Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/1940 E. 2023/4280 K. 24.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1940
KARAR NO : 2023/4280
KARAR TARİHİ : 24.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/693 E., 2016/16 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2016 tarihli ve 2015/693 Esas, 2016/16 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.02.2021 tarih, 2016/74720 sayılı tebliğnamesi ile hükmün onanması talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; suçun unsurlarının oluştuğuna ve beraat kararının hukuka uygun olmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkeme gerekçesinde ” Yapılan yargılama sonunda, sanık … ‘in … Hastanesi yeni doğan yoğun bakım ünitesinde hemşire olarak görev yaptığı, olay tarihinde hastane yönetiminin sanığı kadın doğum servisinde çalışmasına karar verdikleri, işletme müdürü …’nın sanığa yeni görev yerini sözlü olarak söylediğinde, sanığın yeni birimde çalışmayı kabul etmediği ve kararın kendisine tebliğ edilmesini istediği, bu konuda … ile sanık … arasında tartışma yaşandığı, hastane yönetimince olay yerine polis çağrıldığı, sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan cezalandırılması için mahkememize kamu davası açıldığı, dosyadaki deliller değerlendirildiğinde, … Hastanesinde hemşire olarak çalışan sanık … ile hastane yönetimi arasında … ‘in görev yaptığı yerin değiştirilmesi, …’in de kabul etmemesi üzerine tartışmanın yaşandığı, yaşanan tartışmanın TCK’nın 123/1 maddesinde düzenlenen huzur ve sükunu bozma suçu kapsamında bir eylem teşkil etmediği, sanığın sırf huzur ve sükunu bozma amacıyla gürültü yapmadığı ve bu maksatla hukuka aykırı davranışlarda bulunmadığı, ısrar eden bir eyleminin olmadığı, atılı suçun unsurları oluşmadığından sanığın beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.

2.Sanık savunmasında “… Hastanesinde 5 yıldır hemşire olarak çalışıyorum, göreve başladığımda hastanenin yeni doğan bölümü depoydu, burasını Yeni Doğan servisi olarak hazırlanmasında katkım oldu, 5 yıldır da orada çalışıyordum, daha önce çalıştığım yerlerde de 15 yıldır Yeni Doğan bölümünde çalışıyordum, olay günü hastanenin işletme müdürü olarak görev yapan … bulunduğum yere gelerek ” senin yerine başka hemşire aldık, yeni doğan bölümünde o çalışacak, seni kadın doğum servisine aldık” dedi, bende “bu görev değişikliğini bana yazılı olarak tebliğ edin” dedim, eğer tebligat yapılsa idi yasal haklarımı arayacaktım, ancak bana “tebligat yok, direkt üst kata çıkıyorsun, senin yerine Hatice hemşire çalışacak dedi, görev değişikliği yapmaları nedeniyle yeni aldıkları hemşireyi daha ucuza çalıştırmayı hedeflemişlerdi, ben üst katta çalışmak istemiyorum, burada çalışmak istiyorum” dedim, ancak bunu söylerken de ses tonumu yükseltmedim, normal şekilde söyledim, bunun üzerine … da polis çağıracağız, dedi, bende çağırabilirsin ben suçlu değilim” dedim, ayrıca ben yeni doğan servisini kilitlemedim, yeni doğan servisinde bebeklerin steril bir alanda bulunması gerektiğinden herkes giriş çıkış yapamasın diye girişler şifrelidir, sadece görevliler girebilir, kapı kilitli değildir” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3.Katılan “… Hastanesinin ortaklarından ve yöneticisiyim, sanık da hastanede hemşire olarak Yenidoğan Yoğun Bakın ünitesinde görev yapıyordu, hasta yakınlarından şikayetler geliyordu, bunun üzerine sanığı başka bir bölümde yatak servisinde görevlendirmek istedik, orada bir personele ihtiyacımız vardı, ancak sanık orada çalışmak istemedi, kendisi şifreyle girilen bölümde içerde yatan hasta olmasına rağmen bulunduğu yerden çıkmadı, polis çağırın dedi, polis geldikten sonra bağırıp çağırmaya başladı, polisler gelmeden önce fazla bağırmıyordu, polisler geldikten sonra basını çağıracağım, sizi rezil edeceğim” şeklinde sözlerle bağırdı, hastanenin huzurunu bozdu, ben sanıktan şikayetçiyim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

4.Tanık … ifadesinde “Ben … Hastanesinde işletme müdürü olarak görev yaparım, sanık … de hastanemizin yeni doğan bölümünde hemşire olarak görev yapıyordu, agresif yapısı olduğu için hasta yakınları ve hastalardan şikayetler geliyordu, bunun üzerine biz sanığı servis bölümünde görevlendirmek istedik, özlük haklarında herhangi bir kaybı yoktu, ancak sanık servis bölümünde görev yapmak istemedi, ben aynı yerde görevime devam edeceğim, dedi, hasta olmasına rağmen yeni doğan yoğun bakım bölümüne kendisini kilitledi, çıkmayacağını söyledi, bunun üzerine polis çağırdık, polis gelince de basını çağırın şeklinde bağırdı, orada bulunan hastaları ve personeli huzursuz etti” şeklinde beyanda bulunmuştur.

5.Tanık … ifadesinde “… Hastanesinde muhasebe bölümünde görev yapıyordum, personelin bütün özlük işlemlerine bakıyordum, işten 2015 yılı Temmuz ayında ayrıldım, olay tarihinden bir hafta kadar önce … Hastanesinin yeni doğan bölümüne … isimli hemşire alınmıştı, … sorumlu yeni doğan bölümü hemşiresiydi, onun yerine … görevlendirilmişti, ancak bunu … bilmiyordu, olay günü …’ten işitme testi fişlerini almak için bulunduğu yere gittim, gittiğimde … ile hastanenin işletme müdürü … konuşuyorlardı, … ‘nın sırtı bana dönük vaziyetteydi, … …’e ” seni bu bölümden alacağız, yatan hasta bölümüne görevlendireceğiz, dedi, … “ben bu görevi kabul etmiyorum, bana bu görevi tebligatla bildirmediniz” dedi, … böyle bir cevap beklemiyordu, … ‘in elinde bulunan çocuğu aldı ve …’e hitaben ” bu kadın bu çocuğa zarar verir, polis çağırın” şeklinde sözler söyledi, sonre ben oradan ayrıldım, kısa süre sonra polis geldi, polise tutanak tutturmuşlar, ben …’in bağırıp çağırdığını görmedim, …’te bu olay nedeniyle şaşırmıştı” şeklinde beyanda bulunmuştur.

IV. GEREKÇE
Yoğun bakım ünitesinde görevli hemşire iken suç tarihinde hasta yakınlarından gelen yakınmalar nedeniyle müşteki hastane sorumlu müdürünce görev yaptığı bölümde değişiklik yapılarak Kadın Doğum Ünitesinde görevlendirilen ve bu durumun kendisine iletilen sanığın görev yaptığı bölümde yüksek sesle bağırıp protesto ederek ve bu eylemi iki gün boyunca sürdürmek sureti ile huzur ve sükunu bozmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada mahkemece, sanığın sırf huzur ve sükunu bozma amacıyla gürültü yapmadığı ve bu maksatla hukuka aykırı davranışlarda bulunmadığı, ısrar eden bir eyleminin olmadığı, atılı suçun unsurları oluşmadığı gerekçelerine dayanılarak beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin suçun unsurlarının oluştuğuna ilişkin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2016 tarihli ve 2015/693 Esas, 2016/16 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2023 tarihinde karar verildi.