YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1722
KARAR NO : 2023/4395
KARAR TARİHİ : 25.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/141 E., 2016/370 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Afyonkarahisar 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2016 tarihli 2016/141 E. 2016/370 K. sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.03.2021 havale tarihli ve 2016/297792 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile 18. Ceza Dairesine tevdi olunmuştur.
3.Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01.02.2023 tarihli 2021/18670 Esas 2023/2237 Karar sayılı kararı ile dosyanın 12. Ceza Dairesine devredilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Mahalli Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Sanığın kullandığı hat ile katılanı 10/10/2015, 12/10/2015 ve 13/10/2015 tarihlerinde numarasını gizleyerek yirmiden fazla kez aradığı, sanığın söz konusu hattı kullandığını kabul ettiği, sanığın katılanı ısrarla huzur ve sükunu bozma kastıyla aradığı, atılı suçun unsurlarının oluştuğu ve mahkemenin sanık hakkında verdiği beraat kararnın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü:
” Sanık hakkında, katılanı 3 kere arayarak huzur ve sükununu bozduğu iddiasıyla kamu davası açıldığı, suça konu aramaları sanığın yaptığı kabul edilse dahi sırf huzur ve sükunu bozma derecesine varacak sayıda arama yapılıp yapılmadığının kuşkulu olduğu, kaldı ki suça konu aramaları sanığın yapıp yapmadığının da kesin olarak anlaşılamadığı, tarafların önceden tanışmadıkları, sanığın, katılanı arayıp rahatsız etmesi için herhangi bir sebep bulunmadığı, gerçekten sanığın işiyle meşgul olduğu bir sırada telefonu ele geçiren bir kişinin gizlice suça konu aramaları yapmış olma ihtimalinin çürütülemediği, sanığın cezalandırılmasına yeterli delile ulaşılamadığı anlaşılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” şeklindedir.
2.Sanığın savunması “ben Ekim 2015 tarihinde Ankara ilinde Elmadağ ilçesindeki çimento fabrikasında çelik montaj işi yapıyordum, … numaralı hat bana aittir, bazen çalıştığımız sırada telefonumu bir köşeye bırakıyordum, çalışırken telefon zarar görmesin diye bu şekilde bırakıyordum, arayan olur diye telefonu açık bırakıyordum, kesinlikle şikayetçiyi arayıp rahatsız etmedim, bu işi kim yapmış onu da bilemiyorum, telefonumu bıraktığımda benden habersiz arayan biri olduysa bunda benim kastım yoktur, ben de evliyim, çoluk çocuğum var, bir bayanı bu şekilde rahatsız etmem mümkün değildir” şeklindedir.
3.Katılanın beyanı “… ** numaralı hat bizim evimize bağlıdır, bu olaydan 15 gün kadar önce rahatsız edilmeye başlandım, gündüz vakti arandığı için evde hep ben oluyordum, arayan kişi ipe sapa gelmez laflar söylüyordu, bu davranışlar devam edince karakola şikayet etmek zorunda kaldım, arayan kişi erkekti, orta yaşlı olduğunu tahmin ediyorum, ben sanığın sesini huzurunuzda duydum, fakat beni rahatsız eden kişinin sesini şu anda hatırlayamıyorum, aynı ses tonu olup olmadığını tahmin edemiyorum, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum, ben sanığı önceden hiç tanımıyorum, hiç bir husumetim yoktur, beni arayan o ise neden aradığını da bilemiyorum dedi.” şeklindedir.
4.HTS kayıtları dosya içindedir.
IV. GEREKÇE
Mahalli Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri ve Tebliğname Yönünden;
1.5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun maddi unsurunun, sırf huzur ve sükununu bozmak amacıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasından ibaret olduğu , katılanın 10.10.2015 günü ikametinde bulunan sabit telefonun aranarak “canım nasılsın, ben seni aradım sen kimsin, ne kadar gıcık biriymişsin” dendiğini, 12.10.2015 günü ve sonraki günlerde de ikametinin aranarak sesinin dinlendiğini belirttiği ve arayan kişiden şikayetçi olduğu olayda dosya içerisinde yer alan HTS kayıtları incelendiğinde sanığın kullandığı hattan 10.10.2015, 12.10.2015 ve 13.10.2015 tarihlerinde toplamda 20 den fazla kez katılanın kullandığı sabit telefonun arandığının anlaşılması karşısında, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsurlarının somut olayda oluştuğu gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Bozma ilamına uyulması halinde; sanığa isnat edilen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu için TCK’nın 123/1. maddesinde öngörülen temel ceza miktarı itibariyle, 5271 sayılı CMK’nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” düzenlemesine tabi olacağı; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile; ”…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan ”…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle, kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı doğrultusunda dosyanın, ”Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Afyonkarahisar 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2016 tarihli 2016/141 Esas 2016/370 Karar sayılı kararına yönelik mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2023 tarihinde karar verildi.