Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/4531 E. 2011/8348 K. 12.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4531
KARAR NO : 2011/8348
KARAR TARİHİ : 12.05.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 4.000.00 lira alacağın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, …Otomotiv Tic.Ltd. Şti. Yetkili müdürü olan davalıdan araç almak için 4.000- TL kapora bedeli ödediğini daha sonra araç almaktan vazgeçtiğini , kapora bedelinin iade edilmemesi üzerine Bakırköy 2.İcra Müdürlüğü’nün 2006/4004 Esas sayılı icra takibi başlattığını, haksız itiraz üzerine durdurulmasına karar verildiğini beyanla, 4,000 TL alacağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının …Otomotiv Ticaret LTD Şirketinden 12.08.2004 tarihinde … plakalı Lada marka aracı aldığını kaporanın bu tarihten önce verildiğini, kapora belgesindeki 10/12/2004 tarihinin sonradan davacı tarafından doldurulduğunu, belgedeki tarih kısmının müvekkilinin eli mahsulü olmadığını, bu tarihin pazar gününe rastladığını, işyerinin de pazar günü açık olmadığını, davacı hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2007/48175 hazırlık sayılı evrakı ile sahtecilikten suç duyurusunda bulunduklarını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın ispatlanmaması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK.md.6). Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Somut olayda, davacı davalıdan araç satın almak üzere kapora verdiğini, ancak araç almaktan vazgeçmesi nedeniyle kaporanın iadesini talep etmiş, iddianın dayanağı olarak davalı tarafından verilen ve arkasında “… 1 adet Vega H6 için 4.000.000.000 (dört milyar) kaparo alınmıştır.10.10.04 ”yazan kartvizit, davalı işyerinin Pazar günleri açık olduğuna dair gazete, başka araç alış-verişi için … ile yapılmış 12.2.2008 tarihli sözleşme, davalı lehine düzenlediği 9.5.2004 tarihinden başlamak üzere düzenlenen 9 adet her biri 500 TL bedelli bonolardan 8/9 ve 9/9 sayılı senetleri sunmuştur.
Davalı ise davacıya 12.8.2004 tarihinde LADA araç satışına dair açık fatura sunmuş, kartvizitte yazılı aracı davacıya sattığını ve kaporanan bedele dahil edildiğini, tarihin satış sonrası bir tarih olarak sonradan yazıldığını kendisinin eli mahsulü olmadığın savunmuştur.
Mahkemece davalı …’in yazı ve imza örnekleri alınmış, yapılan incelemede Adli Tıp Kurumu Başkanlığı laboratuarda yapılan incelemede kartvizitteki “10.10.04” rakamlarının sınırlı sayıda birbiri tekrarı rakamlardan ibaret olması nedeniyle aidiyetinin diğer yazılarla aynı el ürünü olup olmadığı ve davalı …’in eli ürünü olup olmadığının tesbit edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacı raporu kabul etmediğini belirtmiştir.
Davalının şikayeti üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2007/48175 hazırlık sayılı evrakı ile sahtecilikten davacı hakkında soruşturma yapılmış, bilirkişi incelemesi sonucu, ihtilafa konu tarihin davacı eli ürünü olmadığı saptanmakla delil yetersizliğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
O halde, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptırdığı bilirkişi incelemesinde tarihin davacı eli mahsulü olmadığı saptanabildiğine göre, rakamların yetersizliği nedeniyle tarihin davalı eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğine dair raporla yetinilmeyerek,
Jandarma Genel Komutanlığından ya da Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis laboratuarı Müdürlüğünden yeniden rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken, eksik araştırma ile ispat edilemeyen davanın reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.