Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/10862 E. 2010/12736 K. 13.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10862
KARAR NO : 2010/12736
KARAR TARİHİ : 13.07.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde kiracılık sıfatına müdahalenin önlenmesi ve 5737 sayılı kanun hükümlerinin uyarlanamayacağının tespiti masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde , müvekkili olan davacının davalı idareye ait taşınmazda kiracı olarak bulunduğunu , davalının müvekkiline gönderdiği ihtar ile taşınmaz üzerindeki binanın yıkılarak yeni bir bina inşa edileceği gerekçesi tahliye edilmesinin istenildiğini,aksi takdirde 5737 sayılı Kanunun 20. maddesi gereğince tahliyenin sağlanacağının bildirildiğini ,ancak taşınmazın 6570 sayılı kanun kapsamında bir taşınmaz olup, bu kanundaki sebepler ile tahliyenin sağlanabileceğini beyan ederek,davacının kiracılığına yönelik bu müdahalenin önlenmesi ile 5737 sayılı Kanununun 20. maddesine göre tahliye istenemeyeceğinin tespitine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 6570 sayılı kanuna tabi bir taşınmaz olup, kiracının istemediği sürece , özel bir kanun hükmüne dayanarak kiracılığının sona erdirilemeyeceği , kiracılık statüsünün kendiliğinden işgalci statüsüne dönüştürülemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
5737 sayılı Vakıflar Kanununun 20/2 maddesi gereğince “Genel Müdürlüğe veya mazbut vakıflara ait onarımı planlanan vakıf kültür varlıkları ile yatırım yapılacak taşınmazlar ; kira süresinin bitiminden bir ay önce bildirim yapılmak kaydı ile ,hiçbir hüküm ve karara bağlı olmaksızın Genel Müdürlüğün talebi üzerine kira süresi sonunda mülki amirlikçe tahliye edilir.”Davalı idare de bu maddeye dayanarak ,davacı kiracının taşınmazdan tahliyesini talep etmektedir. Kanunda öngörüldüğü üzere de, süresi içinde davacı kiracıya ihbarda da bulunulmuştur.Bu ihtarda , davacının da kiracı olarak oturduğu apartmanın ömrünü tamamlaması nedeni ile yıkılacağı ve yerine yeni bir taşınmazın yapılacağı bildirilmiş , bu iş için de gerekli ihale yapılmıştır.
Dava konusu taşınmazın 6570 sayılı Kanuna tabi olması , bu taşınmaza 5737 sayılı Kanunun uygulanmasına engel teşkil etmez. Zira, kanunda 6570 sayılı Kanuna tabi taşınmazlara uygulanmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Taşınmazın vakıf taşınmazı yahut Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olması yeterli görülmektedir.Kaldı ki, yeniden imar ve inşa sebebi ile tahliye de 6570 sayılı Kanunda sayılmış tahliye sebepleri içinde bulunmaktadır.Bu açıdan davalı idarenin davada dayandığı tahliye sebebi de 6570 sayılı Kanunun da ruhuna uygun bulunmaktadır.
Öyle ise mahkemece , yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken,yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.