YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/351
KARAR NO : 2022/12037
KARAR TARİHİ : 12.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar … vd vekili Av. … tarafından, davalılar … vd. aleyhine 30/12/2011 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/07/2017 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan … Tic. ve San. AŞ. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 05/05/2015 tarih 2013/19100 esas ve 2015/6658 karar sayılı ilamında; “… Davacı çocuk … yönünden manevi tazminata ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olmasının doğru olmadığı; kazaya karışan … plakalı davalı … Tic. ve San AŞ’ye ait olan aracın 26/03/2010 tarihli, 36 ay süreli oto kiralama sözleşmesi ile davalılardan … San. ve Tic. Ltd Şti’ye kiralandığı ve aracın 11/06/2010 tarihinde bu şirkete teslim edildiği anlaşılmakla, davalı … Tic. ve San. AŞ’nin kaza tarihinde işleten sıfatının bulunup bulunmadığı hususunun araştırılmamış olmasının doğru görülmediği; eldeki davada mahkemece, ayrıca aktüer raporu alınmadan, sigorta aleyhine açılan davada Av. … tarafından hazırlanan 17/03/2011 tarihli rapora göre hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu” hususlarına değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile davacı … yönünden 162.652,73 TL, davacı … yönünden 491,31 TL, … yönünden 500,00 TL, davacı … yönünden 2.481,45 TL, … yönünden 10.972,16 TL, … yönünden 14.733,04 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 12/06/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine; …’nın maddi tazminat talebinin reddine; davacı … yönünden 35.000,00 TL, davacı … yönünden 20.000,00 TL, davacı … yönünden 20.000,00 TL, davacı … yönünden 20.000,00 TL, davacı … yönünden 20.000,00 TL, davacı … yönünden 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12/06/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … Tic. ve San. AŞ. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı … Tic. ve San. AŞ vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 17.236,29 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı … Tic. ve San. AŞ’den alınmasına 12/10/2022 gününde Başkan …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Somut olayda mahkemece Dairemizin ilgili bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, bozma ilamının 3-a) numaralı bendinde yer alan davalı … Tic.ve San. A.Ş’nin işleten sıfatının bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesiyle ilgili olarak bozulan karardaki gerekçenin tekrarıyla yetinilerek yeni hiçbir gerekçeye yer verilmediği, bozmadan sonra birleşen Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/1764 Esas sayılı dosyası bağımsız bir dava olduğu halde asıl ve birleşen dava hakkında ayrı ayrı karar verilmediği, birleşen davanın bilgileri ve taraflarının gerekçeli karar başlığında yer almadığı, hüküm fıkrasında tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına denilerek tazminattan hem asıl davadaki kiralayan, hem birleşen davadaki kiracının işleten olarak sorumlu tutulduğunun anlaşıldığı, hükmün kendi içerisinde çeliştiği anlaşılmakla, yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe içeren, asıl ve birleşen dava hakkında ayrı ayrı hüküm kuran bir karar verilmesi için hükmün bozulması kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.