu, iyiniyetli olan davacının bu bedeli talep edebileceği gerekçesiyle, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000 TL alacağın tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine, davacı ile idare arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, fuzuli şagil olan davacıya çeşitli defalar ecrimisil ihbarnamesi çıkarılmasına rağmen ecrimisil bedellerinin de ödenmediğini, iyiniyetli olmayan davacı yönünden TMK.nun 722 ve 723.maddesindeki koşulların oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerçekten de davacının dayandığı 17.12.1981 başlangıç ve 31.08.1986 bitim tarihli sözleşme fotokopisi … bir sahifeden ibaret olup, taraf imzalarını içermemektedir. Ayrıca davacının bizzat sunduğu makbuzlardan idareye ödediği bedelinde kira bedeli olmayıp, ecrimisil olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim davacının işgalci kabul edilerek kendisine çeşitli tarihlerde ecrimisil ihbarnamesi çıkarıldığı her iki tarafın da kabulündedir. O halde, davalı … Hazinesine ait taşınmazı geçerli bir kira sözleşmesine dayalı olarak kullandığını ispat edemeyen davacının iyiniyet iddiası kabul edilemez. Ancak, keşif raporunda belirtilen ağaç ve yapıların davacıya ait olduğu da yanlar arasında tartışmasızdır. Bu takdirde TMK.nun 723 – 729. maddelerinde yer alan ” malzeme sökülüp alınamaz ise, arazi maliki malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hakimin hükmedeceği miktar, bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir” hükmü gereğince bir karar verilmelidir. Anılan hüküm esas itibariyle BK.nun 61 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmenin özel bir halidir. Davacının iyiniyetli olduğu ispat edilemediğine ve malzeme de sökülüp alınmadığına göre hükmedilecek miktar davacının yaptığı giderler olmayıp, bu malzemeler nedeniyle taşınmaz malikinin zenginleştiği miktardır. Bu miktar TMK’nun 723/son maddesinde belirtildiği üzere, malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri ifade ettiğinden, davada olayların özelliğine bakan hakimin TMK’nun 4.maddesinin kendisine tanıdığı takdir yetkisini de kullanarak bir karar vermesi gerekmektedir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda açıklanan hususlara değinmediğinden karar vermeye elverişli değildir. Açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi yanlış olup, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA 01.03. 2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.