Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/16501 E. 2023/3018 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16501
KARAR NO : 2023/3018
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/502 E., 2018/365 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2017 tarihli ve 2017/123 Esas, 2017/110 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun

(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 21.12.2018 tarihli ve 2018/502 Esas, 2018/365 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunu, sanık hakkında TCK’nın 53 üncü maddesinin uygulanması sırasında, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmeden ve TCK’nın 53 üncü maddesinin tüm hükümlerinin uygulanması şeklinde “Sanığın TCK’nın 53 üncü maddesinde belirtilen haklardan yoksun bırakılmasına” karar verilmesi, kanuna aykırı ise de; CMK’nın 280/1-c maddesi uyarınca bu aykırılığın düzeltilmesi olanaklı bulunduğundan, hükmün TCK’nın 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmı “24.11.2015 … ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin hak yoksunluğuna ilişkin 08.10.2015 … ve 2014/140-2015/85 sayılı kararı gözetilerek TCK’nın 53/1-2-3 maddesinin uygulanmasına” şeklinde düzeltilmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, CMK’nın 280/1-a maddesi gereğince hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.10.2021 tarihli, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonucunda oluşan kanaati ve kabulüne göre; tanık olarak ifadesine başvurulan Y. A. beyanının atılı suçun sübutu açısından hükme esas alınan tek ve belirleyici delil niteliğinde olması karşısında, sanığın varsa sosyal medya hesaplarının (Facebook, Twitter, İnstagram vs.) incelenerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ve eylemleri lehine bir paylaşımının bulunup bulunmadığının, bu hesaplar üzerinden iletişim kurduğu (arkadaş olup takip ettiği ve kendisini takip eden) kişilerin tespit edilip, bunların adı geçen silahlı terör örgütüyle olan ilişkilerinin araştırılması; ilgili kolluk amirliğinden sanık ile ilgili FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan başka herhangi bir soruşturma yapılıp yapılmadığının, hakkında bu silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğuna delalet eden başkaca bilgi ve belge olup olmadığının sorulup tespitinden sonra tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
hukuka aykırı bulunduğundan ve sanık müdafiinin temyiz itirazları da bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, yerel mahkeme hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının, 5271 sayılı CMK’nın 302/2 maddesi uyarınca bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,

1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,

2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,

3.Etkin pişmanlıkta bulunan, aynı suça ilişkin şüpheli veya sanık konumunda olan kişilerin beyanlarının ve teşhislerinin hükme esas alınamayacağına,

4.Sanık hakkında sadece tek bir tanık beyanı olduğuna,

5.Soyut nitelikte tanık beyanı ile hüküm kurulamayacağına,

6. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanık …’in Milli Eğitim Bakanlığında Uzman yardımcısı olarak görev yapmaya başladığı, burada 6 ay kadar çalıştıktan sonra kaymakamlık sınavını kazanarak İçişleri bakanlığı bünyesinde kaymakamlık stajına başladığı, Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesi aracılığı ile 24.05.2017 tarihinde tanık olarak beyanı alınan Y. A.’nın ilgili beyanında “kendisinin 102 nci Dönem kaymakam adaylarından sorumlu olduğunu, sorumluluğunda 30 kişi bulunduğunu, sanık …’in de kendi sorumluluğunda olduğunu, 102. Dönem kaymakam adaylarından olduğunu ve dil stajı için İspanya’ya gittiğini, sanığın sohbetlere aksatarakta olsa geldiğini” beyan etmesi, 25.11.2016 tarihli teşhis tutanağından anlaşılacağı üzere tanık Y. A.’nın sanık …’i fotoğraftan teşhis ettiği, teşhis tutanağı incelendiğinde yapılan teşhisin usulüne uygun olduğu, tanığın beyanları incelendiğinde; “sanığın kişisel durumuna ilişkin somut bilgiler” içerdiği, bu sebeple tanık beyanına itibar edildiği, tanık beyanından da anlaşılacağı üzere, sanığın sohbet adı verilen örgüt toplantılarına katıldığı, yukarıda da değinildiği üzere sanığın örgütün en çok önem verdiği mülkiye yapılanması içerisinde yer aldığı, örgüt hiyerarşisi içerisinde bulunup örgüt üyesi olduğu anlaşılmakla, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılması yoluna gidilmiş, ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılmasını gerektiren bir durum bulunmadığından takdiren alt sınırdan cezaladırılmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

1-Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan tanık Y.A.’nın doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa’nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek”

hakkı tanınması gerektiği gözetilmemesi ile temyiz aşamasında geldiği anlaşılan HTS analiz raporu, ÖSYM Başkanlığı uzmanlarınca hazırlanan olağandışılık analiz raporu ile İ. A.’nın ifade ve teşhis tutanağının CMK’nın 217 nci maddesi gereğince sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması gerekirse adı geçenlerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılıp dinlendikten sonra tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 21.12.2018 tarihli ve 2018/502 Esas, 2018/365 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.05.2023 tarihinde karar verildi.

… … Doç. Dr. … … …