Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/4928 E. 2010/9376 K. 27.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4928
KARAR NO : 2010/9376
KARAR TARİHİ : 27.05.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde kira parasının dava tarihinden başlayarak aylık, 2.000 TL olarak tesbiti istenilmiştir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; davalının önceki malikin kiracısı olarak bulunduğu dükkânı 9.1.2008 tarihinde davacının satın aldığını, davalının ise tek taraflı olarak belirlediği 1000 TL kira bedelini davacının banka hesabına yatırdığını, emsal kiraların daha yüksek olduğunu belirterek, dava tarihinden itibaren aylık kira parasının 2000 TL olarak tesbitini istemiştir.
Davalı vekili cevabında; davalının 15 yıldır kiracı olduğunu, eski binanın yıkılarak yeniden inşa edildiğini ve tekrar yapılan protokol ve kira sözleşmesi ile 4.5.2007 tarihinden itibaren mecurun davalıya kiralandığını ve davalının kullandığını, eski malikle yapılan kira sözleşmesinin geçerli olduğunu, davacının kiralayanın haklarına halef olacağını ve 5 yıllık sözleşmede kararlaştırılan bedelin davacıyı bağlayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; dosyaya sunulan 4.5.2007 tarihli protokol ve kira sözleşmesi başlıklı belgede davalının imzası bulunmasına rağmen eski malik ya da davacının kiralayan sıfatıyla imzası bulunmadığı, bu nedenle kira sözleşmesi niteliğinde olmadığı, taraflar arasında kira sözleşmesinin geçerli olup olmadığının uyuşmazlık konusu olduğu ve kira tesbit davasında kira sözleşmesinin varlığının dava şartı olduğu gerekçe gösterilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
Somut olayda davalı, 4.8.2007 tarihinden itibaren mecurda yeniden kiracı olarak oturmaya başladığını, davacının satınaldığı tarihte zaten kiracı olarak bulunduğunu kabul etmiştir. Yani ortada bir kira sözleşmesinin olduğu her iki tarafında kabulündedir.
Kira ilişkisinin varlığı için veya kira tesbit davası açabilmesi için yazılı bir kira sözleşmesinin bulunması gerekmez. Kira sözleşmesi sözlü de olabilir. Dava konusu taşınmaza ilişkin kira sözleşmesinin varlığı her iki tarafın da kabulünde olduğuna göre ve davacı yeni malik eski malikin haklarına halef olarak kira parasının tesbitini isteyebileceğine göre, mahkemece kira parasının tesbiti gerekirken yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.