YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3790
KARAR NO : 2023/3374
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, yabancı devlete
karşı hasmane hareketlerde bulunma, 6136 sayılı Kanuna muhalefet
… yönünden; 20.08.2018
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar ve sanık … müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret-Onama
Sanıklar hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve yabancı devlete karşı hasmane hareketlerde bulunma suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar ve sanık … müdafiinin temyiz istemlerinin verilen cezanın tür ve süresine göre CMK’nın 286/2-a maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan CMK’nın 298 inci maddesi gereğince REDDİNE,
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından, sanık …’ın duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2019 tarihli ve 2018/382 Esas, 2019/721 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, (Sanık … hakkında ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221 nci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci bendi) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 ncü maddesi, yabancı devlete karşı hasmane harekette bulunma suçunda; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 38 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 306 ncı maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 ncü maddesi, 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan; 6136 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası, ve 53 üncü maddeleri uyarınca hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 08.07.2020 tarihli ve 2020/92 Esas, 2020/401 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar ve müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.09.2020 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar ve sanık … müdafi temyiz dilekçelerinde özetle;
1.Sanık … dilekçesinde örgüt üyeliğini gösterir bir delil bulunmadığına,
2.Ailesinin geçimini sağlamak için bu yapının okulunda çalıştığına,
3.ByLock kullanmadığına, Bank … hesabının bulunmadığına, sohbetlere katılmadığına,
4…. müdafi dilekçesinde İstinaf incelemesinin eksik ve hatalı yapıldığına,
5.Müvekkilinin işlememiş olduğu ABD Büyükelçiliğine saldırı olayının azmettiricisi konumunda yargılandığına,
6.Etkin pişmanlıktan az miktarda indirim uygulandığına, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verildiğine,
7.17-25 Aralık sürecinden sonra bağını neredeyse tamamen kopardığına,
8.Sanık … dilekçesinde ceza verilirken üst sınırdan ceza verilip alt sınırdan indirim uygulandığına,
9.Kendi rızası ile örgütle ilişkisini kestiğine,
10.ABD Elçilik olayının gerekçesiz bir şekilde üzerine yıkıldığına,
11.Örgüt mensuplarıyla geçen telefon trafiğinin geçmiş zamanlı 2015 yılına ait olduğuna,
12.Hakkında tanık olarak dinlenen kişilerin beyanlarının doğru yalan ayırt edilmeden aleyhine kullanıldığına,
13.Kararın bozulmasına, tahliye kararı verilmesi gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık …’ın ; 2005-2010 yılları arasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait olan ve KHK ile kapatılan Samanyolu eğitim kolejinde işçi olarak çalıştığı, sosyal medya hesabından FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ve liderini övücü paylaşımlarda bulunduğu, bu paylaşımların 17-25 Aralık sonrasında da devam ettiği darbe teşebbüsünden sonra dahi bu paylaşımları silmediği ya da kaldırmadığı, örgüt liderinin ismini oğluna koyacak kadar örgüte bağlı olduğu darbe teşebbüsünden sonra oğlunun adını mahkeme kararı ile değiştirdiği, sosyal ekonomik durumu dikkate alındığında adına 5 adet GSM numarası tespit edildiği bu numaralardan çok sayıda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi ile irtibata geçtiği, dikkate değer bir şekilde yurtdışı ile çok sayıda görüşmesinin bulunduğu, sanık …’a ait olan ve darbe sonrası FETÖ ile iltisaklı kurumlarla irtibatı tespit edilmiş, haklarında soruşturmalar bulunan bir çok kişinin çalıştığı iş yerinde çalıştığı dosya kapsamından anlaşılmış, 20.08.2018 günü saat 05:07 sıralarında diğer sanık A.Ç. ile birlikte olay yeri olan ABD Ankara Büyükelçiliği önünde keşif yaptıkları daha sonra sanık …’in kullandığı aracın sağ koltuğuna oturduğu ve birlikte ABD Büyükelçiliği önünden geçerken sanık …in elçilik binasına ateş etme eylemine iştirak ettiği, olayda diğer sanık A.Ç. tarafından kullanılan tabancanın şarjörünün sanık tarafından doldurulduğu, cep telefonu ile 19.08.2018 günü saat 15:00 sıralarında 3 defa, 02:43 sıralarında 1 defa olmak üzere Youtube üzerinden ABD Ankara saldırısı olarak arama yaptığı sanık …’ın 20.08.2018 tarihinden önce diğer sanık …’i ikna etmek sureti ile beraberce bu saldırıyı planladıkları, sanık …’ın olay günü suçta kullanılan tabancanın şarjörüne mermi doldurarak sanık …’e verdiği, diğer sanık A.in çocukluk arkadaşı olması nedeni ile mizacını bildiği ve sözde milliyetçi tavırlar takınarak A.in milli duygularına hitap etmek sureti ile onu ikna edip yönlendirdiği ve suçta araç olarak kullandığı ayrıca sanık …in ABD Ankara Büyükelçiliğine silahla ateş etmesi ve böylelikle yabancı bir Devlete karşı hasmane hareketlerde bulunması eylemine olay anında orada bulunmak ve silaha mermi yerleştirmek sureti ile doğrudan iştirak ettiği ve böylelikle atılı suçu işlediği kabul edilmiş yine ruhsatsız silah bulundurup taşıdığı ve bu silahın 6136 sayılı Kanun kapsamına girdiği kriminal raporu ile sabit olduğundan ruhsatsız silah bulundurmak suçundan da cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık …’ın; sanık …’ın işvereni olduğu FETÖ/PDY isimli örgütün mensuplarınca kullanılan Wickr Me, Cover Me ile ağırlıklı olarak FETÖ üyelerinin kullandığı Cacao Talk isimli kriptolu yazışma programlarını kullandığı, lise yıllarından itibaren FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içinde aktif olarak yer aldığı, örgüt içinde lise mesulü, bölge talebe mesulü, mütevelli yani esnaf sorumlusu, örgütün iş adamları derneklerinden HÜRSİAD ta üyelik ve genel sekreterlik görevini yaptığı, örgütün kendi elemanlarını kamuda ya da özel sektörde yerleştirmek için kurduğu Referans işimli şirkette çalıştığı, Hava Kuvvetleri mahrem yapılanmasında öğretmen ve izdivaç mesulü olarak görev aldığı, daha önce örgüt ile bağı olan bir çok kişiyi iş yerlerinde çalıştırdığı ve örgüt ile bağlantılı kişiler ile ortaklıklar yaptığı, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra da örgüt içinde faaliyetlerine devam ettiği, sanık her ne kadar savunmasında yanında çalışan A.Y. hakkındaki soruşturma kapsamında gözaltına alındığında etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini ancak kolluk makamlarının bu durumu görmezden geldiğini beyan etmiş ise de sanığın sonraki zaman zarfında adli makamlara bu hususta bir müracaatının bulunmadığı, yine hakkında açılan işbu dava konusu soruşturmanın başlangıcında da etkin pişmanlıktan yararlanma imkanı olduğu halde hakkında çıkan tanık beyanları sonrasında etkin pişmanlıktan faydalanmak istemesi dikkate alındığında sanığın bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir. Sanık FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatını anlatmış ancak ABD büyükelçiliğine saldırı olayı ile ilgisi olmadığını ve …’ın FETÖ ile irtibatını bilmediğini beyan etmiş ise de sanığın bu örgüt içindeki geçirdiği süre örgütün çalışma düzeni hakkındaki bilgisi, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra da örgüt mensuplarına mali yardım yapması ve FETÖ ile irtibatlı bir çok kişiyi yanında çalıştırması ayrıca ticari ilişki içinde bulunduğu kişilerin de FETÖ ile irtibatı dikkate alındığında …’ın yanında çalıştırdığı sanık …’ın FETÖ ile bağlantısını bilmediğine yönelik savunmalarına itibar edilmemiş, sanık …’in 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra da örgüt ile bağını devam ettirdiği, yanında çok sayıda FETÖ ile irtibatlı kişi çalıştırdığı ve örgüt mensuplarına darbe girişiminden sonra mali yardımda bulunduğu, sanık …’ın da FETÖ ile geçmişte irtibatlı olması ve Ersin’in yanında çalıştığı, Osman’ın daha önceden eylemi planladığı yönündeki dosyadaki deliller bulunmasına karşın, örgüt içindeki konumu ve dosyaya yansıyan kişiliği itibarı ile bu eylem kararını tek başına alıp planlama yapmasının mümkün olmadığı, kaldı ki böyle bir planı yapmakta şahsi menfaatinin de olmadığı, sanık …’ın örgüt içerisinde etkin konumda ve aynı zamanda işvereni de olan sanık …’den başka bir örgüt mensubu ile irtibatının olmadığı gibi sanık …’ın bu eylemden örgütün elde edeceği faydayı değerlendirebilecek niteliğinin de bulunmadığı, sanık …’in ise örgüt içerisindeki konumu, etkinliği, ABD büyükelçiliği ile ilişkileri ve bir çok örgüt mensubu ile irtibatı birlikte değerlendirildiğinde sözkonusu saldırının diğer sanıklar Osman ve Ahmet tarafından gerçekleştirilmesi yönündeki kararların sanık … tarafından verildiği, sanık …’in örgüt mensubu olan ve yanında çalıştırdığı Osman’a saldırıyı gerçekleştirmesi yönünde talimat verdiği, sanık …’ın da daha önce bu tür bir şiddet eylemini geçekleştirmeye yönelik tecrübesi olmadığından bu eylemi geçmişinde suç kaydı bulunan ve yakın çevresinden tanıdığı diğer sanık …’e yaptırmayı kararlaştırdıkları, Ahmet’e bu eylemi yaptırmak için Ahmet’in milli duygularından istifade ettikleri, Ahmet’in daha önceden böyle bir eylemin aslında FETÖ’nün amacı doğrultusunda Ersin ve Osman tarafından planlanmış olduğunu ve eylemi FETÖ silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda gerçekleştirdiğinin bilincinde olmadan sözkonusu saldırıyı icra ettiği, sanık …’in “yabancı devlete karşı hasmane hareketler” suçunun azmettiricisi olduğu, örgütün bu saldırı ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ABD arasında o dönemde var olan uyuşmazlıkları daha da artırıp iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulmasını, böylece örgüt yöneticisi …’in iadesini engellemeyi amaçladığı, planlı yapıldığı anlaşılan saldırının gerçekleşmesinde FETÖ/PDY’den başka kimsenin menfaatinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış, hakkında örgüt yöneticiliğinden cezalandırılması talep edilmiş ise de sanığın örgüt içindeki faaliyetlerinin yöneticilik değil, üyelik olarak değerlendirilebileceği, büyükelçiliğe saldırı kararını sanık …’in bizzat kendi başına verip vermediği hususunun sabit olmadığı, saldırı emrini örgüt içinde kendinden daha üst konumdaki bir örgüt mensubundan da almış olabileceği, dolayısıyla sanığın örgüt yöneticisi olduğunun sübut bulmadığı, ancak örgüt içerisinde kaldığı süre (15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonrada örgüt içinde kaldığı tanık …’ın ve sanığın beyanı ile sabit olup) yaptığı görevler, sanığın etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu ifadeler de dikkate alınarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinden alt sınırdan uzaklaşılarak ceza takdir edilmiş ve bu cezaya etkin pişmanlık kapsamında 2/4 oranında indirim uygulanmış, sanıktan alınan silahların ruhsatsız olduğu ve polis krıminal labaratuvarınca hazırlanan rapora göre 6136 sayılı Kanun kapsamına girdiği tespit edilmekle 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan da cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapılması, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlenmesi, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilenmesi, özleri değiştirilmeksizin tartışılması, sanık … yönünden FETÖ üyelerinin kullandığı Cacao Talk isimli kriptolu yazışma programlarını kullanması, uzun süredir FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içinde aktif olarak yer aldığı, örgüt içinde lise mesulü, bölge talebe mesulü, mütevelli yani esnaf sorumlusu, örgütün iş adamları derneklerinden HÜRSİAD ta üyelik ve genel sekreterlik görevlerini üstlendiği, örgütün kendi elemanlarını kamuda ya da özel sektörde yerleştirmek için kurduğu Referans işimli şirkette çalıştığı, Hava Kuvvetleri mahrem yapılanmasında öğretmen ve izdivaç mesulü olduğunun dosya kapsamından anlaşılması, sanık …’ın 2005-2010 yılları arasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait olan ve KHK ile kapatılan Samanyolu eğitim kolejinde çalışması, sosyal medya hesabından FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ve liderini övücü paylaşımlarda bulunması ve örgütün görünen yüzü ortaya çıktıktan sonra da paylaşımları kaldırmadığı, örgüt liderinin ismini oğluna koyacak kadar örgüte bağlı olduğu darbe teşebbüsünden sonra oğlunun adını mahkeme kararı ile değiştirdiği, adına kayıtlı GSM numaralarından çok sayıda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi ile irtibatının bulunduğu, dikkate değer bir şekilde yurtdışı ile çok sayıda görüşmesinin olduğu, sanık …’a ait olan ve darbe sonrası FETÖ ile iltisaklı kurumlarla irtibatının bulunduğu, söz konusu yargılamaya konu eylemi birlikte gerçekleştirmeleri nazara alındığında; sanıklar hakkında vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldiği, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla kurulan hükümlerde bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 08.07.2020 tarihli ve 2020/92 Esas, 2020/401 sayılı Kararında sanıklar ve sanık … müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 32.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.05.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …