Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/5187 E. 2010/9194 K. 24.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5187
KARAR NO : 2010/9194
KARAR TARİHİ : 24.05.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde ıslahla 18.442,57 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, kök muristen intikal eden taşınmazların davalı (paydaş) tarafça bizzat ya da kiraya verilerek kullanıldığı, davacıya pay verilmediği ileri sürülerek, murisin ölüm tarihinden dava tarihine kadar gerçekleşen süre için ecrimisil istenilmiş; mahkemece, taraflar arasında tüm mirasçıların katılımı ile gerçekleşen miras taksim sözleşmesi bulunduğu, iş bu sözleşmenin geçerli olduğu, dolayısı ile tarafları bağladığı ve ayrıca intifadan men şartının gerçekleşmediği gerekçeleriyle istemin tümüyle reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, tüm mirasçıların katılımıyla gerçekleştirilen miras taksim sözleşmesi hukuken geçerli olarak (taraflarca bozuluncuya kadar) bağlayıcı ise de, tanık anlatımlarına göre, iş bu sözleşmenin sadece kağıt üzerinde yazılı kaldığı, davalının katkıda bulunmaması ve 3.şahsın fiilini öngörmesi nedeniyle bu şahsın da yükümlülüğünü yerine getirmemesi neticesinde fiilen ve hukuken uygulanamadığı, mirasçıların ve bu arada davalının eskiden olduğu gibi dava konusu taşınmazlardaki kullanımını sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda geçerli olarak kurulan sözleşmeye, mirasçılar fiilen uymayarak sözleşmeden döndüklerine göre miras taksim sözleşmesinin tarafları bağlayıcı bulunduğu kabul edilemez.
Diğer taraftan hukuki semere getiren ya da muris tarafından kurulup işletilegelen ticari amaçlı işyeri-mağaza-dükkan gibi taşınmazlar için intifadan men şartı aranmaz. Somut olayda da bir kısım taşınmazlardan kiraya verilerek hukuki semere elde edildiği ve bir kısımının ticari amaçlı işyeri niteliğinde bulunduğu ileri sürüldüğüne göre bu hususlar dikkate alınıp araştırılmadan eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Kaldı ki; davacı taraf dava dilekçesinde sair delillere dayandığına göre, intifadan men yönünden, davacının davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan davanın tümüyle reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.