Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/5676 E. 2023/6258 K. 06.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5676
KARAR NO : 2023/6258
KARAR TARİHİ : 06.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1465 E., 2023/89 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci

maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A.

1. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 05.05.2010 tarihli ve 2010/2069 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 14.08.2010 tarihli ve 2010/3474 esas sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

B.

1. Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 01.11.2010 tarihli ve 2010/570 Esas, 2010/1109 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 29.04.2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde 1 yıl hapis cezasının infaz edileceğinin sanığa ihtarına karar verilmiştir.

2. Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 04.05.2011 tarihli ve 2010/1080 Esas, 2011/714 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 17.06.2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde 1 yıl hapis cezasının infaz edileceğinin sanığa ihtarına karar verilmiştir.

C.

1. Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 01.11.2010 tarihli ve 2010/570 Esas, 2010/1109 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.10.2014 tarihli ve 2012/16259 Esas, 2014/9910 Karar sayılı kararı ile;

“Sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanıkların bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemedikleri belirlendikten sonra;

a) Sanıklar hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlememiş ise, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”,

b) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlememiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” Karar verilmesinde zorunluluk bulunması,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

2. Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 04.05.2011 tarihli ve 2010/1080 Esas, 2011/714 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.10.2014 tarihli ve 2012/14841 Esas, 2014/11062 Karar sayılı kararı ile;

“Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;

a) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”

b) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunması,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

D.

1. Aydın 5. Asliye ceza mahkemesinin, 24.02.2015 tarihli ve 2014/1196 Esas, 2015/193 Karar sayılı kararı ile Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1136 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1136 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.

2. Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesi, 24.02.2015 tarihli ve 2014/1136 Esas, 2015/196 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 29.04.2010 ve 17.06.2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından, sanık hakkında ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, ve 62 nci maddesi uyarınca verilen 10 ay hapis cezasına ilişkin hükümlerin açıklanması 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6545 sayılı Kanun) 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun 231 inci maddesi gereğince geri bırakılmış, 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına, 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince takdiren 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş ve kararlar 04.04.2015 tarihinde kesinleştirilmiştir.

E. Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin 5 yıllık denetim süresi içinde 07.07.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle sanık hakkında Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 13.09.2018 tarihli ve 2017/70 Esas, 2018/878 Karar sayılı ilamıyla mahkûmiyet kararı verilerek hükmün açıklanması yönünden değerlendirilme yapılmak üzere ihbarda bulunulması üzerine ihbar üzerine Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.01.2020 tarihli ve 2019/1654 Esas, 2020/97 Karar sayılı kararı ile hükümlerin açıklanmasına ve sanığın suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 29.04.2010 ve 17.06.2010 tarihli eylemler yönünden ayrı ayrı 10 ay hapis cezası cezası ile hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

F. Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.01.2020 tarihli ve 2019/1654 Esas, 2020/97 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 08.04.2021 tarihli ve 2020/4456 Esas, 2021/4654 Karar sayılı kararı ile;

“Sanığın 29.04.2010 tarihinde işlediği suç nedeniyle 05.05.2010 tarihli iddianame ile 17.06.2010 tarihinde işlediği suç nedeniyle ise 14.08.2010 tarihli iddianame ile Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesine dava açıldığı, mahkemece sanık hakkında her iki dava hakkında mahkûmiyet hükmü verildiği, sanığın temyizi üzerine Dairemizin 01.10.2014 tarih 2012/16259 Esas 2014/9910 Karar sayılı ve 17.10.2014 tarih 2012/14841 Esas ve 2014/11062 Karar sayılı kararlarıyla bozulduğu, dosyaların Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesine devir edildiği ve 2014/1136 esas ve 2014/1196 esas sırasına kaydolduğu, daha sonra her iki dosyanın birleştirildiği ve davanın Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1136 Esas sayılı dosya üzerinden devam ettiği, 24.02.2015 tarih 2015/196 Karar sayılı kararla sanık hakkında iki kez yükümlülük yüklenerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ve bu kararın 07.04.2015 tarihinde kesinleştiği,

Sanık hakkında Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/70 Esas, 2018/878 Karar sayılı dosyasına konu 07.07.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı verilen 29.11.2019 tarihinde kesinleşen mahkûmiyet hükmü nedeniyle ihbarda bulunulması üzerine hükmün açıklanarak mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmakla:

Sanığın 29.04.2010 ve 17.06.2010 tarihli eylemleriyle ilgili olarak Dairemizin 2020/4118 Esas sayılı dosyasında temyize konu Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1127 Esas, 2019/134 Karar sayılı

dosyasından da denetimli serbestlik tedbirini ihlal etmesi nedeniyle mahkûmiyet kararı verildiği anlaşıldığından; mükerrer mahkûmiyete neden olmamak bakımından iş bu dosya ile Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1127 Esas sayılı dosyasının birleştirilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,…”

Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

G. Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2021/852 Esas, 2021/986 Karar sayılı kararı ile Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/823 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/823 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.

H. Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin 5 yıllık denetim süresi içinde 07.07.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle sanık hakkında Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 13.09.2018 tarihli ve 2017/70 Esas, 2018/878 Karar sayılı ilamıyla mahkûmiyet kararı verilerek hükmün açıklanması yönünden değerlendirilme yapılmak üzere ihbarda bulunulması üzerine ihbar üzerine Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.09.2021 tarihli ve 2021/823 Esas, 2021/1383 Karar sayılı kararı ile hükümlerin açıklanmasına ve sanığın suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 29.04.2010 ve 17.06.2010 tarihli eylemler yönünden ayrı ayrı 10 ay hapis cezası cezası ile hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

I. Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.09.2021 tarihli ve 2021/823 Esas, 2021/1383 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.06.2022 tarihli ve 2022/6100 Esas, 2022/8036 Karar sayılı kararı ile;

“Dairemizin 08.04.2021 tarih, 2020/4118 Esas ve 2021/4655 Karar sayılı bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonrası kurulan hükmün incelenmesinde:

1. Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup,

öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığından ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;

a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemişse, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,

b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 ayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,

Kabule göre;

2. Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra

yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

3. Hükümden önce 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’la 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişikliğin, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilirken gözetilmemesi,…” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

İ. Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2022 tarihli ve 2022/1143 Esas, 2022/1568 Karar sayılı kararı ile anığın suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci, maddesi ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin 3 üncü fıkarı uyarınca 29.04.2010 ve 17.06.2010 tarihli eylemler yönünden ayrı ayrı 7 ay 15 gün hapis cezasına ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

J. Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2023 tarihli ve 2022/1465 Esas, 2023/89 Karar sayılı kararı ile sanığın suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 29.04.2010 ve 17.06.2010 tarihli eylemler yönünden ayrı ayrı 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz isteği, kararın temyizen incelenmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurduğu gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2023 tarihli ve 2022/1465 Esas, 2023/89 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle, hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.07.2023 tarihinde karar verildi.