YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21162
KARAR NO : 2023/6271
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/242 E., 2016/797 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanığın, yüzüne karşı verilen Hendek 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2016/242 Esas, 2016/797 Karar sayılı kararını 15.06.2015 tarihinde temyiz ettiği gibi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 42 nci maddesi gereğince hükmün temyiz aşamasında ileri sürülen eski hale getirme isteği hakkında Yargıtay tarafından bir karar verilmesi gerektiğinden, sanığın 07.09.2016 tarihli dilekçesi üzerine verilen Hendek 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.09.2016 tarihli ve 2016/242 Esas, 2016/797 Karar sayılı ek kararının, hukuki değerden yoksun bulunduğu kabul edilerek ve bu karar kaldırılarak; sanığın temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Hendek Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2012 tarihli ve 2012/191 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Hendek Sulh Ceza Mahkemesinin, 07.06.2012 tarihli ve 2012/151 Esas, 2012/473 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, kararın itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilmiştir.
C. Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Hendek Sulh Ceza Mahkemesinin, 07.03.2013 tarihli ve 2012/592 Esas, 2013/114 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca verilen 1 yıl hapis cezasına ilişkin hükmün açıklanması 5271 sayılı Kanun 231 inci maddesi gereğince geri bırakılmış, 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş ve karar 27.03.2013 tarihinde kesinleştirilmiştir.
D. Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin 5 yıllık denetim süresi içinde 09.12.2014 tarihinde işlediği uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle sanık hakkında Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesince 23.06.2015 tarihli ve 2014/410 Esas, 2015/240 Karar sayılı ilamıyla mahkûmiyet kararı verilerek hükmün açıklanması yönünden değerlendirilme yapılmak üzere ihbarda bulunulması üzerine Hendek 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2016/242 Esas, 2016/797 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına ve sanığın suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
E. Hendek 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.09.2016 tarihli ve 2016/242 Esas, 2016/797 Karar sayılı ek kararı ile sanığın 07.09.2016 tarihli eski hale getirme talebinin kabulüne karar verilmiştir.
II. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Yargıtayın denetim işlevini yerine getirebilmesi için temyiz incelemesine konu hükmün gerekçe bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin belirtilmesi ve bunun nitelendirmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan yalnızca sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına uymamasına dair hususlar anlatılmak suretiyle gerekçesiz olarak hüküm kurulması, 1412 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin yedinci fıkrası kapsamında Kanuna muhalefet hâli olarak saptanmıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Hendek 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2016/242 Esas, 2016/797 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönlerden incelenmeksizin hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.07.2023 tarihinde karar verildi.