YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3353
KARAR NO : 2011/8327
KARAR TARİHİ : 12.05.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 10.000,00 TL (ıslahen 45.312,69 TL) ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar vekili; müvekkillerinin 28 Parsel sayılı taşınmazın malikleri olduklarını, komşu olan davalının maliki olduğu 43 nolu parselde 12.08.2004 tarihinde gerekli tedbirler alınmadan temel hafriyatı ve inşaata başlanılması nedeniyle müvekkillerinin ikamet ettiği binanın hafriyat alanına doğru kayıp yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını ve binanın … belediyesi tarafında da tahliye edilerek mühürlendiğini, müvekkillerinin binanın oturulamaz hale gelmesi nedeniyle hasar tazminatı için açtıkları davanın Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20.09.2007 gün ve 56-60 sayılı kararı ile kısmen kabulüne karar verildiğini ve kesinleştiğini, bu nedenle 12.08.2004 tarihinden kararın kesinleşme tarihi olan 20.12.2007 tarihine kadar 10.000.-TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, safahatta davayı ıslah ederek müddabihi 45.312,69.TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davanın haksız fiile dayalı olduğunu ve bir yıllık zaman aşımına uğradığını beyanla bu nedenle ve kesin hüküm oluştuğundan bahisle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın boşaltılması tarihinden başlatılarak, eski hale getirme (güçlendirme bedeli) tazminatına ilişkin kararın kesinleşme tarihine kadar 4 yıla yakın süre ile 10.000 TL ecrimisil tazminatına hükmedilmiş, ıslah edilen 35.312,69 TL için zamanaşımı nedeniyle talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki talep TMK’nun 738. maddesinin uygulanmasını gerektirir bir uyuşmazlığa ilişkindir.
O halde, davalının haksız fiili nedeniyle, boşaltma tarihinden başlatılmak üzere, 25.05.1938 gün ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresi içinde taşınmazın güçlendirilerek eski hale getirilmesi için gereken süreye dair yoksun kalınan kira kaybını davacıların tazminat olarak isteyebilecekleri gözetilmelidir.
Bu nedenle, binanın boşaltılması tarihinden başlatılarak, eski hale getirilmesi için gereken süreye dair yoksun kalınan kira bedeli belirlenmeli, ilk davaya ilişkin 10.000,00 TL’yı aşan kısım olursa, ıslah tarihi olan 24.05.2010 tarihi itibariyle beş yıllık zamanaşımı nazara alındığında 24.05.2005 tarihinden sonrası için ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek ancak bu tarihe kadar olan kısım için kesinleşen hükümle bu zararın oluşmasına davacıların %30 oranında kusurlu olmasının katkısı da nazara alınarak uygun miktara hükmedilmesi gerekirken, soyut belirlemeler ile 44 aylık ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, kabule göre de, davada 5 davacı için 44 aylık ecrimisile hükmedilirken davacıların her birinin istediği miktarlar açıklatılarak, hükümde kabul edilen kısmın her bir davacı için ayrı ayrı gösterilerek faizin o kısım için o dönem sonundan başlatılması gerekirken (HUMK.md.388-389), toplam 10.000,00 TL ecrimisilin 1.9.2004 tarihinden başlamak suretiyle yıllık dönem sonu tahakkuk tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile tapudaki hisseler oranında davacılara ödenmesine karar verilmesi hükmün infazında tereddüt yaratacağından usul ve yasaya uymadığı gibi, ıslah tarihine göre 24.05.2005 tarihinden öncesi için zamanaşımı dolmuş ise de. sonrası için zamanaşımı süresi dolmamış olduğundan, ıslah edilen kısmın tamamının zamanaşımı def’i nedeniyle reddi de doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.