Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/4362 E. 2023/8676 K. 25.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4362
KARAR NO : 2023/8676
KARAR TARİHİ : 25.09.2023

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1584 E., 2022/312 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/699 E., 2021/609 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.09.2014 tarihli iş kazasından dolayı davacıda oluşan sürekli iş göremezlik nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, olayın bir iş kazası olmadığını, müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, diğer yüklenici şirket bünyesinde çalışan davacının kontrol ve denetimleri ile güvenlik tedbirlerinin alınması sorumluluğunun diğer davalıda olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Ant-Pa şirketi vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımına uğradığını, davacının 2014 yılında aldığı belge ile bakım, onarım elektrikçisi olarak işe başladığını, iş kazası geçirmediğini, hastane kayıtlarından da anlaşılacağı üzeri uzun yıllardan beridir epilepsi hastalığı olduğunu, bu hastalığa bağlı olarak iş yerinde sık sık nöbet geçirdiğini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK Rehberlik ve Teftiş Kurulu’nun inceleme raporu ve bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 16.02.2021 tarihli kusur raporuna göre; davaya konu olay nedeniyle davalıların kaçınılmazlık ve öngörülemezlik ilkesi gereğince kusurlarının olmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, kusur raporunun gerçeksiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kazalı davacının bünyesel durumunun mutlak etkili olduğu değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacının temizlik görevlisi olarak başlatıldığını, ısıtma sistemi grubunun arızası üzerine çatı arasına çıkmasının istendiğini, temizlik işçisi olmasına rağmen teknisyen işi yaptırıldığını, hiçbir önlem alınmadan oradan düşerek engelli kaldığını, buna rağmen davalıların kusuru olmadığına ilişkin rapor düzenlendiğini, illiyet bağı bulunmasına rağmen illiyet bağının bulunmadığına dair rapor düzenlenmesinin raporun dosyanın incelenmeksizin hazırlandığının göstergesi olduğunu, dosyanın ATK Üst Kuruluna gönderilmesi talebine rağmen mahkemenin bu talebi reddettiğini, Yargıtay kararlarına göre kaçınılmazlığın etkili olduğu durumlarda TBK’nın 51 inci maddesi çerçevesinde hakkaniyet ilkeleri gözetilerek işçinin %40, işverenin %60 kusurlu olduğuna karar verileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu olayın 01.09.2014 tarihinde davacının elektrik teknisyeni olarak çalıştığı esnada soğutma ısıtma sistemindeki arıza ile ilgili onarım işi için çatı katında bulunan teçhizat ve makinelerin bulunduğu yerde yaklaşık 1 metrelik havalandırma borularının üzerinden geçerken yere atladığı ve ayakları üzerine indiği esnada sağ kol ve ayağının uyuşması ve güçsüzleşmesi şeklinde meydana geldiği, Sosyal Güvenlik Kurumunca iş kazası olarak kabul edilen 01.09.2014 tarihli kazanın meydana gelmesinde dosyada mevcut 05.07.2018 tarihli SGK inceleme raporu uyarınca olayda öngörülemezlik ve kaçınamazlık durumunun bulunduğu, bu nedenle işverenin kusur sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince alınan heyet raporunda davacının geçirmiş olduğu felcin kişinin sadece yaşı itibariyle dahi tamamen kendi bünyesinden kaynaklanabilecek bir hastalık olduğunu, bu felcin ortaya çıkmasında iş yeri koşullarının olup olmadığının uzmanlık dışı olduğunun belirtildiği, yine 16.02.2021 tarihli içerisinde nöroloji uzmanı bulunan kusur heyet raporu içeriğine göre illiyet bağını oluşturacak iş kazasına sebebiyet verecek doğrudan ya da dolaylı herhangi bir eylem/eylemsizliğin ihmalin olmadığı olayın meydana gelmesinde davalıların etkili olmadığı, davacının bünyevi durumunun mutlak etkili olduğu yönünde değerlendirmenin yapıldığı, yapılan değerlendirmenin dosya içeriğine olayın meydana geliş şekline 4857 sayılı İş Kanun’u ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’u ve İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü Hükümleri ile İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği hükümlerine uygun olduğu ve itibar edilebilir nitelik taşıdığı anlaşıldığından davalı tarafın istinaf isteminde haklı olmadığı, dosyada mevcut raporlar uyarınca davacının şahsi bünyevi durumu ve önceki rahatsızlığının sebebiyet verdiği, davacının alınan raporlar uyarınca 1 metre yükseklikten atlamanın beyin kanaması ve damar yırtılması gibi sonuçlar ortaya çıkarabilecek veya felce neden olabilecek durum olabileceği ancak davacının dosyadaki olay sonrasındaki görüntülemede buna ilişkin bir bulgu elde edilmediğine dair değerlendirme yapıldığının görüldüğü, tüm bu deliller ve raporlar nazara alındığında davacıda meydana gelen rahatsızlığın iş yerindeki çalışması ile bağlantılı olduğuna dair delil veya belirlemenin bulunmadığı anlaşıldığından davalıların kusurlarının bulunmadığına dair İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesinin yerinde olduğu, davacı tarafça davacının temizlik elemanı olarak işe alındığı ancak teknik personel olarak çalıştırıldığı istinaf talebi açısından yapılan değerlendirmede ise davacının mevcut işe giriş çıkış bildirgelerinde teknik personel olarak çalıştığı, davacı vekilinin 09.09.2016 tarihli dilekçe içeriğinde teknik personel olarak çalıştığı, sunulan özlük dosyasında elektrikçilik bölümüne ilişkin kalfalık belgesinin bulunduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf talebi yerinde görülmediği, mevcut YSK ve ATK 3. İhtisas Kurulları raporuna göre maluliyet oranlarının %40,2 olarak belirlendiği, maluliyet oranının bu şekilde kesinleştiği, davacının dosyanın ATK’ya gönderilmesi yönündeki istinaf talebinin yerinde olmadığı, düzenlenen raporlar uyarınca davalı işverenlerin tarafın kusurun bulunmadığı, meydana gelen olayla ilgilerinin bulunmadığı, olayın davacının bünyevi durumu nedeniyle meydana geldiği belirtildiğinden davacı tarafın kaçınılmazlık durumunda %40 oranında davacının kusurlu olduğu, %60 işverenin kusurlu olduğu, kabul edilerek değerlendirme yapılması talebinin dosya içeriğine ve mevcut olaya uygun bulunmadığı anlaşılmakla bu yönü amaçlayan istinaf talebinin yerinde görülmediği, hükme esas alınan kusur raporlarının dosyada içeriğine uygun olup itibar edilebilir nitelik taşıdığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, kusur raporunun yetersiz olduğunu, davacının temizlik işçisi olarak alındığını, ancak görevi olmamasına rağmen çatıya çıkarıldığını ve düşerek engelli kaldığını, ATK 2. Üst Kurulundan rapor alınmasına ilişkin talebinin dikkate alınmadığını, kaçınılmazlık söz konusu olduğundan işverenin %60 kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16 ve 20 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanun’un 77 inci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 4 üncü maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.