Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/19145 E. 2022/15244 K. 23.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19145
KARAR NO : 2022/15244
KARAR TARİHİ : 23.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılama sonucunda; başvurunun kabulüne dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalı tarafın itirazının kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili; 05/05/2019 tarihinde davalı … şirketi nezdinde … poliçesi ile sigortalı olan aracın seyri sırasında uyuması nedeni ile yoldan çıkarak yol kenarında bulunan taş duvara çarpmasına bağlı gerçekleşen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını iddia ederek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini ıslah ile toplam 45.436,00-TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
… Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davanın kabulü ile 8.083,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 33.312,00-TL bakiye iş göremezlik tazminatı ve 4.041,00-TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplamda 45.436,00-TL’sini 15/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı … şirketinden tahsiline karar verilmiş; … kararına karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine itirazın kısmen kabulüne, kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile 36.348,80-TL tazminat alacağının 15/05/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; … kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyet kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu oluşan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK’nun 52. maddesinde (TBK md. 44) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Somut olayda; araçta yolcu konumunda olan davacının kaza tespit tutanağına göre emniyet kemerinin takılı olmadığı işaretlenmiştir. Şu durumda, davacının kaza sırasında emniyet kemerini takmaması nedeniyle Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken, indirim yapılmamış olması doğru görülmemiştir.
3-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; karara esas kabul edilen Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 10/12/2019 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle maluliyeti %10 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde hangi yönetmeliğin esas alındığı ise belli değildir. Davacının geçici iş göremezlik tazminat talebi bulunduğu dikkate alınarak aldırılan Sakarya üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 18/06/2020 tarihli raporda ise davacının kaza nedeni ile Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre geçici iş göremezlik süresinin 4 ay olduğu belirlenmiş, 2 ay süresince de bakıcı ihtiyacının bulunacağı belirlenmiştir. Davacının her ne kadar geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı sürelerinin belirlenmesinde doğru yönetmelik esas alınmışsa da sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesinde hangi yönetmeliğin esas alındığı belli değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının kaza tarihi sonrasında eksik tedavi evrakları temin edilerek kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi amacıyla, üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından dosyada bulunan maluliyet raporlarının da irdelendiği yeni bir rapor alınıp sonucuna göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak) hüküm kurulması gerekirken, hatalı maluliyet raporuna göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
4-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile adı geçen Yönetmeliğin 16. maddesine eklenen 13. fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17. maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; …’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan harcın temyiz eden davacıdan alınmasına peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 23/11/2022 gününde Başkan …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesinin 12 nci fıkrası gereği Sigorta Tahkim Komisyonlarının 40.000,00 TL yi geçmeyen kararları kesindir.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre … Uyuşmazlık Hakem Heyetince toplam 45.436,00 TL tazminata hükmedilmiş olup karara karşı davalının yapmış olduğu itiraz İtiraz Hakem Heyetince kabul edilerek başvurunun kısmen kabulü ile 36.348,80 TL tazminatın kabulüne karar verilmiştir. Karar karşı taraflar temyiz başvurusunda bulunmuştur. Davacı bakımından reddedilen kısım ve davalı bakımından kabul edilen kısım kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. Karar kesin nitelikte olduğundan tarafların temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekirken, işin esasına girerek temyiz incelemesi yapan sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.