YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/24434
KARAR NO : 2023/3567
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
DURUŞMA TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/622 E., 2021/126 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği cezanın süresi nedeniyle reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2019 tarihli ve 2018/126 Esas, 2019/55 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin 7 nci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasının ikinci cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 03.02.2021 tarihli ve 2019/622 Esas, 2021/126 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 14.04.2022 tarihli ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna,
2. Bank … hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine, talimat tarihi öncesinde de bankayı kullandığına,
3. Para yatırma işlemlerindeki imzanın sanığa ait olmadığına,
4. Bilirkişi raporunun ve bankadan istenilen evrakların talimat sonrasına ilişkin olduğuna, talimat öncesine ilişkin inceleme yapılmadığına,
5. Temyiz dilekçesinde belirtilen Sair Temyiz sebepleri ve sair hususlara ,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık savunmalarında 2005 yılından itibaren Bank … ile çalıştığı, 2014 yılı Ocak ayında 8.000,00 TL parayı kendisinin yatırmadığı, kendisine borcu olan ismini hatırlayamadığı bir şahıs tarafından yatırılmış olabileceği, ya da kendisine haber vermeden banka şubesi tarafından hesaplar arası vadesi dolan hesaptan para aktarılmış olabileceği dekonttaki imzanın kendisine ait olmadığını
beyan etmiş ise de, bilirkişi raporu incelendiğinde, 8.000 TL karşılığında 30.01.2014 tarihinde sanık adına ilgili bankada katılım hesabı açıldığı sanığın bilgisi izni ve rızası dışında katılım hesabı açılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanık savunmalarında borcu olan kişiler tarafından para yatırılmış olabileceği savunmalarına itibar edilmediği, ayrıca 04.07.2014 tarihinde 38.000,00 TL meblağlı katılım hesabı açıldığı, 07.07.2014 tarihinde 4.000,00 TL meblağlı katılım hesabı açıldığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü liderinin Bank Asyanın kurtarılmasına yönelik yaptığı çağrıya istinaden sanığın bu örgütün terör örgütü olduğunu bilerek bankaya para yatırılması yönünde yapılan örgütsel çağrıyı duyup bu örgütsel çağrı üzerine terör örgütünün finans kaynağı olan bankayı el konulacak noktaya düşürmemek amacıyla örgütsel refleks ile para yatırdığı kanaati oluşmuş ve kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş olmakla, sanık …’ın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu oluşturduğu yapılan yargılamada sübuta ermekle, sanığın eylemine uyan maddelere göre cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği ancak; hüküm fıkrası 4 üncü paragrafında belirtilen “2 yıl 1 ay hapis” ibaresinin “1 yıl 13 ay hapis” olarak değiştirilmek suretiyle hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüte yardım suçunda kast unsuru yönünden, Yargıtay uygulamaları ve öğretideki görüşler incelendiğinde;
Bir suçun kanuni tanımında “bilerek”, “bildiği halde”, “bilmesine rağmen” gibi ifadelere açıkça yer veren suçlar olası kastla işlenemez (Prof.Dr. İzzet Özgenç, TCK Genel Hükümler, 7. Baskı, s. 241).
Kişi, örgütün işlediği somut fiili bilmese de terör örgütü olduğunu, sağladığı yardımın örgütün yararına kullanılacağını bilmeli ve bu irade ile hareket etmelidir. İnsani mülahazalarla yapılan yardımlar örgüte yardım suçunu oluşturmaz. Yapılacak her türlü yardımın suç olarak değerlendirilmemesi gerekir (Prof.Dr. A. Caner Yenidünya – Arşt.Görv. Zafer İçer, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, 1. Baskı, s. 56).
Örgüte yardım suçunda manevi unsurun oluşması için genel kasıt yeterli değildir. Özel kasıt ile işlenen bir suçtur. Fail örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak kastı ile hareket etmelidir (Yrd.Doç.Dr. Namık Kemal TOPÇU, Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları, s. 164).
Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yardım fiilinin örgütün suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerekir. Fıkra metninde geçen “bilerek” ibaresi doğrudan kastı ifade eder. Doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi halinde, yardım edilen kişilerin suç
işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerekmektedir. Örgüt mensuplarına yapılan yardım, aynı zamanda örgüte yapılan yardım olarak değerlendirmek gerekir. Ancak, bu yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet eden bir yardım olması gerekmektedir (Prof.Dr.İzzet Özgenç, Suç Örgütleri, 7. Baskı, s. 38-39).
Yukarıda yer verilen öğretideki görüşler ve Yargıtay yüksek 9. ve 16. Ceza Dairesinin geçmişteki uygulamaları göz önüne alındığında; suç örgütleri veya silahlı terör örgütlerine yardım suçunun ancak doğrudan kastla işlenebileceği, yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etmesi gerektiği, örgüt üyelerine yapılan yardımın da örgüte yapılmış gibi kabul edilmekle birlikte örgüt üyesinin mensup olduğu örgütün bilinmesi ve bu yardımın da insani mülahazalarla değil örgütün amaçlarını gerçekleştirme gayesiyle yapılması hususunda ortak bir kanaat mevcuttur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın, dosya arasında bulunan Bank … hesap hareketleri incelendiğinde; Bank Asyanın TMSF’ye devir işlemi sonrasında ve örgüt liderinin talimatı öncesinde de para yatırma işleminin bulunduğu anlaşılmakla, sanığın hesabını aktif olarak kullandığı ve para yatırma, çekme, harcama gibi rutin bankacılık işlemlerinin bulunduğu yönündeki hesap hareketleri ile de teyit edilen savunmasının aksine örgütle iltisaklı Bank … isimli bankaya talimatla para yatırdığına, silahlı terör örgütüne yardım kastıyla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak mahkumiyetini gerektirir yeterli delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2. Kabul ve uygulamaya göre;
A-) Sanık hakkında 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi uygulanırken atıf maddesinin aynı Kanun’un 3 üncü maddesi olması gerekirken yazılı şekilde “3713 sayılı Kanun’un 3 ve 4 üncü maddelerinde” hüküm tesisi,
B-) Suç tarihinin, sanığın yardım niteliğindeki en son eylem tarihi olan “09.11.2014” yerine gerekçeli karar başlıklarında “30.01.2014, 04.07.2014, 07.07.2014 ve 11.04.2018” olarak gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 03.02.2021 tarihli ve 2019/622 Esas, 2021/126 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …