Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/2655 E. 2010/3108 K. 01.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2655
KARAR NO : 2010/3108
KARAR TARİHİ : 01.03.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 5000 TL asıl ve 8.166.43 TL işlemiş faiz alacağı toplamı 13.166.43 TL alacak için icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; davalının 2002 yılında Eskişehir sınırları içerisinde bulunan bir tarlayı almak istediğini ve bu tarlanın yarı bedeli karşılığında müvekkilinden 5000 TL borç aldığını ve bunun karşılığında da taraflar arasında 11.04.2002 tanzim ve 12.04.2002 vade tarihli, 5000 TL bedelli, davacının lehtarı, davalının da keşidecisi olduğu dava konusu bononun düzenlendiğini ve bononun davacıya verildiğini, ancak davalının borcunu ödemediğini bundan dolayı da 15.03.2007 tarihinde davalı hakkında 5000 TL asıl ve 8.166,43 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 13.166,43 TL alacak için adi icra takibi yapıldığını davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğu … sürülerek itirazın iptaline takibin devamına %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, borcun davalı tarafından ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davaya konu bononun keşide tarihi 11.4.2002, vade tarihinin ise 12.4.2002 tarihi olduğu anlaşılmış olup, icra takibi de 15.3.2007 tarihinde yapılmıştır. Söz konusu bono … Ticaret Kanunu 661.maddesine göre vade tarihinden itibaren 3 yıl geçtiği için zaman aşımına uğramıştır. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre bu şekilde zaman aşımına uğramış olan bu bono, bono vasfını kaybetmiş olup, bono vasfını kaybeden bu belge, HUMK 292.maddesi hükmüne uygun olarak yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Dolayısıyla bono senet vasfını kaybettiği için artık asıl alacağa vade tarihinden itibaren işlemiş faiz yürütülemez. Somut olayda sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemiş yasal faiz yürütülebilir, bu nedenle mahkemece, takibin devamına karar verilerek vade tarihinden itibaren işlemiş faizinde hüküm altına alınmış olması doğru görülmemiştir. Ayrıca yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belge ile alacağın varlığı ve miktarı yargılama ile belirlendiğinden likit değildir. Likit olmayan alacak için asıl alacağa %40 oranında icra inkar tazminatına hükmolunması da doğru değildir. Ancak bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1., 2. ve 3.fıkraları olan “Davanın kabulüne; davalının 1.İcra Müdürlüğünün 2007/3952 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına; davalının asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatı ile hükümlendirilmesine” fıkralarının hüküm fıkrasından çıkartılarak “Davanın kısmen kabulüne; davaya konu Eskişehir 1.İcra Müdürlüğünün 2007/3952 sayılı icra takibinin asıl alacak miktarı olan 5000 TL üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin bu miktar olan 5000 TL üzerinden devamına, bu miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına” ifadelerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 604.00 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 01.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.