YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/241
KARAR NO : 2023/4903
KARAR TARİHİ : 09.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/310 E. 2016/493 K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümleri müşteki …’nın temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden katılan … vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2015/310 Esas, 2016/493 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.01.2021 tarihli ve 2016/364653 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan vekilinin temyiz isteği;
1. Kararın yasa hükümleri karşısında isabetsiz olduğuna,
2. Kararın bozulması gerektiğine,İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. “Yapılan keşif, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Datça ilçesi, … Köyü, … Tatil Sitesi … Mahallesi 719 numaralı taşınmaz üzerinde, izinsiz ve ruhsatsız olarak konutun büyütülmek suretiyle onarım ve tadilat işlerinin yapıldığı tespit edildiği, davaya konu yer tek yapı ölçeğindeki kültür veya tabiat varlığı olmayıp, 2. derece doğal sit alanı kabul edilen bölge içerisinde yer aldığı, bu nedenle somut olayda sit alanı kabulü kararının ilgililerine tebliği zorunluluğundan bahsedilemeyeceği, sanığın bu yerin sit alanı kabul edilen bölge içerisinde yer aldığını bildiğinin kabul edilebilmesi için taşınmazın tapu kaydında koruma kararına ilişkin şerhin bulunmasının, şerh de yoksa koruma kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmiş olmasının yeterli olduğu, ancak dosya kapsamı itibariyle tapu kaydında taşınmazın sit alanı içerisinde yer aldığına dair şerhin bulunmadığı, ayrıca Datça İlçesi … Mahalle Muhtarlığının 05/08/2015 tarihli yazısında, sit alanı kabulü kararının mahallinde mutat vasıtalarla duyurusunun yapılmadığının belirtildiği, böylece sanıkların, bahse konu yerin 2. derece doğal sit alanı vasfında olduğunu bilmediklerine ilişkin savunmalarının aksine herhangi bir delilin bulunamadığı, tüm bu nedenlerle mahkemece sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmektedir.
2. Sanık … savunmasında; “Ben daha önce kolulkata ifade vermiştim. O ifadem doğrudur. Aynen tekrar ederim. Ben … tatil sitesinde ikamet ederim. … benim komşum olur. Kendisi Amerika’da yaşıyor. Şu anda Amerika’da, bir gün beni telefonla aradı. Evinin çatısının rüzgarla uçtuğunu söyledi. Bende evine gidip baktım. Çatı çok kötü durumda idi. Değişmesi gerekiyordu. Kendisine ilettim. O da bana yaptırmamı söyledi. Ayrıca tamirata başlamışken evin dış sıva ve iç kalebodurlarının da yapılmasını istemişti. Kendisi ile evin tamiratı konusunda anlaştık. Ben buranın sit alanı içinde olduğunu duyuyordum ama tam olarak bilmiyordum. Tadilatları yaptıktan sonra buranın sit alanında olduğunu öğrendim. … yazın gelmişti. Tadilatları 2014 yılı kış aylarında yaptırmıştım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum.” demiştir.
3. Sanık … savunmasında; “Ben normalde yurtdışında yaşıyorum. Suça konu yer kayınpederime aitti. Kayınpederim vefat ettikten sonra benim üzerime geçti. Ben kesinlikle buranın sit alanında kaldığını bilmiyordum. Ayrıca avlu kapatma işlemi kayınpederim zamanında yapılmıştı. Ancak çok eski idi. Yaşanabilecek durumda değildi. Bu nedenle ben herhangi bir ekleme, çıkartma yapmadan sadece burayı yaşanabilecek duruma getirdim. Çünkü çocuklarım da böyle kötü bir yerde yaşamak istemiyorlardı. Bana herhangi bir ilan veya tebligat gelmedi. Çevreden de kimse buranın sit alanında kaldığını, herhangi bir onarım yapamayacağımı söylemedi. Ayrıca buradaki onarımlar yapılırken ben yurtdışında idim. Bu nedenle tutanaktan da haberdar değilim. Ben bu durumdan tadilat bittikten sonra haberdar oldum. Suçsuzum, suç işleme kastım yoktur. Beraatimi talep ederim.” demiştir.
4. Tanık … duruşmadaki beyanında; “Ben daha önce kollukta ifade vermiştim. O ifadem doğrudur. Aynen tekrar ederim. Ben boya badana işleri yapırım. …’i tanırım ancak kendisinin yanında işçi olarak çalışmıyorum. Ben bağımsız çalışırım. … ve başka kişiler iş olduğunda bana haber verirler bende gider badana boya işi yapırım. … tatil sitesine de gidip boya badana işleri yapırım. … isimli şahsa ait evin iç ve dış boya badana işlerini ben yapmıştım. Hatırlıyorum. Hatta hava çok soğuktu. Ben gittiğimde evde inşaat yoktu. Sadece badana boya işi kalmıştı. Ben buranın sit alanı olduğunu bilmiyordum. Sürekli boya badana işleri yaparım. Evin sahibinin izin alıp almadığını bilmiyorum. Olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Ücret talebim yoktur. Dedi. Çelişki nedeniyle soruldu: Her ne kadar jandarmadaki ifademde …’in yanında işçi olarak çalıştığım belirtilmiş ise de; ben …’in yanında işçi olarak çalışmıyorum. Neden böyle yazılmış bilemiyorum. Ben bağımsız çalışıyorum.” demiştir.
5. Tanık … duruşmadaki beyanında; “Ben daha önce kollukta ifade vermiştim. O ifadem doğrudur. Aynen tekrar ederim. … benim eniştem olur. Kendisi badana boya işi yaptığından o gün … tatil sitesinde iş olduğunu ve yardıma ihtiyacı olduğunu söylemişti. Bende yardım için gitmiştim. Gittiğimizde sadece evin iç boyasını yapılıyordu. Ben kimsenin yanında işçi olarak çalışmıyorum. Bağımsız olarak çalışıyorum. Olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Ücret talebim yoktur. Dedi. Çelişki nedeniyle soruldu: Her ne kadar jandarmadaki ifademde …’in yanında işçi olarak çalıştığım belirtilmiş ise de; ben …’in yanında işçi olarak çalışmıyorum. Neden böyle yazılmış bilemiyorum. Ben bağımsız çalışıyorum.” demiştir.
6. Tanık … duruşmadaki beyanında; “Ben daha önce kollukta ifade vermiştim. O ifadem doğrudur. Aynen tekrar ederim. … tatil sitesinde bulunan …’a ait evin alçı ve boya işlerini yapmıştım. Evde inşaat yapılmıştı. Duvarlar, banyolar yapılmıştı. Baya bir inşaat vardı. Ev komple tadilat görmüştü. Ben sadece alçı ve boya işleri yaparım. …’ın izin alıp almadığını bilmiyorum. Ben yevmiyeci olarak çalışırım. Olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Ücret talebim yoktur. Dedi. Çelişki nedeniyle soruldu: Her ne kadar jandarmadaki ifademde …’in yanında işçi olarak çalıştığım belirtilmiş ise de; ben …’in yanında işçi olarak çalışmıyorum. …’un yanında yevmiyeci olarak çalışırım. Neden böyle yazılmış bilemiyorum. Ben bağımsız çalışıyorum.” demiştir.
7. Mahkemece 12.01.2016 tarihinde mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan mimar bilirkişi raporunda; dava konusu yerin II. derece doğal sit alanında kaldığı, yapılan tadilat ve eklentilerle birlikte dış cephenin orijinal projesine aykırı olarak büyük oranda değişiklik yapıldığı, kolluk tarafından yapılan tespitte tadilata başlandığı, yapı tatil zaptındaki tespitte ise tadilatın bitirildiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
8. Dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının … Köyünde ve Datça Belediye Başkanlığında mutad vasıtalarla ilan edildiğine ilişkin tutanakların dosya kapsamında mevcut olduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin başlığında, hem …, hem de … adına temyiz talebinde bulunduğu anlaşılarak yapılan incelemede;
A. Müşteki … Vekilinin Temyiz Talebi Açısından;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden müşteki Datça Belediye Başkanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Katılan … Vekilinin Temyiz Talebi Açısından;
Dava konusu, II. derece doğal sit alanı içerisinde kalan taşınmazda 10.02.2015 tarihli kolluk tutanağı ile izinsiz inşai ve fiziki müdahale yapılmakta olduğunun tespit edildiği, tutanak altında inşaatta çalışan ve duruşmada tanık olarak dinlenilen işçilerin imzalarının bulunduğu, tutanağa ek resimlerde halen inşaatın devam ettiğinin görüldüğü, 10.06.2015 tarihli yapı tatil zaptı ile de inşaatın tamamlanmış olduğunun belirlendiği, mahallinde icra edilen keşif sırasında çekilen fotoğraflarda da tadilatın bitmiş olduğunun görüldüğü, dava konusu taşınmazın tapuda sanık … adına kayıtlı olduğu, …’in sanık … ile tadilat konusunda anlaştığı, sanık …’in Amerika’da yaşadığı anlaşılan dosya kapsamında,
1. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Açısından;
2863 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun’un amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ – yayım – internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh – ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu’nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının ilan edilmediğinden bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının … Köyünde ve Datça Belediye Başkanlığında mutad vasıtalarla ilan edildiğine ilişkin tutanakların mevcut olduğı, sanık …’in savunmasında, dava konusu yerin sit alanında kaldığını duyduğunu ancak tam olarak bilmediğini beyan ettiği, ayrıca … Sitesinde başkasına ait taşınmazda 06.03.2013 tarihinde gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan yargılandığı ve mahkumiyetine karar verildiği, bu hali ile sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bildiği konusunda tereddüt kalmadığı anlaşılmakla, mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan mimar bilirkişi raporu ile müdahalenin esaslı müdahale olduğunun tespit edildiği, ancak sit alanında zarar verilip verilmediğinin belirlenmediği göz önüne alınarak, mahallinde arkeolog ve sanat tarihçi bilirkişi refakatinde yeniden keşif icrası ile, dava konusu eylem neticesinde zarar meydana gelip gelmediği hususları tereddütsüz şekilde belirlenerek, zararın mevcudiyetinin tespiti durumunda sanığın 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca, eylemin zarara neden olmayan inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğunun tespiti halinde ise taşınmazın bulunduğu yerin bağlı olduğu idari birimin (belediye – il özel idaresi-büyükşehir belediyesi) bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı araştırılarak, anılan büronun varlığı halinde 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65 inci maddesinin dördüncü fıkrası; yokluğu halinde ise aynı Kanunun 65 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Açısından;
Sanığın savunmasında Amerika’da yaşadığını, dava konusu yerin sit alanında kaldığını bilmediğini beyan ettiği, sanık …’in de beyanında …’in Amerika’da yaşadığını, kendisini telefonla arayarak tadilat yaptırmak istediğini beyan ettiğini belirttiği, 10.02.2015 tarihli kolluk tutanağı ile inşaatın devam ettiği 10.06.2015 tarihli yapı tatil zaptı ve keşif günü itibariyle ise inşaatın tamamlanmış olduğunun belirlendiği, …’in de beyanında dava konusu yerin sit alanı olduğunu duyduğunu ancak tam bilmediğini ileri sürdüğü anlaşılmakla, … tarafından …’ e dava konusu yerin sit alanında kaldığına dair bilgi verilip verilmediği, 10.02.2015 tarihinde kolluk tarafından yapılıp inşaatta çalışan işçilerinin imzalarının alındığı tespitten sonra …’e … tarafından bilgi verilip verilmediği, …’in bilgisi dahilinde inşaata devam edilip edilmediği hususları araştırılarak sanık …’in hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Müşteki … Vekilinin Temyiz Talebi Açısından;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden müşteki Datça Belediye Başkanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, müşteki … vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan … Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talebi Açısından;
Gerekçe bölümünde (B-1) bendinde açıklanan nedenle Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2015/310 Esas, 2016/493 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
C. Katılan … Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talebi Açısından;
Gerekçe bölümünde (B-2) bendinde açıklanan nedenle Datça Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2015/310 Esas, 2016/493 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2023 tarihinde karar verildi.