YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7973
KARAR NO : 2010/8674
KARAR TARİHİ : 13.05.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazla hak saklı tutularak 100 lira alacağın (emekli maaşı kesintisinin) faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan geri tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, davalının … emekli maaşından haczedilerek tahsil edilen paranın, haczedilmezlik şikayeti üzerine icra mahkemesinin haczin kaldırılması yönündeki kabulü doğrultusunda geri iadesi istenilmiş; mahkemece davacının hakkında yapılan icra takip aşamasında maaşına haciz uygulamasına olur verdiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
17.4.2008 tarih ve 5754 sayılı yasanın 56.maddesi ile değişik 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 93.maddesine göre. “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88.maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.”
Bu maddeye değişiklik getiren ve 28.2.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı yasanın 32/2-b maddesinde de: “Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” Özel düzenleme niteliğindeki bu hüküm İİK’nun 83/a maddesindeki: “82 ve 83 üncü maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir” şeklindeki genel düzenlemeden öncelikle uygulanması gerektiğinden, icra takibinin kesinleşmesi şartı ile borçlunun 28 Şubat 2009 tarihi ve sonrasında yapacağı 5510 sayılı yasanın 93.maddesi kapsamındaki gelir-aylık ve ödeneklere ilişkin hacze muvafakati (önceden bu gelirlere uygulanmış haciz bulunması koşulu ile) geçerli olacaktır. Nitekim, İİK’nun 83/a maddesinin gerekçesinde aynen “…borçlunun, haczinden önce, sonuçlarını tahmin edemeyeceği cihetle, bir mal veya maaş yahut ücretin haczedilemeyeceği yolunda şikayette bulunmayacağını bildirmesinin, lehine olan yasa hükmünün uygulanmasından feragat etmesinin hükümsüz sayılacağı, zira bir malın ne derece haczedilemez olduğunun borçlunun ve ailesinin haciz anındaki durumlarına göre saptanabileceği” ifade olunmuştur.
Somut olayda, davacı hakkındaki takip kesinleştikten sonra menkul ve gayrimenkul malları haczedilmiş bunun sonrasında davacı, eşi ile birlikte icra dairesine giderek (henüz maaşına haciz uygulanmadan) emekli maaşına haciz konulmasına 29.1.2007 tarihi itibariyle olur vermiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, madde gerekçeleri ile icra takip aşamalarına göre davacı borçlunun aslında haczi kabil olmayan maaşına haciz uygulanmasına verdiği muvafakat beyanı: bunun maaş haczinden önce olması, borçlunun haczin sonuçlarını önceden tümüyle bilebilmesinin de imkansızlığı (haciz-satış baskısı altında durumu tam olarak değerlendirememe olgusu nedeniyle) ve özellikle yasa hükmünün emredici olması nedeniyle geçersiz olup hüküm doğurmaz.
Mahkemece, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu istemin reddi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.