YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1562
KARAR NO : 2023/4620
KARAR TARİHİ : 01.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/614 E., 2016/182 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2016 tarihli ve 2015/614 Esas, 2016/182 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraat kararı karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09.03.2021 tarihli ve 2016/204136 sayılı, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz İsteği; beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, müvekkilinin sanık …’nın yönetici olduğu apartmanda ikamet etmekte olup yetişmiş olduğu çevreden ve sahipsiz hayvanlara sahip çıkma isteğinden dolayı apartmandaki sahipsiz kediler ile ilgilenip apartman sakinlerine rahatsızlık vermeden onları beslemekte olduğuna, bu durumdan rahatsız olan sanığın müvekkili gerek fiziki gerekse telefonda olmak suretiyle birçok kere rahatsız etmiş olup apartman bahçesinde bulunan müvekkilin eşyalarını da dışarı attırmış olduğuna, eksik deliller ile hüküm tesis edildiğine, haksız ve hukuka aykırı olarak sanık hakkında beraat kararı verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Katılan ile sanığın Kadıköy … Mahallesi … Sokak … Apt. No:46’daki apartmanda oturdukları, sanığın apartman yöneticisi olarak görev yaptığı, katılanın yetişmiş olduğu, çevre kişiliği, ve şahsiyeti kapsamında özellikle sahipsiz hayvanlara sahip çıkmayı sevdiği, onları beslemek için özel gayret gösterdiği bu nedenle oturmuş olduğu apartmanın bahçesine bu tür hayvanların beslenebilmeleri için yiyecek koyduğunun anlaşıldığı, karınlarını doyurmak için gelen hayvanların zamanla apartman bahçesinde olmalarından dolayı sanığın rahatsızlık duyulduğu, bu nedenle katılanın hayvanların karınlarını doyurmak için koymuş olduğu eşyaların sanık tarafından dışarı attırıldığı, katılanın şikayetçi olması üzerine, sanığın eyleminin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturduğu iddiasıyla hakkında hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
2.Sanığın atılı suçlamaları kabul etmediği ve yargılama aşamasında alınan savunmasında;
” Ben bu konu hakkında daha önce savcılıkta ifade vermiştim , aynen tekrar ederim, ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, ben müştekinin de ikamet ettiği apartmanda yöneticiyim . Apartmanın temizliğinden de sorumluyum. Apartmanda kedilerin beslendiği ancak yemek artıklarının kaldığı apartman sakinlerinin bundan rahatsız olduğu bunların daha düzenli yapılması yönünde apartman sakinlerine yazılar gönderdim. Yazı örneklerini de mahkemenize sunuyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum. Müşteki şikayetinden vazgeçerse vazgeçme beyanını şimdiden kabul ederim. Öncelikle beraatime karar verilmesini ,mahkeme aksi kanaatte ise hakkımda CMK 231 maddesinin uygulanmasını talep ederim” şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
3.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve yargılama aşamasında alınan ifadesinde;
“Ben bu konu hakkında daha önce emniyette beyanda bulunmuştum beyanımı aynen tekrar ederim. Ben apartmandaki sahipsiz kediler ile ilgilenip onları besliyorum daha önce benim bir kedim haşlanarak öldürülmüştü. Ben bununla ilgili olarak şikayetçi olmuştum apartmana bu olay ile ilgili olarak polis gelmişti bu konu ile ilgili olarak sanık ile aramızda devam eden davalarımız vardır bu olaydan sonra sanık ile aramızda husumet oluştu. Sanık benim kedilerin barınması için koymuş olduğum kolileri attı. Sanık beni apartmanda küçük düşürmeye çalıştı ben 5 yıllık avukat olmama rağmen sanık apartmanda apartmandaki şahıslara benim avukat olmadığım yönünde konuşmalar yapıyordu. Ayrıca eski çalıştığım büroyu arayarak avukat olup olmadığım hususunu araştırmaya çalışmıştır .Sanığın bu davranışları yüzünden benim huzurum bozulmuştur. Ben bu olaylardan sonra evi satmak zorunda kaldım. Sanıktan şikayetçiyim cezalandırılmasını istiyorum davaya da katılmama karar verilmesini talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunduğu, Mahkemece 25.02.2016 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği belirlenmiştir.
4.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde;
“…İncelenen tüm dosya kapsamından ve toplanan delillerin değerlendirilmesinden anlaşılacağı üzere ; sanık ile katılanın aynı binada ikamet ettikleri katılanın binada apartman yöneticisi olduğu, katılanın sahipsiz kedilerin beslenmesi için apartman bahçesine koymuş olduğu kapıların atıldığını iddia ettiği , sanığın savunmasının aksine sırf huzur ve sükunu bozma kastıyla hareket ettiğine ilişkin mahkumiyetine yeter şüpheden uzak , kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sanığın üzerine atılı kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup müsnet suçtan beraatine…” gerekçeleri ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir.
5.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluşması için failin ”sırf huzur ve sükunu bozma” kastıyla hareket etmesi gerektiği, sanığın savunmasının aksine sırf katılanı rahatsız etmek ve kişilerin huzur ve sükununu bozma kastı ile hareket ettiğine ilişkin delil elde edilemediği dosya kapsamından anlaşılmakla; sanık hakkında beraat hükmü kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiş olup, yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, katılan vekilinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanığın beraatine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede; katılan vekilinin diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Anadolu 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2016 tarihli ve 2015/614 Esas, 2016/182 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,01.11.2023 tarihinde karar verildi.