YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4794
KARAR NO : 2010/8901
KARAR TARİHİ : 17.05.2010
Davacı … ile davalı … Müdürlüğüne izafeten … Bölge Müdürlüğü aralarındaki alacak davasına dair Antalya 7. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.10.2008 günlü ve 2007/108 E-313 K.sayılı hükmün Onanması hakkında dairece verilen 08.12.2009 günlü ve 2009/17736 E-19429 K. sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, … ili … Mahallesi 7696 Ada 4 parselin annesi adına kayıtlı olup 40-45 yıl önce kadastro çalışmalarının tamamlandığını, ancak 24.4.2001 tarihinde davalı … Müdürlüğünün tek taraflı olarak eveliyatında bulunmayan şerhi koydurduğunu ve tapu kayıtlarında görülmeyen bu şerh nedeniyle taviz bedeli tahsil edildiğini beyanla, 15.085 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, ilk tapu, tesis ve başlangıç tedavül kayıtlarında vakıf şerhi bulunduğunu, Vakıflar Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilen vakfın türü hakkında bilgi alınmasını ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı ve yürürlüğe giren 20.02.2008 tarihli 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 18 ve 5.maddeleri gereğince vakıf şerhleriyle ilgili olarak diğer kanunlarda yer alan zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümlerin devam etmekte olan davalarda uygulanmayacağı gözetilerek yerinde olmayan ve subuta ermeyen davanın reddi’ne karar verilmiştir. Karar davacı tarafın temyizi üzerine dairemize gelmiş ve Dairemizin 8.12.2009 günlü ve 2009/17736 Esas-19429 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu 27.2.2008 tarihli Resmi Gazete de yayımlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Sözü edilen 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 18.maddesi hükmüne göre; miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vafedilen taşınmazlar dışındaki icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar taviz bedeline tabiidir. Yasanın 3.maddesinde yapılan tanıma göre de, mukataalı vakıf: zemini vakfa üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise: değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder. Hal böyle olunca somut uyuşmazlığın çözümü için “… Vakfının” mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Mahkemece, …, … Bölge Müdürlüğünden gelen “… vakfı sahih vakıflardandır” cevabi yazısı dikkate alınarak dosyaya sunulan vakfiye örneği üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmiştir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu farklı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığı keşfen ve uzman bilirkişiler marifetiyle saptanmalıdır.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır. Vakfiye örneği ve ilk tesisinden itibaren durumu gösterir tapu kaydı üzerinde HUMK.275.maddesi uyarınca yukarıda anlatılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurularak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken mahkeme kararının dairemizce zuhulen onandığı anlaşılmakla, davacı tarafın karar düzeltme talebinin kabulüyle Dairemizin 8.12.2009 günlü ve 2009/17736 E.-19429 K. sayılı ilamının kaldırılmasına ve Antalya 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 9.10.2008 tarihli 2007/108 E.-2008/313 K.sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile;
Dairemizin zuhulen onamaya ilişkin 8.12.2009 günlü 2009/17736 E.-19429 K.sayılı onama ilamının kaldırılmasına, Antalya 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 9.10.2008 tarihli 2007/10 E.-2008/313 K.sayılı kararının yukarıda anlatılan hususlar yönünden inceleme yapılmak üzere BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.