Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2022/2217 E. 2023/23464 K. 01.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2217
KARAR NO : 2023/23464
KARAR TARİHİ : 01.11.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/2513 E., 2021/710 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2020/149 Esas, 2020/236 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi; sanığın katılana “Sen en biçim devlet memurusun, borçlu şirket ve borçlu vekili ile işbirliği yapıyorsun, işbirlikçi ve icra memuru değilsiniz.” şeklide sözler söylediği, katılan beyanı, borçlu vekili olan tanık Ö. A.’nın anlatımı, tutanak içeriği ile sabit olduğu ve söylenen sözlerin ağır eleştiri kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilerek, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihinde borçlunun işyerinde uygulanan haciz işlemi sırasında, alacaklı vekili olan sanığın, icra memuru katılana yönelik borçlu tarafla ortak olduğu, alacaklı vekili ile ilişkisi olduğu yolunda gerçeğe aykırı ifadeler kullanıp ayrıca “Sen ne biçim devlet memurusun” şeklinde sözler söylediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; sanığın mahkememiz huzurunda alınan savunmasında katılana “Sen ne biçim devlet memurusun.” şeklinde sözler söylemediğini beyan ederek üzerine atılı suçu inkar ettiği, tanık F. C.’nin sanığın bu savunmasını doğruladığı, katılanın ise sanığın kendisine “Sen ne biçim devlet memurusun” diyerek hakaret ettiğini ve karşı taraf ile ortak olduğu yönünde sözler söylediğini ileri sürdüğü, tanık Ö. A’nın beyanında sanığın kendilerine iş birliği yaptıkları yönünde sözler söylediğini ancak “Sen ne biçim devlet memurusun.” deyip demediğini hatırlamadığını beyan ettiği, katılan icra memurunun düzenlemiş olduğu tutanak içeriği okunduğunda katılanın ileri sürdüğü “Sen ne biçim devlet memurusun.” şeklinde bir sözün tutanak içeriğinde bulunmadığı, tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde; katılan tarafından düzenlenen tutanak içeriğinde bulunmayan “Sen ne biçim devlet memurusun.” şeklindeki sözlerin söylendiğine dair katılanın bir kısmı tanık Ö. A. tarafından doğrulanan beyanı dışında yeterli delil bulunmadığı , tutanak içeriğinde bulunan sanık avukat ile icra memuru katılan arasındaki tartışmaların da sanığın mesleği dikkate alındığında, mesleğinin gereği olarak yanlış yapıldığını düşündüğü eyleme karşı söylemiş olduğu sözlerin hakaret olarak kabul edilemeyeceği; ancak bu sözlerin ağır eleştiri boyutunda kaldığı, zira sanığın kendi müvekkillerinin haklarını korumak için bu tarz sözlerde bulunmasının makul görülebileceği, bu nedenle sanığın üzerine atılı bulunan suçun yasal unsurları oluşmadığından beraat karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Katılan Vekilinin Belirttiği Hukuka Aykırılık Nedenleri Yönünden;
Sanık savunması, katılanın beyanı, tanıkların anlatımları, haciz tutanağı içeriği ve tüm dosya kapsamı karşısında; sanık hakkında beraat kararı verilmesine dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri De Gözetilerek Maddi Hukuka İlişkin Sair Yönlerden Yapılan İncelemede:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile maddi ceza hukukuna ilişkin sair nedenler yönünden yapılan incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.11.2023 tarihinde karar verildi.