Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/7262 E. 2010/8785 K. 17.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7262
KARAR NO : 2010/8785
KARAR TARİHİ : 17.05.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 400 TL maddi ve 4600 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dilekçesinde, dava dışı kardeşinin borcu nedeni ile kardeşinin alacaklıları ve onların vekilleri tarafından, evde bulunmadıkları bir zamanda evin kapısının çilingir ile açılmak suretiyle evinde haksız yere haciz yapıldığını, eve geldiğinde eve hırsızın girdiğini sandıklarını, bu olay nedeni ile maddi ve manevi yönden üzüldüğünü ve yıprandığını beyan ederek, 400 TL. maddi ve 4600 TL. manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davalılar tarafından yapılan haczin, vasi dosyasındaki vasi adayının adresinde yapıldığı, bu işlem yapılırken kasıtlı olarak hareket edilmediği ve haksız yere haciz yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, haksız hacizden kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre haciz kararı alan alacaklı, sonuçta haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü kişinin bu yüzden uğradığı maddi zararları, kusursuz sorumluluk esaslarınca ödemekle yükümlüdür. Diğer bir ifade ile, haczin haksız olduğu anlaşılırsa, kusur şartına bakılmaksızın alacaklı maddi tazminattan sorumlu olacaktır. Dava konusu olayda haczin haksız olduğu anlaşıldığına göre, artık davalılar maddi tazminat talebi ile sorumlu olacaklardır.
Manevi tazminat açısından ise, aleyhine haksız haciz yapılan borçlu yada 3. kişinin manevi tazminat isteyebilmesi BK.nun 49. maddesinde öngörülen (ağır kusur – ağır zarar) koşullarının gerçekleşmesine bağlıdır.
Somut olayda, davacının kardeşi olan dava dışı asıl borçlu, ceza mahkemesinde aldığı mahkumiyet neticesinde, kendisine davacı vasi olarak tayin edilmiştir. Davalılar da, borçlunun vasisi olan davacının evinde haciz işlemini gerçekleştirmişlerdir.
İcra dosyası incelendiğinde, asıl borçlunun icra dosyasına başvurarak, dava konusu malların ağabeyi olan davacıya ait olduğunu ve iade edilmesini talep etmiştir. Bu beyan üzerine de, icra memurluğu tarafından haciz fekedilerek, mallar davacı tarafa iade edilmiştir. Böylelikle de, davacının meskeninde yapılan haczin haksız olduğu, başkasının borcu nedeni ile bu haczin yapıldığı anlaşılmışır.
Haksız yere bir kimsenin mallarının haczettirilmesi, o kimsenin şeref ve haysiyetini ihlal eden, kişilik haklarına saldırı teşkil eden ve Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi gereğince manevi tazminatla sorumlu tutulmayı gerektiren bir davranıştır. Haczin haksızlığı nedeniyle kişilik hakları zarar gören davacı yararına manevi tazminat takdiri gerekir. Yerel mahkemece bu yön gözetilmeden manevi tazminat isteminin reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Öyle ise mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.