YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1866
KARAR NO : 2023/4594
KARAR TARİHİ : 31.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/416 E., 2015/642 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Muğla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/416 Esas, 2015/642 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2021 tarih, 2016/34668 sayılı tebliğnamesi ile hükmün onanması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; suçun oluştuğuna ve sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkeme gerekçesinde “Sanığın boşanma aşamasında olduğu katılana hitaben sosyal paylaşım sitesi üzerinden farklı zamanlarda “annene söyle altınlarla önce doktora götürüp zarını diktirsin, kız diye satar seni”, ” … başka kocaya satarsınız kızınızı, karakteriniz belli” şeklinde mesajlar göndererek üzerine atılı yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçunun işlediğinin sübut bulduğu, her ne kadar kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan dolayı da cezalandırılması talep edilmiş ise de; sanığın 09/08/2015 günü sabah saatlerinde katılanla görüşmek için odasının camını tıklattığı ve bunu ifadesinde de kabul ettiği anlaşılmakla birlikte, atılı suçun unsurlarının oluşması için eylemin ısrarlı bir biçimde sürdürülmesinin gerektiği buna ilişkin dosyada yeterli delilin mevcut olmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.” denilmiştir.
2.Sanık savunmasında “Müşteki benim boşanma aşamasında olduğum eşimdir. Eşim ailesinin yanına gitmişti. İddianamede belirtilen annesi ile ilgili olan mesajdan önce annesi beni aradı ve kızını başka birisine satacağını bana da davetiye göndereceğini söyledi. Babası da kızının özgür olduğunu ve istediğini yapacağını söyledi. Ben de bunun üzerine panik atak geçirmişim. Bir anlık sinir ve öfke ile “annene söyle altınları önce doktoro götürüp…” şeklindeki mesajı atmışım. Ben o anı tam hatırlamıyorum. O mesajı suç işleme kastıyla atmadım. Bir anlık sinir ve öfke ile atılmış mesajdır. Ben kesinlikle iddianamede belirtilen 09/08/2015 tarihinde gece vakti saat 03:00 sıralarında müştekinin ailesi ile kaldığı Yeniköy-Muğla’ya gittiğim iddiası kesinlikle doğru değildir. Ben o belirtilen saatlerde Afyonkarahisar ili Dinar ilçesindeydim. Buna ilişkin 03:04 saatlerinde yakıt aldığıma dair kart esktrem ve orda çalışanların imzası var. Ben konuşmak için 09/08/2015 günü sabah saatlerinde gittim. Kesinlikle gece saatlerinde gidip kimseyi rahatsız etmedim. Ben panik ataklardan dolayı gece yola çıkmıştım. Sıcakta … kullanmamak içindi. Ben bu olaylardan sonra müştekinin amcası ile görüşerek anlaşmalı boşanma hususunda konuştuk. Onlardan haber beklediğimi söyledim. Ve müştekiyi bir daha aramadım. 12/08/2015 günü müşteki beni aradı. Boşanmamamız hususunda yaklaşık 2 saat konuşmuşuz. Ben panik atak geçirip bayılmışım. Üzerime atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Benim belirtilen günde saat 03:00 de müştekiyi rahatsız etmediğime dair istenirse mobessa kayıtları incelenebilinir. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Müşteki bazen bana canımlı cicimli mesajlar atıyor. Bazen de kapa sözlerle mesajlar atıyordu. Bunu neden yaptığını anlamıyorum. Öncelikle beraatimi isterim. Mahkumiyetim halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istiyorum. Ancak tesiste gece vakti plakam yanlış yazılmış. Buna ilişkin tutulan tutanağı ve kullanmış olduğum ilaçlara ilişkin reçete ve müştekinin bana göndermiş olduğu mesajları ibraz ediyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3.Katılan “Boşanma aşamasında olduğum eşim devamlı internet üzerinden mesaj yazıyordu birbirimize hakaret niteliğinde bir kısım sözlerimiz oldu o benden özür diledi bende ondan diledim sunduğu mesaj kayıtları bunlarla ilgilidir fakat kendisiyle görüşmek istemediğim halde rahatsız etmeye devam etmiş ve hakaret edip 09/08/2015 günü de sabah 4-5 sularında evimize gelmiş ben o sırada uyuyordum annem ve babam onu dışarıda görmüşler benle ilgili birşey olmadı sanıyorum annem ve babama hakaret etmiş, şikayetçiyim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanunun 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç olup, bu suçun oluşması için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Sanığın boşanma aşamasında olduğu katılana attığı hakaret içeren mesaj nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği, sanığın suç tarihinde katılanın ailesiyle birlikte bulunduğu eve gelerek konuşmak için katılan uyuduğu sırada camını tıklatması şeklindeki eylemi dışında ısrar ögesinin gerçekleştiğine dair delil bulunmaması nedeniyle beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin suçun oluştuğuna yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Muğla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/416 Esas, 2015/642 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.