YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8894
KARAR NO : 2023/3622
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
D U R U Ş M A T A L E P L İ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/295 E., 2018/187 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2017 tarihli ve 2017/55 Esas, 2017/261 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası delaletiyle aynı maddenin altıncı ve yedinci fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 13.07.2018 tarihli ve 2018/295 Esas, 2018/187 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ilk cümlesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.05.2021 tarihli ve temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafİinin temyiz istemi özet olarak;
1. Usul, kanuna ve Yargıtay içtihatlarına aykırı karar verildiğine,
2. Eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna,
3. Her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına,
4. Bölge Adliye Mahkemesinin yeterli inceleme yapmadan genel geçer gerekçe ile karar verdiğine,
5. Sanığın örgütle hiçbir irtibatının olmadığına,
6.Yalnızca CGNAT kayıtlarına ve MİT tarafından düzenlenen ByLock Raporuna dayanılarak mahkumiyet hükmü verilemeyeceğine, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının bulunmadığına, bu itibarla sanığın örgütsel amaçla ByLock kullandığının tespit edilemediğine,
7. ByLock hususunda yeterli araştırmanın yapılmadığına, taleplerin dosya kapsamına aykırı şekilde reddedildiğine,
8. 17 Kasım 2014 tarihinden sonra ByLock erişiminin mümkün olmadığına, dosyada bu duruma aykırı CGNAT verilerinin bulunduğuna,
9. CGNAT kayıtları itibarıyla da kısa ve süreklilik arz etmeyen trafik bilgisinden aktif ve sürekli bir kullanıcılık halini sağlamayacağına, tek başına ByLock kullanmanın da örgüt üyeliğinin delili olmayacağına,
10. ByLock delilinin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna,
11. Dijital materyalde ByLock kalıntısının tespit edilmesinin sanığın ByLock kullanıcısı olduğunu doğrulamadığına, sanığın da savunmalarında diğer birçok program gibi ByLock’u indirmiş olabileceğini ancak bu uygulamayı kullanmadığını beyan ettiğine,
12. Mahkemece, Bank … hesap hareketleri itibarıyla sanığın talimatla hareket etmediğinin kabul edildiğine, buna rağmen sanığın örgüt üyesi olmadığının göz ardı edildiğine,
13. İddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, ilgili dönemdeki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine,
14. Örgüt üyeliği suçunun anayasal düzenin işleyişine ve devletin güvenliğine karşı eylem yürütmeyi gerektirdiğine, sanığın böyle bir eyleminin bulunmadığına,
15. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
16. Hükümden sonra dosyaya gelen ardışık ve sabit hat arama kayıtları itibarıyla, söz konusu görüşme içeriklerinin tespit edilememesi nedeniyle, arama kayıtlarının suçun delili sayılamayacağına ve örgütsel niteliğinin de bulunmadığına,
17. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY’nin cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütü niteliğinde olduğu, söz konusu kararda; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği,
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, buna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun yeniden talep edilmesi, tespit ve değerlendirme tutanağının temin edilememesi halinde operatör kayıtları ile eşleştirmesi yapılmak üzere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan getirtilen ByLock HIS (CGNAT) kayıtları ve dosya içerisindeki HTS sonuçları karşılaştırılıp belirtilen hat üzerinden ByLock kullanan kişinin sanık olup olmadığının tespiti amacıyla bilirkişiden teknik rapor alınması, UYAP’ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delil bulunup bulunmadığının araştırılması, elde edilecek tüm bu delillerin, hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden dosyaya gelen tekil ve ardışık sabit hat aramalarına dair HTS inceleme tutanağının ve sanıktan ele geçirilen cep telefonuna ByLock uygulamasının yüklenmiş olduğuna dair dijital materyal inceleme raporunun 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunması, var ise bulunan şahısların duruşmada tanık sıfatıyla beyanlarının alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz delillere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Kabule ve uygulamaya göre de,
Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak doğrudan ve yalnızca 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının gösterilmesi gerekirken 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrasının gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 13.07.2018 tarihli ve 2018/295 Esas, 2018/187 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …